Teşekkür edenler Teşekkür edenler:  0
Beğenenler Beğenenler:  0
Beğenmeyenler Beğenmeyenler:  0
1 den 9´e kadar. Toplam 9 Sayfa bulundu

Konu: UZUN AMA ÇOK ANLAMLI BİR SOHBET

  1. #1
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 06.09.06
    Mesajlar: 3.661
    Teşekkür ve Beğeni

    UZUN AMA ÇOK ANLAMLI BİR SOHBET

    Her hicret, Ensar ister


    HİCRET DEYİNCE, HER mü’minin aklına önce Hz. Peygamber aleyhissalâtu vesselam, sonra yol arkadaşı Ebu Bekir radıyallahu anh, sonra Mekke, sonra Medine gelir. Bir adım sonra, Mekke’den Medine’ye hicret eden sair sahabileri de düşünürüz.

    Hicret deyince akla gelenler hayalimizde bu şekilde bir bir canlanırken, Hicret deyince muhakkak akla gelmesi gereken bir grup insan bir şekilde nazarlarda gizlenir yahut gerilerde kalır.

    Bu bir grup insan, Ensar’dır. Ensar: Mekke’den hicret eden Muhacir sahabilere, her açıdan yardım elini uzatan Medineli sahabiler.

    İşte o Ensar, Hicret hatırlara geldiğinde, unutulmasa da, sıralamada geri kalır ve nazarlardan gizlenir.

    Kimbilir, belki de, Hicretin asıl zor tarafını Mekkeli mü’minler gerçekleştirdiği içindir bu. Hz. Peygamber’in bile, terkederken geri dönüp “Benim için sen, Allah’ın arzında bana en sevgili yersin. Kavmim beni mecbur bırakmasıydı, seni asla terketmezdim” buyurduğu yerdir Mekke. Kâbe’si, Zemzem’i, Safâ ile Merve’si, Hira’sı ile, az ötedeki Arafat’ı ile, insanlık tarihinin en ulvî hatıralarını özünde taşıyan yerdir. Allah’a ibadet için inşa edilen ilk bina da Mekke’dedir, sözlerin en güzeli olarak Kur’ân-ı Hakîm de ilk olarak burada Peygamber’e inmiştir.

    Peygamber aleyhissalâtu vesselam ve Mekkeli sahabiler, işte böylesine kudsî hatıralar yüklü olduğu halde Mekke’yi terketmişlerdir. Dahası, yanlarına alabildikleri üç-beş eşya ve üç-beş dinar dışında, dünyalık namına neleri varsa onları da geride bırakarak ayrılmışlardır bu şehirden. Daha da ötesi, birçoğu anasını, babasını, eşini, evladını ve her hâlükârda akrabasını arkada bırakarak ayrılmıştır Mekke’den.

    Dolayısıyla, Hicret deyince, feragatin büyüğü, elbette Mekkeli Muhacirîn’e aittir. Zira, imanları için herşeyden ve herkesten geçmişlerdir. Kurulu düzenlerini bozmuş, işlerini-güçlerini bırakmış, eş-dost-akrabadan kopmuş; sırf imanlarını tam olarak yaşamak adına, hepsinden feragat etmişlerdir.

    Ama birşe var ki, Mekkeli sahabiler, hicret ederken, bir bilinmeze doğru göç etmiş de değillerdir. Peygamber aleyhisselam ve yol arkadaşı Ebu Bekir, hicret ederken, meçhul bir diyara ve meçhul bir akıbete doğru hicret ediyor değildir.

    Zira hicret, apar-topar, bir anda ve bir belirsizliğe doğru bir yolculuk değildir.

    Sahabiler de, Hz. Peygamber de, hicret ederken, nereye, hangi şartlarda, kimlerle karşılaşmak üzere gidiyor olduklarını bilmektedir.

    Açıkçası, Hicret, Mısır’dan Filistin’e o mucizevî hurucunda Hz. Musa’nın yaşadığına benzer mihnetler barındıran bir yolculuk değildir. İkibin küsur metrelik derinliğiyle Kızıl Deniz’in yarılıp yol olarak açıldığı bu mucizevî hurucun akabinde Eriha’ya varıldığında gelen cihad emri karşısında Benî İsrail’in tavrı “Ey Musa! Git, sen ve Rabbin savaşın!” aymazlığı iken; Medineli sahabiler, Hicret gerçekleşmeden evvel, hem de iki kez Akabe’de Peygambere biat etmişlerdir.

    Hem de nasıl bir biat!

    Akabe biatlarında Ensarın en ziyade öne çıkan ismi Es’ad b. Zürâre’nin dediği şekilde, onlar, Peygamber aleyhisselamı ve Mekkeli sahabileri Medine’ye davet ederken, kendileri için nelere davetiye çıkardıklarının farkında olarak bu biatı etmişlerdir:

    “Bizler, ancak bu zâtın Resûlullah olduğunu bilerek, develerimizin böğürlerini tepe tepe buraya gelmiş bulunuyoruz. bugün kendisini alıp Medine’ye götürmek, bütün Araplardan ayrılmaş, ayrı baş çekmek, ve neticede en hayırlılarınızın öldürülmesi ve sizlerin de kılıç darbeleriyle kesilip biçilmeniz demektir. (...) Ey insanlar! Muhammed’e ne üzerine bey’at edeceğinizi biliyor musunuz? Siz ona; Arap ve Arap olmayanlarla, bütün cin ve insanlar topluluğu ile savaşmak üzere bey’at edeceğinizin farkında mısınız?”

    Yahut Abbas b. Ubâde’nin dikkat çektiği şu istikbale razı olarak:

    “Sizler; insanların kızıl ve kara derilileriyle savaşmak üzere kendisi ile biatlaşacaksınız!

    Eğer karşılaşacağınız musibetle mallarınız azaldığı, eşrafınız öldürüldüğü zaman ona yardım etmeyecek, kendisini muhaliflerinin ellerine bırakacaksanız, vallahi bu, dünyada da, ahirette de yüzkarasıdır. Şimdiden bundan vazgeçin.

    Fakat eğer sizler kendisine vaadde bulunduğunuz yardım, barındırma, muhaliflerinden koruma gibi şeyleri yerine getireceğinize kani iseniz, mallarınızın azalması ve eşrafınızın öldürülmeleri pahasına da olsa onu tutunuz ki, vallahi bu da, dünyada da, ahirette de hayırlıdır!”

    Onlar işte bunun farkında olarak Akabe’de Hz. Peygambere biat edip onu Medine’ye davet etmişlerdir.

    Verdikleri bu sözün şartlarını da bihakkın yerine getirmişlerdir. Mallarını da, zamanlarını da, hayatlarını da Resûlullah için feda etmekten çekinmemiş; asla ve kat’a, “Git, sen ve Rabbin savaşın!” kabilinden bir aymazlığa düşmemişlerdir. işte Bedir, işte Uhud, hele ki Hendek, bunun apaçık delilidir.

    Bu açıdan bakıldığında ise, Hicrette Ensar’ın da hissesi daha bir berraklıkla çıkar karşımıza.

    Anlarız ki, Hicret, tek-taraflı bir göç değildir.

    İmanından dolayı yurdunda barınamayan ve canına kastedilen bir topluluğun, imanını yaşayabilmek için meçhul bir diyara göç etmesi değildir Hicret.

    İmanından dolayı yurdunda barınamayıp canlarına kastedilen bir topluluğun, imanlarını yaşayabilmeleri için her açıdan onlara yardıma, her türlü destek ve korumaya söz veren insanların olduğu bir diyara yapılan göçtür o.

    Hicretten söz ediyorsak, bir tarafta tanım gereği elbette Muhacirîn, yani ‘göç edenler’ vardır.

    Ama diğer tarafta o hicret edenleri yurtlarına kabule, her açıdan yardıma, desteğe ve korumaya önceden söz vermiş Ensar, yani ‘yardımcılar’ da vardır.

    Hicret, bir bilinmeze yolculuk değildir. Bir “Git, sen ve Rabbin savaşın!” yolculuğu da değildir. Bir “Gidin, siz ve Rabbiniz savaşın!” yolculuğu da değildir.

    Hicretin bir ucunu Allah için herşeyden feragat eden Muhacirîn tutmuş, gitmekte; öteki ucunu ise Allah için herşeyden feragat edenler için herşeyden feragat eden Ensar tutmuş, “Bize gelin!” demektedir.

    Hicret, “Gelin, ne gerekiyorsa ben de varım; ne yapılacaksa, ben de işin içindeyim; hangi bedel ödenecekse, ben de hazırım!” diyebilen bir Ensarın varlığında gerçekleşmektedir.

    Yok mudur “İçimde bir Muhacir var” diyebilen?

    Var mıdır “İçimde bir Ensar var” diyebilen?

    23.01.2007


    Metin Karabaşoğlu
    karakalem.net
    23.01.2007

  2. #2
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 28.10.06
    Mesajlar: 7.372
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: UZUN AMA ÇOK ANLAMLI BİR SOHBET

    ALLAH RAZI OLSUN PAYLAŞIM İÇİN SELAMETLE...

  3. #3
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 06.09.06
    Mesajlar: 3.661
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: UZUN AMA ÇOK ANLAMLI BİR SOHBET

    ALLAH SİZDEN DE RAZI OLSUN.BÖYLE DEĞERLİ DÜŞÜNCE ADAMLARI ÇOK GEREKLİ İSLAMI FARZLARDAN İBARET GÖSTERİP GENÇLERİ SOĞUTANLARA KARŞI BÖYLE GÜZEL BE BEYİNLE KALBİ BİRANDA ISITAN İNSANLARA İHTİYACIMIZ VAR.İSLAM YAŞAMIN KENDİSİDİR,FITRATTIR.

  4. #4
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 05.05.06
    Mesajlar: 859
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: UZUN AMA ÇOK ANLAMLI BİR SOHBET

    PAYLAŞIM İÇİN TEŞEKKÜRLER ALLAH RAZI OLSUN EMEĞİNİZE SAĞLIK SAOL.

  5. #5
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 06.09.06
    Mesajlar: 3.661
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: UZUN AMA ÇOK ANLAMLI BİR SOHBET

    ALLAH SENDEN DE RAZI OLSUN TAYFUN KARDEŞİM.

  6. #6
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 11.09.06
    Mesajlar: 4.715
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: UZUN AMA ÇOK ANLAMLI BİR SOHBET

    s.a
    allah c.c. razı olsun.aeo.çok hoştu abi.aeo

  7. #7
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 18.11.06
    Mesajlar: 969
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: UZUN AMA ÇOK ANLAMLI BİR SOHBET

    ALLAH RAZI OLSUN ABLA HEPSİNİ OKUYAMADIM AMA...ABLA BEN ENSAR SEN MUHACİR OL SONRA DEĞİŞİRİZ ROLLERİ KENDİMİZİ ÖYLE HİSSEDELİM BU GÜN

  8. #8
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 29.09.06
    Mesajlar: 923
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: UZUN AMA ÇOK ANLAMLI BİR SOHBET

    ABLACIĞIM O KADAR GÜZEL BİR KONUYA DEĞİNMİŞSİN Kİ...HİCRETİ BİZE SADECE BİR YERDEN BİR YERE GÖÇ OLMADIĞI HATIRLATTIĞIN İÇİN ALLAH (CC) SENDEN RAZI OLSUN.....RABBİM HEPİMİZİ ENSAR VE MUHACİRLERİN ZÜMRESİNDEN EYLESİN...SELAM VE DUA İLE...

  9. #9
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 20.10.06
    Mesajlar: 2.187
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: UZUN AMA ÇOK ANLAMLI BİR SOHBET

    ALLAH RAZI OLSUN.GERÇEKTEN ÇOK GÜZEL BİR PAYLAŞIMDI.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Sevgili kul olmak için
    Konu Sahibi mektubat Forum Dini sohbet
    Cevaplar: 31
    Son Mesaj: 16-11-2011, 18:20
  2. Üç aylar girdiğinde okunacak dua
    Konu Sahibi Gülüşü Yaralı Forum Mübarek Aylar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 13-06-2010, 02:26
  3. Ramazan'da diş çürükleri artıyor
    Konu Sahibi Rabia-Adeviye Forum Ramazan Ayı
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 28-08-2008, 16:46

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •