İşte odur yetimi iten

Mahmut Toptaş
mtoptas****milligazete.com.tr
08.02.2007


Her gün namazda “Fe zalikellezi yedu’ul yetim” diye okuduğunuz Maun sûresinin ikinci ayetini makaleme başlık yaptım.

Söylenmesi ve gösterilmesi bile tüyler ürperten olayları televizyonlar ekrana getiriveriyor. Eski tabiriyle “Daru’l-Eytam”, yeni tabiriyle “Çocuk Esirgeme Kurumu”nda çocuklara karşı zaman içerisinde nelerin yapıldığı, ahlaksızlığın en aşağısının yapıldığını görüyor veya duyuyoruz.

Burada esas suçlu, oralarda o aşağılıkları yapan insanları yetiştiren eğitim-öğretim sistemleridir.

Gencecik çocukları katil, hırsız, gaspçı, hortumcu, yağcı, tetikçi, mafya olarak yatiştiren eğitim ve öğretim yeniden gözden geçirilmelidir.

Burada yapılması gereken mücadele, bu rezilliklerin kaynağı durumunda olan “imansızlık ve ahireti inkar” pisliğini ortadan kaldırmak için olmalıdır.

Onun için Lokman (a.s) oğluna nasihat ederken, ilk önce diyor ki; “Oğulcuğum! sakın Allah’a ortak koşma. Çünkü şirk en büyük zulümdür”

Yetime yapılan zulmün gerisinde Allah’a ortak koşma vardır.

Onun için Allah (c.c) burada, bizim dikkatimizi ilk önce dini yalanlayana, ahireti yalanlayana çekiyor. Mücadelemizi biz burada vereceğiz.

Suçu işleyenlere karşı değil, birinci derecede bu insanları üreten ve insanları o hale getiren insanlar ve onların düşünce tarzı ile mücadele edeceğiz.

Taş atana değil, taş attırana dikkat edeceğiz.

Yetimlerin yeme, içme, giyme, barınma, sağlık ve eğitimine kefili olanın ahirette sevgili peygamberimizle birlikte olacağını müjdeleyen sevgili peygamberimizin bu hadisini değerli hatalarımız yazmışlar, tezhipçilerimiz süslemişler ve insanlarımız hep hatırlatsın diye duvarlarına asmışlar.

Sevgili peygamberimiz bir gün şehadet parmağı ile orta parmağını göstererek “Ben ve yetimin kefili cennette işte böyle (yakın ve komşu) olacağız” buyurmuş.( Müslim, Zühd, 42- (2983)

Kur’an-ı Kerim’de 23 yerde “Yetim” kelimesi tekil ve çoğul olarak geçmiştir.

Ben bu ayetleri sizlere sunuyorum:

Bakara 83- Hani İsrail oğullarından “Allah’tan başkasına kulluk etmeyin, ana-babaya, hısımlara, yetimlere, yoksullara, iyilik yapın. İnsanlara güzellikle söyleyin. Namazı dosdoğru kılın. Zekâtı verin” diye söz almıştık. Sonra bir kısmınız hariç, yüz çevirerek döndünüz.

Bakara- 177- Yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz iyilik değildir. İyilik ancak Allah’a, âhiret gününe, meleklere, kitaba, nebilere iman eden, malı O’nun sevgisiyle (çok sevdiği malından) yakınlarına, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve kölelerin hürriyetine kavuşması için veren, namaz kılan, zekât veren, söz verdiklerinde sözlerini yerine getiren, zor ve dar zamanlarda ve savaş anında sabredenler(in yaptığı)’dir. İşte doğru olanlar onlardır. Ve işte Allah’tan sakınan da onlardır.

Bakara- 215- Sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki “Hayırdan vereceğiniz şey ana-baba, akraba, yetimler, yoksullar ve yolcular içindir. Hayır olarak yaptığınız her şeyi şüphesiz Allah bilir.”

Bakara- 220- (Umulur ki) dünya ve ahiret hakkında (düşünürsünüz). Sana yetimleri de sorarlar. De ki: “Onları yararlı hale getirmek hayırlıdır. Eğer onlarla karışırsanız onlar sizin kardeşlerinizdir. Allah bozgunculuk yapanlarla düzeltenleri bilir. Eğer Allah dileseydi sizi zahmete sokardı. Şüphesiz Allah güçlüdür, hüküm sahibidir.”

Nisa- 2- Yetimlere mallarını veriniz. İyi ile kötüyü değiştirmeyiniz. Mallarını, mallarınıza katarak yemeyiniz. Şüphesiz bu, büyük bir günahtır.

Nisa- 6- Yetimleri ergenlik çağına gelince deneyin; Eğer onlarda olgunlaşma görürseniz, mallarını veriniz. Zengin (veli veya vasi), yetimin malından yemesin. Fakir olan (veli veya vasi) ise uygun şekilde yesin. Yetimlerin mallarını kendilerine verdiğinizde, onlar üzerine şahit bulundurun. Hesap sorucu olarak Allah yeter.

Nisa- 10- Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, ancak kendi karınlarına ateş yemiş olurlar ve yakında aleve atılacaklar.

Nisa- 36- Allah’a ibadet ediniz, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayınız, ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolda kalmışa, ellerinizin altında olanlara iyilik yapın. Muhakkak Allah, kibirleneni, böbürleneni sevmez.

Nisa- 127- Sen’den kadınlar hakkında fetva istiyorlar. De ki; kadınlar ve mirastan kendilerine farz olanı vermediğiniz ve nikahlanmayı arzu ettiğiniz yetime kadınlar, çocuklardan çaresiz olanlar ve yetimler için adil davranmanız hakkında, size okunan ayetler hakkında Allah hükmünü açıklıyor. Hayırdan ne yaparsanız, şüphesiz Allah onu bilir.

En’am- 152- Yetimin malına yaklaşmayın. Ancak ergenlik çağına ulaşıncaya kadar güzel bir şekilde (yönetmek için) yaklaşın. Ölçüyü ve tartıyı adaletle yapın. Hiçbir kimseye gücünün üstünde yük yüklemeyiniz. Akrabanız dahi olsa konuştuğunuz vakit adil olun. Allah’a olan sözünüzü yerine getirin. Öğüt alasınız diye Allah bunları size vasiyyet etti.

Enfal- 41- Eğer Allah’a, hak ile batılın ayrılma gününde, o iki topluluğun karşılaştığı (Bedir) günde kulumuza indirdiğimize iman etmişseniz, bilin ki, ganimet olarak aldığınız her şeyin beşte biri Allah’a, Rasülüne, yakınlara, yetimlere, miskinlere ve yolda kalmışlaradır. Allah her şeye gücü yetendir.

İsra- 34- Yetim, ergenlik çağına gelinceye kadar, yetimin malına en iyi şekilde yaklaşın. Sözü yerine getirin. Çünkü sözde sorumluluk vardır.

Kehf- 82- (Düzelttiğim) duvara gelince: O, şehirdeki iki yetim çocuğun idi. O duvarın altında o iki çocuğa ait bir hazine vardı. Babaları salih biri idi. Rabbin o iki çocuğun ergenlik çağına erince hazinelerini çıkarmalarını istedi. (Bunlar) Rabbinden bir rahmet olarak (gerçekleşti). Ben bunları kendiliğimden yapmadım. İşte o sabredemediğin şeylerin yorumu budur.

Haşr- 7- Allah’ın şehirlerin halkından Rasûlü’ne geri verdiği fey’i (harpsiz elde edilen ganimet) Allah’a, Rasûlü’ne, yakınlara, yetimlere, fakirlere, yolda kalanlara aittir. Böylece (mal) içinizdeki zenginler arasında dolaşan bir şey olmasın. Peygamber size neyi vermişse alınız. Size neyi yasakladıysa ondan vazgeçin. Allah’tan sakının. Şüphesiz Allah’ın azabı şiddetlidir.

İnsan- 8- Sevmelerine rağmen, yemeklerini fakire, yetime ve esire yedirirler.

Fecr- 17- Hayır! Yetime ikram etmiyorsunuz.

Beled- 15- Akraba olan yetimi (doyurmaktır)

Duha 6- Seni yetim olarak bulup barındırmadı mı?

Duha- 9- Öyle ise sakın yetime zulmetme.