Teşekkür edenler Teşekkür edenler:  0
Beğenenler Beğenenler:  0
Beğenmeyenler Beğenmeyenler:  0
Sayfa 1 Toplam 4 Sayfadan 123 ... SonuncuSonuncu
1 den 10´e kadar. Toplam 35 Sayfa bulundu

Konu: Taraf gastesinin yahudi yazarı Üstadı haklı çıkardı

  1. #1
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 05.02.08
    Mesajlar: 226
    Teşekkür ve Beğeni

    Taraf gastesinin yahudi yazarı Üstadı haklı çıkardı



    Necip FazıL'a Yaratık Diyen Yahudi Yazara Büyük Tepki

    23 Eylül 2010, 12:35
    Anadolu Haber


    ..Yahudi yazar Roni Margulies'in TARAF gazetesindeki köşesinde büyük şair Necip Fazık Kısakürek';e yaratık demesi büyük tepkiye neden oldu. Necip Fazıl Kısakürek ;in eserlerini yayınlayan Büyük Doğu Yayınlarının Yayın Sorumlusu Suat Ak, yaptığı açıklamada Margulies'in Kısakürek'e yaratık demesini hakikat aynasında gördüğü kendi suret ve tıynetini ikrardan ibarettir şeklinde yorumladı.

    NECİP FAZIL’A “YARATIK” DEDİ

    Yahudi yazar Roni Margulies’, TARAF gazetesinin 22 Eylül 2010 tarihli sayısında yazdığı köşe yazısında, Recep Tayyip Erdoğan’dan belediye başkanlarına kadar pek çok AK Parti üyesinin gençliğini Büyük Doğu dergisi okuyarak, Necip Fazıl’ın görüşlerini beğenip benimseyerek geçirdiğini belirterek; “Başbakan hâlâ bugün iyi niyetli bir beraberlik ruhu aşılama çabası içinde Nâzım Hikmet’le Necip Fazıl’ı birlikte anıyor. Kusura bakmayın, ama yok öyle şey. Azgın bir ırkçının, altı milyon kişinin ölümünü onaylayan ve az bulan bir yaratığın adını Nâzım Hikmet’le birlikte anamazsınız. Ve bu yaratığın adını Kültür Merkezlerine veremezsiniz. Irkçılığın kültürü mü olurmuş” demişti.

    “HAKİKAT AYNASINDA GÖRDÜĞÜ KENDİ SURETİDİR”

    Kısakürek’in Siyonistler hakkında kurduğu cümlelerden oldukça rahatsız olan Yahudi yazarın yazısına büyük tepki gösteren Büyük Doğu Yayınlarının Yayın Sorumlusu Suat Ak yaptığı açıklamada şunları söyledi; “Müslüman-Türk milletinin asli ve kök değerlerine bağlı 40 küsur yıllık mücadele hayatı içinde hakikat derdinden gayrı bir kaygısı olmayan NECİP FAZIL, mücadele seviyesi ve 100 ciltlik eser muhtevasıyla göstermiştir ki, bu coğrafyanın son asırda yetiştirdiği büyük bir fikir ve sanat adamıdır. Irkçı değildir ve ırkçılığa şiddetle karşıdır. Ve bu sebeptendir ki, Roni Margulies’in mensub olduğu ırkın tarihi kimliği ve rolünü, olduğu gibi tespit etmeyi zaruret bilmiştir. Söz konusu yazarın "Dünyayı Yahudi Güdüyor" başlıklı yazınızda, müthiş bir cür'etle, Necip Fazıl'ı insanlık dışı bir mahluk anlamında yaratık diye isimlendirmeye kalkışması, hakikat aynasında gördüğü kendi suret ve tıynetini ikrardan ibarettir.”

    M Mustafa Uzun

  2. #2
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 15.02.09
    Mesajlar: 12.165
    Teşekkür ve Beğeni

    Margulies'in, Kısakürek'e yaratık demesini, hakikat aynasında gördüğü kendi suret ve tıynetini ikrardan ibarettir şeklinde yorumladı.

    Güzel yorum..

  3. #3
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 05.02.08
    Mesajlar: 226
    Teşekkür ve Beğeni

    Üstad 'a laf atan bu densiz çıfıt kendi ırkının yediği herzelerin aslında öyle bir farkında ki...

    Vatan dışına sürüleceklerdir.

  4. #4
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 07.07.09
    Mesajlar: 6.974
    Teşekkür ve Beğeni

    Alıntı tek_dileğim´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Margulies'in, Kısakürek'e yaratık demesini, hakikat aynasında gördüğü kendi suret ve tıynetini ikrardan ibarettir şeklinde yorumladı.

    Güzel yorum..
    “Para ve kapitalizma dünyasını icat eden, Yahudi... Bu dünya yerine yerleştikten ve bütün kuvvet ve illetleriyle ortaya çıktıktan sonra onu materyalizma ve komünizma sistemiyle tahribe davranan da (Karl Marks) Yahudi...”

    “Yahudi, öteden beri kendi dışındaki insan topluluklarının olanca birlik ve bütünlük müesseselerine düşmandır...”

    “İşte onun içindir ki, Yahudi, topyekûn insanlık vücuduna mikrop gibi yerleşirken, kendi gizli tesir şebekesini hâkim kılmak için.. insanlığın illet bünyesini kıyamete kadar beslemek ve hastalık kıvamında tutmak borcu altındadır.”

    “Kanuni’ye hulûlden başlayarak Türk alçalma tarihini başlatan, Yahudi...”

    “Tanzimat isimli felâket çığırının açıcısı, Yahudi...”

    “İttihat ve Terakki kuklalariyle Abdülhamid Hân’ı sırf tahtından al aşağı ederek koca İmparatorluğun tasfiye masasına yatırıcısı, Yahudi...”

    “Birinci Dünya Harbi, onun dünyasını hâkim kılma hamlesi, İkinci Dünya Savaşı da ona karşı uyanan ırkî kini boğma hareketidir.”


    Bu yahudiyi,Üstadımızın bu fikirleri kudurtmuş...
    Kudur ulan Yahudi...
    Dünyanın en alçaklıklarını yaparsınız,kundakdaki bebeklere bomba atarsınız,alçaklığınız yüzünüze vurulunca da zırlarsınız...
    İşte Yahudi kardakteri budur...
    Kudur ulan Siyonist...
    Yaratık diye saldırdığın Üstadımızın öğrencileri sizi kuduzlara lazım gelen muameleye tabi tutacak...


