Teşekkür edenler Teşekkür edenler:  50
Beğenenler Beğenenler:  444
Beğenmeyenler Beğenmeyenler:  1
Sayfa 32 Toplam 32 Sayfadan BirinciBirinci ... 22303132
311 den 320´e kadar. Toplam 320 Sayfa bulundu

Konu: Neyse Halimm

  1. #311
    Moderator
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 04.05.07
    Mesajlar: 36.449
    Teşekkür ve Beğeni

    Selam Aleyküm canım benim müsait olursan hayır kapıların açılması konusunun duasını yapar mısın sana zahmet Allah razı olsun senden de canım mesaj yazdım diğer kızlarada söylersen müsait olan olursa herşey gönlünüzce olsun hayırlı cumalar

  2. Beğenenler Dil_Dar, Muhtazaf Bu yazıyı beğendi
  3. #312
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 21.01.13
    Mesajlar: 6.799
    Teşekkür ve Beğeni

    sonra, varlikli bir adam konustu: "bize vermekten bahset."

    ve o cevap verdi:

    "sahip olduklarinizdan verdiginizde,
    çok az sey vermis olursunuz;

    gerçek veris, kendinizden vermektir.

    çünkü sahip olduklariniz, yarin ihtiyaciniz olabilir
    diye saklayip korudugunuz seylerden ibaret degil mi?

    ve yarin, kutsal sehre giden hacilari takip ederken, kemiklerini,
    iz birakmayan kumlara gömen fazla uyanik bir köpege ne getirebilir?

    ve ihtiyaç korkusu da, ihtiyaçtan baska birsey degil midir?

    kuyunuz tamamen doluyken susuzluktan korkmak,
    tatmin olamayan bir susuzluk göstermez mi?

    çok fazla seye sahip olup, çok az verenler, bunu
    gösteris isteyen gizli arzulari için yaparlar,
    ki bu da armaganlarini yararsiz kilar.

    ve bazilari vardir ki, çok az seye sahiptirler ve hepsini verirler.
    bunlar hayata ve hayatin definesine inananlardir,
    ve kasalari hiç bos kalmaz.

    bazilari sevinçle verirler, bu sevinç onlarin ödülüdür.

    bazilari ise istirap içinde verirler ve bu aci onlarin vaftizidir.

    ve bazilari vardir ki, ne vermenin acisini hissederler,
    ne sevinç ararlar, ne de bir erdemlilik düsüncesi tasirlar;

    onlar, su vadideki mersin agacinin kokusunu salisi gibi verirler.

    böyle kisilerin ellerinde tanri dile gelir ve
    onlarin gözlerinden tanri, dünyaya gülümser.

    istendigi zaman vermek güzel bir davranis olabilir; fakat
    istenmeden, ihtiyaci hissederek vermek çok daha anlamlidir.

    ve cömert olan için, verecek kimseyi aramak,
    veris olayindan daha fazla sevinç getirir.

    vermekten alikoyacaginiz herhangi bir sey olabilir mi?

    sahip oldugunuz her sey bir gün verilecektir.

    öyleyse simdi verin ve vermenin hazzini
    mirasçilariniz degil siz yasayin..

    çogunlukla söyle dersiniz:
    'verecegim, ama hak edeni bulabilirsem.'

    ne koruluktaki meyve agaçlari böyle düsünür,
    ne de çayirdaki sürüler.

    onlar, saklandiginda çürüyecek olani, yasayabilsin diye verirler.

    herhalde kendisine günler ve geceler verilmesini hak eden
    bir kisi, sizden gelebilecek seyleri de hak eder.

    ve hayat okyanusundan içmeye hak kazanmis bir insan,
    sizin küçük irmaginizdan da bir bardak su alabilir.

    faydasindan öte, kabul etmenin gerektirdigi cesaretten ve
    güvenden daha büyük bir deger var midir?

    ve siz kim oluyorsunuz da, onlarin gögüslerini yirtarak
    gururlarini korunmasizca ortaya seriyor, sonra da
    onlarin degerlerini örtüsüz ve gururlarini
    utanmasiz olarak degerlendiriyorsunuz?

    önce kendinizi vermeye hak kazanmis ve
    verme olayinda bir araci olarak görün.

    çünkü gerçekte herseyi veren hayattir
    ve siz kendinizi bir verici olarak belirlediginizde,
    sadece bir tanik oldugunuzu unutuyorsunuz.

    ve siz alicilar, ki hepiniz bu gruba dahilsiniz,ne kendinize
    ne de size verene bir boyunduruk yüklememek için,
    hiç bir minnet hissi tasimayin.

    bunun yerine, armaganlari kanat yaparak,
    verenle beraber yükselin;

    çünkü borcunuzu gereginden fazla abartmak,
    annesi özgür yürekli dünya,
    babasi evren olan cömertlik olgusundan
    süphe etmek demektir..."






    halil cibran
    Konu Dil_Dar tarafından (10-02-2018 Saat 14:41 ) değiştirilmiştir.

  4. Beğenenler Muhtazaf, leyla-1 Bu yazıyı beğendi
  5. #313
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 21.01.13
    Mesajlar: 6.799
    Teşekkür ve Beğeni


    o kadar bir başkasıyız ki kendimizden ;
    olduğumuz kişi ile olduğumuzu zannettiğimiz kişi oturup bir kahve içelim deseler ,
    kavga etmeden kalkamazlar masadan ....



  6. Beğenenler leyla-1, Muhtazaf Bu yazıyı beğendi
  7. #314
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 21.01.13
    Mesajlar: 6.799
    Teşekkür ve Beğeni



    Ey Sevgili

    Senin kalbinden sürgün oldum ilkin
    Bütün sürgünlüklerim bir bak1ma bu sürgünün bir süreği
    Bütün törenlerin şölenlerin ayinlerin yortuların dışında
    Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
    Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
    Uzatma dünya sürgünümü benim
    Güneşi bahardan koparıp
    Bir tuz bulutu gibi Savuran yüreğime
    Ah uzatma dünya sürgünümü benim
    Nice yorulduğum ayakabılarımdan degil
    Ayaklarımdan belli Lambalar eğri Aynalar akrep meleği
    Zaman çarpılmış atın son hayali
    Ev miras değil mirasın hayaleti
    Ey gönlümün doğurduğu Büyüttüğü emzirdiği
    Kuş tüyünden Ve kuş sütünden Geceler ve gündüzlerde
    İnsanlığa anıt gibi yükselttiği
    Sevgili
    En sevgili
    Ey sevgili
    Uzatma dünya sürgünümü benim
    Bütün şiirlerde söylediğim sensin
    Suna dedimse sen Leyla dedimse sensin
    Seni saklamak için görüntülerinden faydalandım
    Salome'nin Belkis'ın Boşunaydı saklamaya çalışmam öylesine aşikarsın bellisin Kuşlar uçar senin gönlünü taklit için
    Ellerinden devşirir bahar çiçeklerini
    Deniz gözlerinden alir sonsuzluğun haberini
    Ey gönüllerin en yumuşağı en derini
    Sevgili
    En sevgili
    Ey sevgili
    Uzatma dünya sürgünümü benim
    Yıllar geçti sapan ölümsüz iz bıraktı toprakta
    Yıldızlara uzanıp hep seni sordum gece yarılarında
    Çatı katlarında bodrum katlarında
    Gölgendi gecemi aydınlatan eşsiz lamba
    Hep Kanlıca'da Emirgan'da Kandilli'nin kurşuni şafaklarında
    Seninle söyleşip durdum bir ömrün baharında yazında
    Şimdi onun birdenbire gelen sonbaharında
    Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
    Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
    Ey çagdas Kudüs (Meryem)
    Ey şiirini gönlünde taşıyan Mısır (Züleyha)
    Ey ipeklere yumuşaklık bağışlayan merhametin kalbi
    Sevgili
    En sevgili
    Ey sevgili
    Uzatma dünya sürgünümü benim
    Dağların yıkılışını gördüm bir Venüs bardağında
    Köle gibi satıldım pazarlar pazarında
    Güneşin sarardığını gördüm Konstantin duvarında
    Senin hayallerinle yandım düşlerin civarında
    Gölgendi yansıyıp duran bengisu pınarında
    Ölüm düsüncesinin beni sardığı şu anda
    Verilmemiş hesapların korkusuyla
    Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
    Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
    Sevgili
    En sevgili
    Ey sevgili
    Uzatma dünya sürgünüm benim
    Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır
    Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır
    Aşk celladından ne çikar madem ki yar vardır
    Yoktanda vardan da ötede bir Var vardır
    Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
    O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır
    Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
    Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
    Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
    Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
    Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
    Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
    Gögsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
    Senden umut kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır
    Sevgili
    En sevgili
    Ey sevgili
    #Sezai Karakoç
    Konu Dil_Dar tarafından (22-06-2018 Saat 09:12 ) değiştirilmiştir.

  8. Beğenenler leyla-1, mavci, Muhtazaf Bu yazıyı beğendi
  9. #315
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 21.01.13
    Mesajlar: 6.799
    Teşekkür ve Beğeni

    Ne meraklıyız milletçe adımızın önüne sıfat yerleştirmeye: Anne,eş,arkadaş,dost,işçi,müdür,kardeş,eleman,yard ımcı,hizmetçi,Memur,sağlıkçı,okumuş,amir,akıllı,Ze ki,salak,kibirli,gururlu diye uzayıp gidiyor...aldığımız her sıfata layık olmaya çalışmışız ama asıl kim olduğumuzu unutmuşuz .yada unutmak işimize geliyor ne dersiniz?
    İçi bolca şişirilmiş balonlarla geziyor herkes etrafta asıl görmek istediğimiz kimseleri göremiyoruz bile çoğu zaman.. Sahi asıl neydik biz önceden çok önceden anne olmadan önce mesela yada eş olmadan önce neydik? Birilerinin gelini olmadan önceden bahsediyorum..yada o bilezik niyetine koluna taktığın mesleğin okulunu okumadan önce neydin ?
    Hatırlamıyormusun ?
    Ozaman ben söyleyeyim.. Adem dik hepimiz Adem ��
    Adem oğlu Adem kızıydık.��
    Kul duk kul olmaya gelmiştik daha d a önemlisi.ismimizin önündeki sıfatlar insanlığımızı unuttur masın yeter yoksa memur olmayın öğretmen olmayın demiyoruz. Olun olsun herkes ama Adem kalsın yürekleri vicdanları dursun yerinde kaybolmasın egonun altında kendi için istemediğini başkasına yakıştıracak kadar insanlığından kaçmasın yeter





    (kendi kalemimden )

  10. Beğenenler mavci, leyla-1, Muhtazaf Bu yazıyı beğendi
  11. #316
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 21.01.13
    Mesajlar: 6.799
    Teşekkür ve Beğeni




    Çok sevdiğimden dir��
    İçilen her çay sevaplara dahil olsa ne güzel olur��
    Yada her çay içilen kişiye göre tad verse kötü insanlarla içilen çay acı olsa soğusa çayı bırakıp kaçsak ordan ,sıcak sohbetler eşliğinde içtiğimiz çaylar bal gibi şekerli gelse kekremsi bir tat bırakmasa insanın ağzında . Çayın kokusu burun kemiğimizi sızlatan özlemlere iyi gelse mesela bazen bir evlat kokusu bazen bir anne bazen bir baba kokusu verse içene,yada yalnızken içilen çay boşver hiç kimse kimsesiz değildir
    Vardır kimsesizlerinde bir kimsesi dese ��
    Hani olmaz da dese işte güzel olmaz mı?
    #birbardakiyilik
    #çaygibi
    #çaykadarolamayaninsanlardavardı


    (kendi kalemimden ...)

  12. Beğenenler mavci, leyla-1, Muhtazaf Bu yazıyı beğendi
  13. #317
    Moderator
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 04.05.07
    Mesajlar: 36.449
    Teşekkür ve Beğeni


  14. Beğenenler Dil_Dar, Muhtazaf Bu yazıyı beğendi
  15. #318
    Moderator
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 04.05.07
    Mesajlar: 36.449
    Teşekkür ve Beğeni


  16. Beğenenler Dil_Dar, Muhtazaf Bu yazıyı beğendi
  17. #319
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 30.03.08
    Mesajlar: 9.964
    Teşekkür ve Beğeni

    Ölüm!
    Ölüm, insana hep acıyı ve korkuyu hatırlatır.
    İnsanlar, ölümden kaçmak istedikçe, ölüm onları alır götürür.
    Göremedikleri ta uzaklara.
    Sonuç olarak ölümden korkmak yerine ölüme hazır olmak, arkasından keşkeleri yaşamamak.
    Gerçeği ölüm gelmeden önce görebilmek.
    Velhasıl asıl vatanının ahirete hazır olmak.
    Ölüm gelmiş hazırım ölüm gelmeden ben öldüm diyebilmektir.
    28.02.2002 Wetzlar/Almanya
    M.S.A.

  18. Teşekkür edenler Dil_Dar, leyla-1 Bu yazı için teşekkür etti
    Beğenenler Dil_Dar, leyla-1 Bu yazıyı beğendi
  19. #320
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 21.01.13
    Mesajlar: 6.799
    Teşekkür ve Beğeni

    Halife Me¢mun: Evet, öğrenme gayreti içindeyken ölmen, cehalete kanaat ederek yaşamandan hayırlıdır.Dedi

    Amcası tekrar sorarak:Ne zamana kadar okumak bana yakışır? deyince de Halife Memun şu cevabı verdi : âHayat sana yakıştığı müddetçe

    Demiştir...
    Nefes aldığımız sürece öğrenebilecek olmanın ferahlığını veren rabbim öğrendiklerimize amel etmeyi nasip etsin inşaallah.
    Konu Dil_Dar tarafından (01-10-2018 Saat 09:04 ) değiştirilmiştir.

  20. Beğenenler Muhtazaf, leyla-1 Bu yazıyı beğendi
Sayfa 32 Toplam 32 Sayfadan BirinciBirinci ... 22303132

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Bu Konu için Etiketler

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •