“Cehennemin yedi kapısı vardır. O kapıların her biri için birer grup ayrılmıştır. Allahtan korkanlar, elbette cennetlerde ve pınarların başındadır.” (Hicr:44,45)


Her şey Âdem’in varlık âlemine takdimi ile başladı. Bu mevcudat için büyük bir sınavdı. İtaatin ya da isyanın gerçek anlamda sınanacağı bir imtihandı bu. İlk emirde içinde kibri ve gururu büyüten İblis itaatsizliğini ve kibrini beyan etti. İlk fitne ateşini yaktı. Âlemlerde kötü ve kötülüğün adı oldu. İnsan ve Cinlerin içindeki Şeytani düşüncelilerin de ortaya çıkartılması için sınavın süresi bütün âdemler boyunca uzatıldı. İblis Âdem’e secde ile imtihan edilirken, Âdem ve Havva yasak ağaçla imtihan edildi. Âdemin oğulları da Allahın dünya da koyduğu yasaklarla imtihan edilmeye devam ediyorlar. Kısacası İnsanoğlunun Âleme arzı devam etmektedir. Garip olan şu ki mahlûkatın en saygını olarak dünyaya gelen insan en rezil varlığın peşine takılarak dünyada sefil bir hayat sürmektedir. Ahiret hayatı için ise Yüce rabbimiz takip edilenle takip edeni ayırmayacağını vaat ediyor. Hicr suresinin ilgili ayetlerinde de Cehennemin tabakalarını ve kapılarını açıklayarak da tabir yerinde ise takip süresine uygun bir birliktelik diyebileceğimiz cehennem beraberliğine hüküm buyuruyor. “Sana uyan azgınlardan başka, kullarımın üzerinde hiçbir nüfuzun yoktur. Şüphesiz ki sana uyanların hepsine vaat edilen yer cehennemdir. Cehennemin yedi kapısı vardır. O kapıların her biri için birer grup ayrılmıştır.” (Hicr:42-44)


CEHENNEM: Derin kuyu, ahirette kâfir ve günahkâr kimselerin azap çekecekleri ceza yeridir. Kur’an-ı Kerim’de inanan ve güzel amel işleyen kimselere Cennet vaat edildiği gibi kâfir ve günahkâr kimselere de Cehennem vaat edilmiştir. Kâfir, münafık ve müşrikler Cehennem’de ebedî kalırlar, orada ölmezler ve azapları da hafifletilmez. Tövbe etmeden günahkâr olarak ölen ve Allah’ın kendilerini affetmediği müminler ise Cehennem’de ebedî kalmazlar. Kendilerine günahları kadar azap edilir. Sonra oradan kurtulup Cennet’e girerler ve orada ebedî kalırlar. Allah Cehennem’i diğer yaratıklardan önce yaratmıştır ve şu anda mevcuttur, yok da olmayacaktır. Cehennem yedi kapılı ızdırap yerinin genel adı olmakla birlikte Kur’an’ı Kerîm’de çeşitli isimleri vardır. Ayetteki Cehennemin yedi kapısı ve her kapının önündeki yedi grupla ilgili Hz.Ali efendimiz: “Cehennemin bir biri üzerinde yedi tane kapısı vardır.Önce birinci sonra ikinci sonra üçüncü..diye sıra ile doldurulur.
” Diye Cehennemin çukurlarını tanımlar. Müfessirlerimiz de yedi tabaka da diye bileceğimiz yedi kapıyı içindeki gruplarıyla birlikte şöyle tarif etmektedirler: Cehennem: Mü’minler için Leza: Yahudiler için Hutame: Hıristiyanlar için Sair: Sabiler için Segar: Ateşe tapanlar için Cahim: Müşrikler için Haviye: Münafıklar için Büyük müfessir merhum Âlûsi “Allah katında bilinen vaktin gününe kadar...”(Hicr: 38).
ayetini tefsir ederken ölümü anında Cehennemin bütün kapılarının açılacağı İblis’in ölüm şekli hakkında şu rivayeti nakleder; Ahmed b. Kays’tan nakledilmiştir ki: “O, Medine’ye vardım demiş, maksadım emirü’l-müminin Ömer (r.a) idi. Bir de vardığımda büyük bir cemaat toplanmış, orada Ka’bû’l-Ahbâr insanlara vaaz ediyor ve şöyle diyordu: “Âdem Aleyhisselâm’a ölüm emri geldiği zaman ‘Ya Rabbi! Düşmanım İblis, beni ölmüş bir durumda görünce kendisi kıyamet gününe kadar mühlet verilmiş olmakla sevinecek, başıma gelene gülecek’ dedi. Ona şöyle cevap verildi: ‘Ey Âdem! Sen cennete geri gideceksin, o lanetlenmiş İblis ise öncekilerin ve sonrakilerin sayısı kadar ölüm acısını tatmak için beklemeye bırakılacak. ‘Sonra Âdem, Hz. Azrail’e, ‘Ona ölümü nasıl tattıracaksın? Niteliğini anlat.’ dedi. Azrail onun ölümünü anlattı. Âdem: ‘Ya Rabbi, yeter!’ dedi. Bunun üzerine insanlar, heyecana geldiler de Ka’b’e ‘Ey Ebu İshâk! O nasıl?’ dediler. Ka’b, açıklama yapmaktan çekindi, insanlar ısrar ettiler. Bunun üzerine Ka’b dedi ki: ‘Yüce Allah, İsrafil (a.s)’ın ilk üfürüşünden sonra Hz. Azrail’e diyecek ki: ‘Sana yedi gök ve yedi yer halkının kuvvetini verdim ve bu gün sana bütün öfke ve gazap kisvesini giydirdim. Öfke ve hücumunla in o taşlanmış İblis’e. Artık ona ölüm acısını tattır. İnsan ve cinlerden önce ve sonra gelmiş geçmişlerin acılarının kat katını kapsayacak şekilde, bütün acıları ve hastalıkları ona yüklet. Beraberinde öfke ve kinle dolgun yetmiş bin cehennem bekçisini, her biri ile de cehennem zincirlerinden, tomruklarından zincirler ve tomruklar bulunsun. Cehennem, kancalarından yetmiş bin kanca ile o lanetlenmişin, kokmuş canını çekip çıkarın. Cehennemdeki meleklerin başkanı Mâlik’i de çağır. Cehennemlerin kapılarını açsın.’ Bunun üzerine Hz. Azrail öyle bir şekilde inecek ki ona göklerin ve yerlerin halkı baksa dehşetinden derhal ölürlerdi. Azrail, inecek İblis’e varıp, ‘Dur, ey pis! Artık sana ölümü tattıracağım, çok ömür sürdün, Allah’a yakın nice kimseleri saptırdın. İşte bu o bilinen vakittir.’ diyecek. Mel’ûn doğuya kaçacak, bakacak Hz. Azrail gözlerinin önünde. Batıya kaçacak yine gözlerinin önünde. Denizlere dalacak, denizler onu kabul etmeyecek. Kısacası yerin her tarafına kaçacak. Sığınacak kurtulacak hiçbir sığınak bulamayacak, sonra dünyanın ortasında, Hz. Âdem’in mezarı yanında duracak veya doğudan batıya, batıdan doğuya topraklarda sürünerek en son Âdem Aleyhisselâm’ın cennetten atılınca indiği yere varacak. Yer, bir kor gibi olacak, zebâniler kancalarını takıp didikleyecekler de didikleyecekler. “Allah’ın dilediği zamana kadar” can çekişme ve işkence içinde kalacak. O böyle can çekiştirirken Âdem ve Havva’ya da, ‘Kalkınız, düşmanınız ölümü nasıl tadıyor, bakınız’ denecek. Kalkacaklar, onun çektiği işkencenin şiddetine bakacaklar da ‘Ya Rabbi! Bize nimetini tamamladın’ diyecekler.”
Ey Rabbimiz bizi İblis ve avanesinden uzak eyle. Sen den korkan senin rızanı arayan muttaki kullarına arkadaş eyle.