  5. #5
    Yasaklı Kullanıcı
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 24.08.10
    Mesajlar: 731
    Teşekkür ve Beğeni

    Siyonizm, Filistin'de Yahudiler için yeniden bir vatan kurulmasına destek veren uluslararası Yahudi siyasi hareketi.
    çok teşekkürler bilgiler için
    sayenizde çok şey öğreniyoruz.

  6. #6
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 07.07.09
    Mesajlar: 6.974
    Teşekkür ve Beğeni


    Necip Fazıl KISAKÜREK:

    Maddeler Halinde Yahudilik...

    Üstad Necip Fazıl Kısakürek'ten yine müthiş bir tahlil. Yahudileri madde madde ifşa eden muhteşem satırları sizlerin ilgisine sunuyoruz.


    1- Yahudilerin en sevdikleri meslekler, tüccarlık, bankerlik, bankacılık, aktörlük, avukatlık, doktorluk, muharrirlik, gazeteciliktir. En sevmedikleri meslekler de çiftçilik ve askerlik... Fakat İsrail tecrübesinden sonra bu son ölçü mahallî olarak değişmiştir. Bugün ziraatte en gayretli memleket İsrail olduğu gibi, dünya orduları içinde de, nüfus ve kemmiyet nisbetine göre en çabuk ve hareketli ordu İsrail'dedir.

    2- İsrail dışı ve göze görünmez imparatorluğu içinde yahudi, daima (Site)lerde, (Metropol)lerde büyük şehirlerde kümelenmiştir. Su yüzüne yakın tabakada yaşayan balıklar gibi; yahudi dibe indikçe yâni köye yaklaştıkça azalır ve büsbütün kaybolur. Zira köyde gerçek millet vardır.

    3- Yahudi, büyük şehirlerde, o şehirlerin dayanağı olan sâf istihsal sahaları ve o sahaları dolduran büyük yığınların millî ve ruhî nasibiyle arasında hiç bir ilgi kurmaksızın yalnız menfaat devşirmeye memurdur. Daima kıymet (transit) yollarının kavşağında oturur; ve hususî zekâsiyle, kıymet mübadelesi faaliyetinde öyle tertipler kurar ki, işin acı emek tarafını milletlere ve bedava nimet tarafını da kendisine devşirmeyi bilir.

    4- İhtiyar küre üzerinde yahudiyi, harimine sızdığı milletlerin faaliyet kadrosu içinde meslek meslek ayırmak belli eder ki, o büyük milletlerin, kan ve tere batmış nasibine razı ve çilesinden mes'ut yığınları içinde yer almak şöyle dursun, onların (burjuva) sınıfları arasında pusu kurarak, top-yekûn millet emeğinin, millî istihsal ve istihlâk bünyesinin hayati merkezlerine yerleşir, belli etmeden hüküm ve nüfuzunu yürütür ve türlü maskeler altında sömürücülüğünü müesseseleştirir. Böyle yaparken de içinde faaliyet gösterdiği millî bünyelerin istidat ve kendi kendine sahip olma dehâsını iptal etmekten başka gaye gözetmez ve bu arada (spor)lu mikroplar gibi kendi bünyesini hisar içinde tutmayı ve her tehlikeye karşı korunmayı becerir.

    5 - Yahudilerin nüfus ettiği yerlerde hâkimiyetini nerelere kadar ulaştırdığına ait en canlı misal Almanyadır. Düne kadar Berlin (site)sinde yahudi nisbeti şuydu. Doktorların %48'i, avukatların %50'si, aktörlerin %12'si yahudi. Halbuki yahudi; Alman nüfusunun % yarımı, Berlin nüfusunun %1'i... Demek Berlin'de yahudi, tababet sahasında bire 48, avukatlıkta bire 50, aktörlükte bire 12, Almanların üstünde... Nisbeti bütün Almanya'ya teşmil edersek görürüz ki, muharrirlerin %18'i, avukatların %27'si, doktorların %46'sı yahudidir. O halde yüzde yarım nisbetinin belirttiği (X 2) üssüne göre, muharrirlikte 36, avukatlıkta 54, doktorlukta 92 misli yer işgal ediyorlar. Almanya gibi bir memlekette bu kudret ve hâkimiyet farkı başdöndürücüdür ve bu hesaba, farkların en üstünü olan malî takat dahil değildir.

    6 - Dünyanın hemen her sahada en büyük kafaları, bu esrar ve hakikatte insanlık düşmanı ırktan doğmuştur. (Sar Bernar) gibi eşi gelmemiş bir artist, (Vagner) gibi bir musiki dehâsı, (Bismark) gibi bir politika zekâsı ve Alman ittihadının kahramanı bile yahudi olursa, düşünün gerisini... Evet; (prens) unvanlı halis Alman asili bilinen ve Alman milli menfaatlerini koruma yolunda en büyük eserleri vermiş olan bir zatın dörtte üç kan (üç ana kolu) yahudi olduğu tesbit edilmiştir. Ve bu gerçek, dünyada pek az kimseye malûmdur.

    7 - Meşhur bir yahudinin sözü: "Bir millette büyük adam ya bir melezdir, ya bir yahudi..." İnce bir mânası olmakla beraber bu hikmete inanmamız icap etmez. Zira yahudi, bizzat ayrıldığı ve ihanet ettiği Peygamberleri müstesna aziz, sıhhatli, salim, müsbet ve sadece insanlığa faydalı en büyük kafalardan hiç birini yetiştirememiştir. Yahudi dehâsı hayrete şayan bir şey olmakla beraber, dünyanın aziz ve ulvî kafalarının seviyesine çıkamamış ve daima (defetist) bozguncu olmuştur. Bütün bu saydığımız yahudi büyüklerine dikkat edecek olursanız görürsünüz ki, içlerinde (Homeros), (Sokrat), (Platon), (Şekspir), (Kant), (Göte), (Bethoven), (Roden), (Mikel Anj), (Napolyon), (Pastör) çapında kahramanlar bulunmadığı bir tarafa; pek az istisnasiyle çoğu bozguncu, ümit kırıcı ve ideal körleticidir. Biz esasen yahudiyi hiçbir zaman ahmak farzetmemiş olduğumuza göre, onun kendi iç bünyesinden fışkırdığı bu garip ve marazî dehaları, aslında malik bulunup da tersine inkılâp ettirdiği müstesna istidadın şu veya bu türlü nişaneleri kabul edebiliriz. Yahudiyi, tersine dönmüş bir istidat kabul edince, bu dehalar insana hiç de hayret vermez ve yahudilik lehinde vesika teşkil etmez.

    8 - Gerçekten yahudi dehâlarının hepsi (defetist)tir. En muhteşemleri bile... (Aynştayn)dan insanlığa kalacak şey, içinde hiç bir hakikat yaşamayan korkunç izafilik dünyası ile son intihar âleti olan atom bombasıdır. (Froyd) mukaddesat hissini ve ruhî temelleri berhava etmeye baktı. (Şarlo), insanlığın sadece acıklı gülüncünü gösteren bir dehâ... Marks ve ona bağlı komünist aksiyoncuları malûm... Anatol Frans münkir ve müstehzi... Prust bedbin ve şevksiz... Ne âlimleri ne kâşifleri arasında (Pastör) gibi bir tip var... Niçin yahudiler arasında (Şekspir) veya (Dante) gibi, büyük ve ulvî tek bir şair yok? Onların işi gücü sadece akıl; menfi tarafiyle tepetaklak edilen ve her ân taraflarından yıkılıp, güya taraflarından bina edilen akıldır.

    9 - Fakat yahudi, kendi geniş kütlesiyle, avamiyle hiç de müstesna ve mücerret bir zekâ göstermez. Sadece (pratik), maddeci, hesabî bir açıkgözlük; o kadar...

    10 - Onun orta entellektüelleri de böyledir. Çünkü mücerret arayıcılığı, mücerredi arayış, onun yalnız en ileri (elit) zümresinde... Bu da bir garibedir ve aslî kütle bağından ayrılık ifadesidir. Yüksek yahudi (elit)i yahudilere hitap etmez; içine sokulduğu milletin veya dünyanın entellektüel-lerine hitap eder. (Bergson) veya (Froyd) veya (Prust) ile alâkalı kaç yahudi bulabiliriz? Âdeta yahudi, aslından, özünden ve içindeki mücerretler istidadından kopmuş ve yamalı bohça halinde garip bir bütün ifadesine bürünmüş acaipler panaroması...

    11 - Şimdi onun ticari ve iktisadî cephesini ele alalım: Âlemde para mefhumunu ve bu izafî kıymetin manevralarını yahudi kadar bilen hiç bir örnek yoktur. Onun bu tarafını, bizzat korkunç bir yahudi olan (Karl Marks) gibi kapitalizma düşmanı ve komünizmanın babası bir insanda tecelli eden şudur ki, o yahudinin, kendi nefsine karşı da bozguncu ve yıkıcı ve kendi nefsini intihara zorlayıcı bünyesinden en parlak bir örnektir. Yahudiliği teşrih ve teşhir eden ve onu yerden yere batıran yine bir yahudi olmuştur. İktisadi ölçüyle hüküm şudur: Parayı anlayan, destekleyen, besleyen, ona kıymet üstü kıymet kazandıran ve fertlerle cemiyetleri ve devletleri ona esir eden yahudidir. Kredi, faiz, kefalet, borsa hep onların icadıdır. Bunlarsa, mazi ve hâl bakımından hâkim olunan paraya istikbal ölçüsü ile tahakküm iradesini temsil eder. Sermayeyi dahhâme (ur) haline getiren ve ezici kapitalizmayı kuran, sonra da aynı müesseseyi komünizmaya tahrip ettiren onlardır. Peşinden de komünizmayı fikirde yıkan yine onlar... İhtikâr, sahte "arz-ü taleb" dalaverası ve stokçuluk işinin kurmayları hep yahudi.

    12 - Anormal bir çapta büyüttükleri para kudretinin ruhî değerlere ve manevî müeyyidlere galip hale gelmesi kasdiyle de yaşadıkları milletleri ruhen ve bedenen zaafa uğratmak, şuursuz ve iradesiz, keyf ve kötü âdet müptelâsı kılmak, birinci taktikleridir. Bütün keyf verici zehirlerin icat, idare, istihsal ve istihlâk şebekeleri emirlerindedir. Manen de aynı şey...

    13 - Tevhid akidesini ilk defa yeryüzüne getirmiş olmakla böbürlenen yahudi, asıl kendi derunî putu olan parayı ve iç mizacını en iyi sezip kendini tasfiye edecek olan gerçek muvahhidlere, millî ve ırkî bütünlük temsil eden bütün topluluklara düşmandır.

    14 - Netice şudur: Yahudi mahut tarihinden ve öz Peygamberlerine ihanet devresinden sonra Roma lejyonlarının önünden vahşi bir sürü gibi kaçıp dünyanın her tarafına yayıldıktan sonra toplu millet seciyesini terkedip gizli ve ferdî millet maskesinin altına girmiş ve esatiri bir hınç üslûbiyle gizli plânda kendisini hâkim ve bütün insanlığı mahkûm kılmanın muazzam plânı içinde hareket etmiştir. Vasıtası para ve ruhun karanlık kutbu olan nefstir. Dine, millet ve milliyet mefhumuna, saf iman ve itikada, tek kelimeyle ruha ve ulvî insana düşmandır. Her yerde ve her payidar kıymeti yıkıcı, çözücü ve çürütücüdür. Gayesi de, kendi kanlı imparatorluğunu beşerî sefalet, tereddi ve ihtikarın gerisinde kurmaktır. Bir millet içinde mutaasıp yahudi düşmanlığı şart olmamakla beraber, nefsini muhafaza ve yahudiyi tanıma şuuru mutlak bir icap kıymetindedir. Zira yahudi, kuvvet ve irade karşısında kaldığı zaman, mikroplar gibi kesesine çekilmeyi bilir.

    15 - Bir de bizde, Türkiye'de yahudiyi gözden geçirelim: Yahudi tek lütuf ve sığınağı Türklerde ve İslâmiyetin ağuşunda buldu. Bize sığındı, fakat en kısa zamanda içimize zehrini döktü ve Tanzimattan itibaren bütün istihale ve inkılâplarımız üzerinde müessir oldu. Saraya ve hazineye tam nüfuzun, en eski zamanlarda iki mümessili: Moşa Kapsali ve Yasef Nassi... Yasef Nassi, devlete bir sefer açtıracak kadar nüfuz kazandı. Fakat Tanzimata kadar yahudi, bizi sadece içimizden kemirmek ve buna rağmen ve millet ve devlet bütünlüğümüze (menfaati icabı) kasdetmemek yolunda gitti ve galiba buna da mecbur oldu. Fakat Garp emperyalizma ve kapitalizmasının bizi tam çember içine aldığı Tanzimat devresinde kaleyi içinden teslim işi yine yahudiye düştü. Memlekete Masonluğu ve kozmopolitlik fikirleri o soktu. Malî ve iktisadî hayatımızı perişan etti, "Düyun-u Umumiye"yi bir hapishane gardiyanı edasiyle göbeğimize yerleştirdi. Bu devrenin kahramanları, (Sigmund Spitzer), (David Ben Mayor), (Yeheskel Sasson), (David Motho)lardır. Ondan sonra Meşrutiyet gelir ve bu hareket sadece yahudi sevk ve idaresine dayanır. Başta yahudiden daha yahudi dönmeler bulunmak üzere (Salem), (Mazelyah), (Faraci), (İzak Frera) ve hepsinin önünde (Karasu) bulunmak üzere, sonunda o korkunç inhizam ve inkiraz çığırımızı açan yahudidir. Bir Türk Hükümdarı ve İslâm Halifesine hal'i tebliğ eden heyetin başında (Karasu)nun bulunması yahudi hınç ve taktiğinin Türk bütünlüğü üzerindeki tahakkukunu resmen bütün dünyaya ilân ve iblâğ etmek değil midir?

    Meşrutiyeti takip eden devirde ise yahudi en büyük (kolpo)sunu oynamış ve İslâmiyete karşı tavrını (Lozan) konferansının kulis aralarında karşılıklı bir anlaşma sağlamak suretiyle tam yerine getirmiştir. Hahambaşı (Hayim Naum)un idare ettiği bu vaziyet Büyük Doğu'nun 1949 - 50 devresinde inceden inceye tahlil edilmiştir. Bugün ise yahudi, malî, iktisadî ve içtimaî gayesine tamamiyle ermiş durumdadır.


    NECİP FAZIL KISAKÜREK

    (Büyük Doğu Dergisi, 3 Ocak 1968, Sayı: 25)

  7. #7
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 07.07.09
    Mesajlar: 6.974
    Teşekkür ve Beğeni

    Necip Fazıl'a YAHUDİ Operasyonu.


    23 Eylül 2010
    Editörden
    Yayın hayatına başladığı günden beri neyden taraf olduğu ve kimden taraf olduğu aslında apaçık belli olan ismini bile Büyük Doğu- İbda çizgisinde yayın yapan Taraf dergisinden apararak çalan bu gazetenin bir yazarı yine Büyük Doğu Mimarı Necip Fazıl Kısakürek'e yönelik ağza alınmayacak derecede hakaretvari bir yazısını yayınladı.

    TARAF gazetesinin Roni Margulies isimli Yahudi yazarı Üstad Necip Fazıl Kısakürek'in i Büyük Doğu dergisinin 25 Ekim 1967 tarihli sayısında yayımlanmış olan “Dünyayı Yahudi güdüyor” başlıklı makalesinde geçen ifadelerden öylesine etkilenmiş ki, adeta Necip Fazıl Kısakürek'e yönelik hakaretlerini sıralamış ve kendince Necip Fazıl'ı küçültmeyi denemiş.

    Yazısında Üstad'ın o yazısından alıntıladığı aşağıda ki satırlardan sonra bakın nasıl bir sonuca ulaşmış...

    Kanuni’ye hulûlden başlayarak Türk alçalma tarihini başlatan, Yahudi...“
    Tanzimat isimli felâket çığırının açıcısı, Yahudi...”
    “İttihat ve Terakki kuklalariyle Abdülhamid Hân’ı sırf tahtından al aşağı ederek koca İmparatorluğun tasfiye masasına yatırıcısı, Yahudi...”
    “Birinci Dünya Harbi, onun dünyasını hâkim kılma hamlesi, İkinci Dünya Savaşı da ona karşı uyanan ırkî kini boğma hareketidir.”

    Doğrusu, bir yandan suçluluk duygusu içinde kıvranırken, bir yandan da biraz gururlanmadım değil. Nelere kadirmişiz be!
    "

    Roni'nin dalga geçerek adeta nasıl da YAHUDİ tarafgirliği yaptığını ve o gururlanma meselesinin bütün yahudilerde ezellerinden ebedlerine kadar var olduğunu anlatmamıza gerek var mı? Bizler bunu MAVİ MARMARA gemisinde katlettikleri 10'larca Türk şehidin kanı kurumadan o operasyona katılan askerleri tebrik eden yahudi başbakan ve askeri komutanlarında da görmüştük.

    Necip Fazıl Kısakürek'in yahudiler ile ilgili görüşlerini bilenler onun bu lanetli kavime yönelik ne derecede şiddetli bir muhalefet ve ne derecede bu yahudi tiyniyetini ifşa edici makalelere imza attığını bilirler.

    Bugünlerde ise dikkatinizi çektimi bilmiyorum ama,özellikle Üstad Necip Fazıl Kısakürek'e karşı planlı ve kapsamlı bir karalama kampanyası adeta başlatılmış durumdadır.Özellikle internet ortamı ile haşı neşir olanlar 250 bin kişilik Necip Fazıl Kısakürek facebook sayfasına yönelik bir grup küfürbazın sayfayı sabote ettiklerini ve 250 bin kişiye ulaşan Necip Fazıl Hayranlarına karşı sistemli bir şekilde küfürler savurduklarını rahatlıkla görebilirler.Roni ile bu hadise birbirine paralel olduğundan biz bütünü ile buna planlı ve programlı bir biçimde gerçekleşen NECİP FAZIL OPERASYONU ismini verebiliriz.

    Bugün Türkiye'de Büyük Doğu ve Necip Fazıl'ın etki etmediği alan ve siyasi oluşum yok gibi.Öncelikle bunu gözönünde bulundurarak diyebiliriz ki ,Yahudi eli ile Necip Fazıl ölmeden sürdürülen Büyük Doğu ve Büyük Doğucu'ları yoketme operasyonu yeniden başlatılmış durumdadır. Dün Büyük Doğu'nun Mimarı olan Necip Fazıl Kısakürek'i zindanlarda ölüme gönderen ile bugün onun fikrini Anadolu coğrafyasından silip süpürmek isteyen zihniyet, onun yolundan giden ve Üstad'ın son öğrencisi olan Salih Mirzabeyoğlu'nu da cezaevinde tutmaktadır.Bu bile aslında ölmez,pörsümez ve eskimez bir FİKİR üstünlüğünün kanıtıdır.

    Gelelim Roni Margulies isimli mehur TARAF gazetesi yazarının ne yapmak istediğine ...Aslında buna sadece Roni isimli yazar üzerinden değilde Necip Fazıl'ın bugün kü takipçileri üzerinden giderek anlatmak gerekiyor.

    Bakın Roni ne demiş !

    "Memleketimizde faşizm de eksik değil, azgın ırkçılık da, antisemitizm de. Otuz yıl önce ölmüş Necip Fazıl’la uğraşmaya ne gerek var?
    Bence var." demiş....


    Bu Roni, apaçık Necip Fazıl ve bugün onun davasını güden kesime yönelik meydan okuyuşunu yazıya dökmüş.Meydan okuduğu kesime yönelikte adeta TARAF olduğu ABD-İSRAİL geleneklerine göre tehtidler savurmuştur.Bu bile antiemperyalist ve antisiyonist BÜYÜK DOĞU'nun en azılı düşmanının yine Yahudiler olduğuna kanıttır.Abdülhamid Han ve Vahidettün han'ın yahudiler eli karalandığını bilenler Kızıl Sultanlar,vatan satan padişahlar dalaveresinin yine bu çıfıtlar tarafından bizim neslimize aşılandığını bilirler. Nasıl o tarihi zaman diliminde yahudi tesviyesine zorunlu olarak sokuldu ise bu nesil,bugün de NECİP FAZIL gibi bir DEV'i bu cüce şahsiyetler eli ile ırkçı,faşist,radikal,fundamantelist
    vs...isimler takarak neslimize karalamak ve unutturmak peşindedirler.Bunu iddia etmiyoruz olan ve gerçekleşen operasyonun ismini koyuyoruz.Bu operasyon Necip Fazıl ve onun temsil ettiği manaya karşı,küresel emperyalist siyonizmin Anadolu'da oluşturmak istediği sömürü çarkını sağlamlaştırma ve yayma operasyonudur.Önünde en büyük engel olarak gördüğü Büyük Doğu neslini yoketme operasyonudur. Yoksa bu coğrafyada onlara açık kapı kalmayacaktır.
    TARAF isimli gazete'nin menşei ve bugüne kadar gerçekleştirdiği yayınlarını takip edenler Roni'nin bu derece terbiyesizleşebilmesine kimlerin ve nerelerin cesaret verdiğini apaçık görebilirler.
    Türkiye bugün gerçekten bir değişim süreci yaşamaktadır.12 Eylül refarandumu gerçekleşmiş ve Müslüman Anadolu halkı tarihi hesaplaşmanın ,ve kendini bir asırdan fazla bir zamandır sömüren iç ve dış emperyalist sömürgecilerin farkına varmıştır.

    Taraf gazetesinin ve Roni'yi bu derece rahatsız eden bir başka hadise de şuymuş:


    'Bütün bunlar var, çünkü Recep Tayyip Erdoğan’dan belediye başkanlarına kadar pek çok AK Parti üyesi gençliğini Büyük Doğu dergisi okuyarak, Necip Fazıl’ın görüşlerini beğenip benimseyerek geçirdi.'

    Roni aklınca bugün iktidarı elinde bulunduran AKP'ye ve onun tabanına'da mesaj yollamış.Bu ırkçı,Faşist,ve diyalogcu,ılımlı olmayan,aşırı dinci ile sizlerin işi olamaz.Necip Fazıl'ın ismini bir daha anmayın,Onun adını ve kitaplarını hazır yeri gelmişken Türkiye'den silmek gereklidir demiş.O'nun isimlerini sokaklardan silin demiş...
    Bizler gerçekten Büyük Doğu'cu olanların her nerede olurlarsa olsunlar bu yahudi tandanslı operasyonları derdest edeceğinin elbette bilincindeyiz.
    Yazımızı uzatmadan aşağıda Büyük Doğu Mimarına yönelik 'YARATIK' ifadesini kullanacak kadar aşağılaşan ve tiyniyetinide ,zihniyetinide açık eden RONİ isimli TARAF yazarının yazısının son paragrafını birlikte okuyalım.

    "Başbakan hâlâ bugün iyi niyetli bir beraberlik ruhu aşılama çabası içinde Nâzım Hikmet’le Necip Fazıl’ı birlikte anıyor.
    Kusura bakmayın, ama yok öyle şey.
    Azgın bir ırkçının, altı milyon kişinin ölümünü onaylayan ve az bulan bir yaratığın adını Nâzım Hikmet’le birlikte anamazsınız.
    Ve bu yaratığın adını Kültür Merkezlerine veremezsiniz.
    Irkçılığın kültürü mü olurmuş! "

    Bizler yıllardır özellikle Türkiye ve Dünya'da yine yahudi eli ile yapılan bir propagandanın kobayları olduk.Özellikle Türkiyede ki İslami camia'nın birtakım kalemşörleri eli ile Yahudi propagandası gerçekten tuttu da denilebilir.Bu propaganda,anti semitizm adı verilen ve son derece kirli bir medya eli ile bize empoze edilen ve her alanda İsrail'e özgürlük tanıyan sahte bir kılıftan ibaret kelimedir.Biz bunun RONİ eli ile bir kez daha gösterilmesine duyurulmasına ve uygulanışına şahit oluyoruz.İnternet ve bazı İSLAMCI(!) gözüken gazetelere yönelik küçük bir araştırma neticesinde bu ismi geçen adamın yani namı diyar RONİ'nin bazı yazıları ile yer aldığına şahit olduk.Bazı konularda nekadar haklı olduğumuzun kanıtı oldu bütün bunlarda.İslami camia'nın kendi öz değeri ve belkide Türkiyede en büyük Fikir Üstadına yönelik bu taarruzları görmemesinide göstermemesini de varın siz yorumlayın.
    Necip Fazıl'ın kültür Merkezlerine isminin verilmesi,ve ya isminin sokaklarda yer almasından bile rahatsız olabilecek çapta bu ülkenin değerleri ile çelişen bir yazı da ancak ve ancak TARAF gazetesinde yayınlanabilirdi.

    Roni'ye göre Başbakan iyi niyetli bir beraberlik aşılama çabası içerisindeymiş....

    Başbakan bu ses'e kulak verir mi? gerçekten bilemiyoruz ama Sahte TARAF gazetesinde yer alan bu makale bizleri gerçek TARAF Dergi'sinin o unutulmaz kapağına götürüyor. Gerçek Taraf dergisi 'DOĞAL DÜŞMAN İSRAİL'kapağı ile yayınlanmıştı bir zamanlar ve o günden beri Yahudilerin Büyük Doğu'culara karşı kin ve öfke ile nasıl saldırdığını hepimiz biliyoruz.Bizler doğal olarak Anadolu ve BÜYÜK DOĞU nesli oluğumuzdan ezelden ,ebede kadar antisiyonist ve anti emperyalist olarak bu LEŞ'leri her zaman deşifre edeceğiz.

  8. #8
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 19.08.10
    Mesajlar: 279
    Teşekkür ve Beğeni

    Kudurmuş zihniyetiyle salyalarını sağa sola savurmaktan öte gidemeyen aciz bir yaratık.Güneş balçıkla sıvanmaz...üstad hayatını bu küfürbaz güruhun başını ezme mücadelesiyle geçirdi.Ardında kıyamete kadar hiç kapanmayacak bir yol bıraktı.Bu lanetli yahudi aczini,ezikliğini,hiçliğini bu şekilde kusadursun,ayağımıza takılan leşlere inat yolumuza devam edelim vesselam!..

  9. #9
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 07.07.09
    Mesajlar: 6.974
    Teşekkür ve Beğeni

    "Self Hater" Görünümlü Roni vesilesiyle!.



    Ron'ciğim sana da bir hatırlatma kendine pay çıkarırsın şimdi sen; Sinek kondu diye 90'lık top ateşlenmez!...Sosyalist-Liberal-Otoritesever-self hater görünümlü sinek seni!!!.. Büyük Doğu Topu ne zaman patlayacağını bilir.



    Taraf Gazetesi Yazarı Roni Margulies bir makale kaleme almış. Üstad Necip Fazıl Kısakürek'in Büyük Doğu Dergisinde "Yahudilik" konusuyla ilgili yazdığı bir yazı üzerine güzel bir derleme çalışması diyelim.


    Roni, kendi ifadesiyle komünist bir dünya görüşüne mensup olduğunu bir çok defa ifade etmiş bir şahsiyet. Yine kendi ifadesiyle “Büyük Doğu” üzerine yeni başladığı okumalarının neticesinde, özel bir hassasiyet sahibi olduğundan, Üstad'ın Yahudilik müessesiyle ilgili olarak yaptığı teşhisleri kendi üzerine alınmış görünüyor.



    Acaba Roni'nin aklına bu okumalarının neticesinde oluşan kanaatlerini doğrulatmak üzere “Büyük Doğu” bağlısı birisine danışmak fikri gelmiş midir?

    Zira gayet iyi bildiğim bir husustur ki kendisine işin hakikatini izah edebilecek bizim tayfaya yakın isimlerle dostturlar (!).

    Buna rağmen Büyük Doğu'yu yeni okumaya başladığını ifade eden birisinin, makalesinde bu derece keskin ve kendisinden emin bir takım hükümlere ve aşağılamalara cesaret etmesi, bu aceleciliği acaba kadın meşrebliliğinden mi ileri gelmektedir?... Olabilir.

    Elbette her erkeğin bu tür "kadın" durumları olagelmiştir. Elbette kadın meşrebi ve durumu derken, yazarımızın bir sembol kullandığımızı fark edecek kadar gelişmiş bir edebiyat kültürü olduğunu bilmenin rahatlığı ile yazıyoruz. Mazur görsün.


    Roni bir kısım alıntılarla süslediği yazısında kendi dünya algısı içinde bir yerlere oturttuğu "Yahudilik müessesine karşı muhalefetin” ırkçılık olduğu şeklinde bir tespit yapmış.



    Bu tespitin tahliline girmeden önce faydalı fakat sert bir teşbih yapmam gerekiyor.
    Pornografik bir zihin dünyası içinde şuuru dumura uğramış bir sapığın, algıda seçicilik gereği, “kazık” denildiğinde anladığı ve gözünde canlandırdığı şey ile, işinde gücünde bir ehl-i namus çiftçinin anladığı şey arasında, “kazık” kelimesi müşterekliğinden yola çıkılarak yapılacak değerlendirmelerin nasıl bir kompozisyon oluşturabileceğini bilmem ki detaylı bir şekilde tasvire gerek var mı?...


    Nezaket sınırlarını zorlayan bir teşbih olduğunun farkındayım ve okuyucularımdan çok özür diliyorum. Fakat kamuoyunun da takdir edebileceği gibi Roni’nin bu teşbihe tam oturan bir pozisyonu var. Roni, “Büyük Doğu Dünya Görüşü”nün mimarlığını yapan Müslüman MÜTEFEKKİR’i, kendi algı dünyasının kavramlaştırmalarıyla sunduktan sonra, en galiz ifade şekilleriyle mahkûm etmek hayali içerisinde bulunmakla başta Başbakan’ın olmak üzere tüm Müslümanların zekâsına karşı doğrudan nezaketsizlik ötesi bir edepsizlik ediyor.


    Çiftçimiz “kazığı tut” diyor, Pornografik zihniyetli sapığımız da başlıyor “HAYAL”ine!..



    Tabii bu bir teşbih. Yoksa Roni elbette sapık değil. Fakat Roni teşbihimizde asıl unsur olan kişinin kendi pozisyon ve anlayışına göre algıda seçiciliği bakımından bu teşbihin ister istemez öznesi oluveriyor. Yani daha açık ifadesiyle Roni kendi algısıyla, MÜTEFEKKİR’imizin kastı arasındaki farkı göremeyen ve onu kendi algısının güdüklüğüne kurban eden bir kafası karışık.



    Mesela komünizimde “aile” kurumu, kapitalist sürecin zorunlu kıldığı bir iktisadî kurumdur… Bu gözle teşbihimizdeki sapığımızın sapıklığı “aile” kurumunu berhava edici aksiyonuyla komünist bir militan faaliyet oluveriyor. Roni zihniyetiyle öyle !!!...

    Tabii biz bu tür bir değerlendirmeyi, Engels’den seçmelerle desteklemek gibi bir şapşallığa düşecek kadar düşmüş değiliz… Fikir namusu gereği!!!..
    Bu seviye çukur bir seviyedir, anlatmak istediğimiz bu.



    Gerçi Roni cinsi adamların, kendi dünyasından başka bir dünya tanımayan ve yaşadığı toplumdan kopuk tipler oldukları ve sık sık bu tür feci durumlara düştükleri vakidir. Eh kolay değil 17 sene İngiltere’de yaşayınca böyle şeyler olabiliyor.



    Şimdi Roni’yi beş dakikalığına bir köşeye alalım ve esas Koni’ye gelelim;
    İsrailoğulları üzerine çöreklenmiş Yahudilik müessesi ile üstün Peygamberler soyu olan İsrailoğullarını birbirine karıştıran yazarımız, şunu gayet iyi bilmektedir ki, bugün Yahudilik müessesesi “Siyonist” bir zihniyet şeklinde örgütlenmiş ve geçmişte -bu ismi almadan önce de- bir zihniyet müşterekliği koruması altında hayatiyetini sürdüre gelmiştir.
    Yahudi, Musevîliği kendi ırkına hasredecek şekilde bir “IRK KİBRİNİ” mayalaştıran müessesenin adıdır ve bu zihniyeti paylaşan kim varsa Yahudidir. Dışındakiler ise ister kan bağı olsun veya olmasın Yahudi değildir!... Tabiî kriptolar (dönmeler) da istisnanın istisnası oluyor bu durumda.


    Yahudi ırkı denildiği zaman kast edilen ve anlaşılan da budur!... Bugün Türk, Arab veya Kürd denildiğinde nasıl “Müslüman” anlaşılıyor ise, Bulgar Türk kabul edilmiyorsa, Yahudi denildiğinde de bir zihniyetin ve kültürün yoğurduğu ırk kast ediliyor!... Roni’nin biyolojik kafasının “kanla” bürülü ırkı değil!...



    Demek ki Büyük Doğu’nun hedef tuttuğu bir özdür, keyfiyettir, belli bir inanış ve ölçülendirilişin terbiyesi altında şekillenen bir mizaçtır!!!.. Yahudi derken bunu kast eder ve her fikir namuslusu da bunu anlar!...


    Hıristiyan oryantalistlerinin dünyayı, batı ve doğu şeklinde ayırmalarının bildiğimiz doğu ve batı yönle alakasının olmadığını anlayabilenler için, Büyük Doğu Dünya Görüşü’nde “Yahudilik” müessesinin “dünya görüşü”ne bağlı bir vasıflandırmadan ibaret olduğunu anlamak zor değildir. Şimdi kalkıp birisi “mekân faşizmi yapıyorsunuz, dünya insanlığını coğrafi ayrımcılığa tabi tutuyorsunuz bu vasıflandırmalar bunu gösteriyor” dese, mesela bunu Cambridge İngiltere’de söyleseniz, adama derler ki; “Aaa kuzum sen üşüttün galiba, bir daha kıçını açıkta bırakma kabûs görürsün” ve güler alay ederler. Roni İngiltere gördüğüne göre şimdi bunu nasıl izah edeceğiz? Bunu bilmiyor desek bu teşbihteki sapıklıktan daha ağır bir itham olur…


    Öyle ise Roni Efendi, Büyük Doğu İdeolocyasının yaptığı bu vasıflandırmanın belirlediği hakikati red mi etmektedir?... Bu hakikati red etmesi mümkün değildir zira aşağıda kendisine sorulan cevabı verebilmektedir.


    Demek ki öyle ise kendisinden geçmiş bir şekilde Tayyib Erdoğan’ı Üstad’a karşı kışkırtmaya çalışması ne manaya gelmektedir?... Kışkırtamayacağını bilmektedir, zira ONE MİNUTE ve Mavi Marmara duruşu hiç de OTORİTE-SEVER değildir.


    Madem durum budur tekrar öyle ise; Başbakan’ın Mavi Marmara Yahudî vahşetine karşı takındığı tavrından rahatsız olan “Otoritesever” zihniyetin hizasında, BÜYÜK DOĞU ‘ya karşı “yeni okumalar” vurgulu salvonun anlamı nedir?... Ahmed Davutoğlu’nun varlığından duyulan rahatsızlığı mı ifade etmeye çalışmaktadır?... Şöyle bir mesaj mı vermeye çalışmaktadır;
    “Artık şu BÜYÜK DOĞU’u gericiliğinden ayrıl ve liberal ol, otoritesever ol”
    Bu sorular uzatılabilir, kısaltılabilir, bölünüp çarpılabilir ama herhalde bu sahibi adına yerine ulaşır.


    Tabiî bunlar bizim fevkimizde tahliler.
    Fakat bu soruların ihtiva ettiği imâlar bir tarafa Roni’nin kendisiyle yapılan bir mülakatta verdiği cevabı hatırlatmak yerinde olur. Şimdi beş dakikalığına köşeye bıraktığımız Roni’ye bu hatırlatmanın eşliğinde daha yakından bakmaya çalışalım.


    Soru ve Cevab (1) şöyle;


    Fakat bunları söylemek hemen her zaman bir ‘anti-semitist’ damgası ile yaftalanmayı davet ediyor günümüzde. Siz de yaftalandınız mı?
    Siyonistler İsrail devletini eleştiren herkese anti-semitist derler, İsrail devletini eleştiren Yahudilerin de özel terimi vardır “kendinden nefret eden” anlamında “self hater” sözünü kullanırlar. Dolayısıyla benim bugüne kadar yazdıklarımı, söylediklerimi bilen Siyonistler beni defalarca self hater olmakla suçladılar.



    Roni Bey İsrail Devleti ile kayıtlı bir tenkid ölçüsünün anti-semitist suçlamasına maruz kalmak için yeterli olduğunu ve bunu vasıflandırmak üzere kendilerine “self hater” denildiğini söylüyor. Yani kendisinden nefret eden, yani Yahudilikten habersiz ve inkârcı!!!.. Halbuki Roni Efendi gayet iyi biliyor ki, “Yahudilik müessesi” İsrail Devlet’i ile kayıtlı bir şey değildir!... Zira kendisini “kendinden nefret eden” şeklinde vasıflandıranlar sadece İsrail Devleti değil… Öyle ise “İsrail Devleti”iyle kayıtladığı ama aslında öyle olmayan BU ZİHNİYETİN adını kendileri koysunlar!!!...


    Soru ve Cevab (2);


    Ama aslında bugün eleştirdiğimiz kültürel erozyon, lümpenleşme gibi şeyler sizin ‘o gün için doğru’ bulduğunuz sert ve tepeden inmeci bir modernleşme projesinin sonuçları değil mi?
    Ne yazık ki, devrim koşullarında eski rejimin bazı yönlerini koruyalım demek mümkün değildir. İşgal altındaki devlette işgalci devletleri yenip bağımsız bir ulus-devlet kurmak ilerici bir adımdı. Bugün ise 1920′lerin ideolojisini ilerici bir şey olarak dayatmak olumsuzdur.


    PEKİYİ NEYİ DAYATMAK OLUMLUDUR RONİ EFENDİ?!..


    Tabiî Roni Efendinin zamanında ilerici bir adım olarak vasıflandırdığı Kemalizmin, ideologluğunu yapan dönme-kripto Yahudilerin varlığından da haberi yok değil… Yani Roni Efendi eğer o dönemde yaşıyor olsaydı, bugün sivilleşmeci-demokratik-otoritesever açılıma destek verdiği ve ideologluğunu yaptığı gibi, o gün de gereğini sıkı bir Kemalist olarak yapardı. Tıpkı bugün bu ideologluğun gereği olarak Büyük Doğu ve Üstad’a karşı –bal gibi de bildiği halde- kustuğu kini gibi… Öyle ya, elbette bir yahudi olarak değil amma bir sosyalist olarak sivilleşmeci ve demokratik düzen tercihini, Müslümanların mesela BÜYÜK DOĞU tercihli taktik sivilleşmeci ve demokratik muhalefetinin özü kılmaya çalışması kripto bir görev, tarihî Yahudi misyonun bir parçası olmasın ?!!!...



    Ve en önemlisi BÜYÜK DOĞU alerjisi sakın İsrail ve uzantılarının üzerine serdiği “kendinden nefret eden” örtüsünün altında bir “kendine aşık” sapkınlığından kaynaklanan semptomları göstermesin!!!...



    Başbakan’a, Sosyalist(!) Roni’nin hangi cüretle emir kıvamında isyan bayrağını çektiği bizi ilgilendirmese de, herhalde memleketin BÜYÜK DOĞU bağlısı bir evladı olarak buna bizim de hakkımız vardır. Başbakan’a sadece şu örtünün altında gizlenen kripto otoritesever monşerleri hatırlatayım. Daha fazlasını söylemek (Roni gibi) Başbakan’ın ve Müslümanların zekâsına hakaret edepsizliği olacağından susalım.



    “ARTIK AVANAK MÜSLÜMANLAR YOK KARŞINIZDA” temel mesajımızı iadeli taahhütlü verelim. Ve son olarak otoritesever cinsiyle, sosyalist cinsiyle, muhafazakâr cinsiyle hepinizi tanıyoruz ihtarını yapalım.



    ENSENİZDEYİZ!!!..


    Roni’ciğim sana da bir hatırlatma kendine pay çıkarırsın şimdi sen;
    “Sinek kondu diye 90’lık top ateşlenmez!...” Sosyalist-Liberal-Otoritesever- “self hater” görünümlü sinek seni!!!.. Büyük Doğu Topu ne zaman patlayacağını bilir.

    buyukdogu.org

  10. #10
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 07.07.09
    Mesajlar: 6.974
    Teşekkür ve Beğeni

    Taraf'ın yazarına Necip Fazıl Öfkesi!

    Taraf gazetesi yazarı Roni Margulies, şair ve mütefekkir Necip Fazıl Kısaküreke yönelik hakaret içeren sözleri yüzünden, Necip Fazılın öğrencilerinin hedefine oturdu...
    Rıdvan Yasin Doğan'ın haberi

    Necip Fazıl Kısakürek’in 25 Ekim 1967 tarihinde Büyük Doğu'da yayımlanmış olan "Dünyayı Yahudi Güdüyor" başlıklı yazısından alıntılar yaparak Taraf gazetesindeki köşesinden Necip Fazıl’a tepki gösteren Roni Margulies’in sözleri öğrencileri ve sevenlerini öfkelendirdi.

    Necip Fazıl’ın büyük bir fikir adamı olduğunu belirten sevenleri, Margulies’in ‘haddini aştığı’ ve büyük bir terbiyesizlik yaptığı konusunda hem fikirler…

    “MUHAKKAK YARGILANMALIDIR”

    Vakit gazetesi yazarı Mustafa Miyasoğlu, sadece Necip Fazıl’ın ailesi ve Büyük Doğu Yayınları’nın değil yazıda ismi anılan kurumların yöneticilerinin de mahkemelere bu hakaretlerle ilgili suç duyurusunda bulunmalarının gerektiğini söyledi.

    Miyasoğlu, Margulies’in derhal cezalandırılması gerektiğini de belirterek, “Çünkü, bu adam büyük bir terbiyesizlik yapmıştır. Esefle kınıyorum. Haddini aşmıştır. Küstahlık cezasız kalmamalıdır. Tüm dünyanın takdir ettiği bir fikir adamını bu sözlerle eleştirmek haddine değildir. Bu cesareti bulabilmesi de beni şaşırtmıştır doğrusu” dedi.

    MUZAFFER DOĞAN: BÜYÜK TERBİYESİZLİK

    İstanbul Bahçelievler Belediyesi eski Belediye Başkanı Muzaffer Doğan da, Margulies’in Necip Fazıl Kısakürek hakkındaki yazısına sert tepki gösterdi.

    Doğan, “Büyük bir terbiyesizlik yapmıştır. Son yüzyılda Türkiye ölçeğinde değil, dünya ölçeğinde Türk ve İslâm dünyasının yüzakı olan “Üstad” Necip Fazıl Kısakürek’e kin kusmuş!..
    Yazdıkları sinek vızıltısı mesâbesinde şeyler. Üstad Necip Fazıl, aramızda yaşıyor ve yaşayacak. Büyük Doğu dâvâsı yürüyor ve yürüyecek…” ifadelerine yer verdi.

    Necip Fazıl’ın ismini, belediye başkanlığı yaptığı dönemde Bahçelievler’de bir kültür evine vererek, bu konuda bir ilki başlatan Muzaffer Doğan, “Bugün yüzlerce Kültürevi’ne, okula, caddeye, mahalleye Necip Fazıl Kısakürek ismi verilmiş! Biz Büyük Doğucular, isim peşinde değiliz. Yaşayan ve yürüyen dâvâ, Nâzım Hikmet’in değil, Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in dâvâsıdır.” diye konuştu.

    “SAĞLIĞINDA ÜSTAD’A KARŞI KALEM OYNATMAK CESARET İSTERDİ”

    Konuyu köşesine de taşıyan Milli Gazete yazarı Ali Haydar Haksal ise, “Üstad Necip Fazıl hayatta değil. Sağlığında ona karşı kalem oynatmak cesaret isterdi. Ölümünden sonra Büyük Doğu izleğinden bulunanların güçlenmesi, Üstad'ın arkasında büyük bir akımın olması kimi kalem sahiplerinin hareket etme alanını sınırladı. Üstad, ölümünden sonra çok daha okunan, üzerinde düşünülen biri. Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti topraklarında özgür yaşamış, bugüne kadar hiçbir zulme uğramamış, sol ruhlu, şimdilerde Taraf gazetesi ve İslâmi gelenekten gelen bir dergide yazılarını yayımlayan Roni Margulies. Üstat Necip Fazıl'a zehir kusmuş” İfadelerine yer verdi.

    Habermolası.com

Sayfa 1 Toplam 4 Sayfadan 123 ... SonuncuSonuncu

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. aranızda Kalp Gözü açık olan var mı??
    Konu Sahibi MeLeĞİM Forum Bize Ayıracak 5 (beş) Dakikanız var mı
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 18-08-2011, 10:21
  2. Yaşlılığa Nasıl Hazırlanmalıyız?
    Konu Sahibi Ravza_Nur Forum Sağlık ve Yaşam
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 23-11-2007, 19:15

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •