Teşekkür edenler Teşekkür edenler:  48
Beğenenler Beğenenler:  427
Beğenmeyenler Beğenmeyenler:  1
Sayfa 32 Toplam 32 Sayfadan BirinciBirinci ... 22303132
311 den 314´e kadar. Toplam 314 Sayfa bulundu

Konu: Neyse Halimm

  1. #311
    Moderator
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 04.05.07
    Mesajlar: 36.221
    Teşekkür ve Beğeni

    Selam Aleyküm canım benim müsait olursan hayır kapıların açılması konusunun duasını yapar mısın sana zahmet Allah razı olsun senden de canım mesaj yazdım diğer kızlarada söylersen müsait olan olursa herşey gönlünüzce olsun hayırlı cumalar

  2. Beğenenler Dil_Dar, Muhtazaf Bu yazıyı beğendi
  3. #312
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 21.01.13
    Mesajlar: 6.656
    Teşekkür ve Beğeni

    sonra, varlikli bir adam konustu: "bize vermekten bahset."

    ve o cevap verdi:

    "sahip olduklarinizdan verdiginizde,
    çok az sey vermis olursunuz;

    gerçek veris, kendinizden vermektir.

    çünkü sahip olduklariniz, yarin ihtiyaciniz olabilir
    diye saklayip korudugunuz seylerden ibaret degil mi?

    ve yarin, kutsal sehre giden hacilari takip ederken, kemiklerini,
    iz birakmayan kumlara gömen fazla uyanik bir köpege ne getirebilir?

    ve ihtiyaç korkusu da, ihtiyaçtan baska birsey degil midir?

    kuyunuz tamamen doluyken susuzluktan korkmak,
    tatmin olamayan bir susuzluk göstermez mi?

    çok fazla seye sahip olup, çok az verenler, bunu
    gösteris isteyen gizli arzulari için yaparlar,
    ki bu da armaganlarini yararsiz kilar.

    ve bazilari vardir ki, çok az seye sahiptirler ve hepsini verirler.
    bunlar hayata ve hayatin definesine inananlardir,
    ve kasalari hiç bos kalmaz.

    bazilari sevinçle verirler, bu sevinç onlarin ödülüdür.

    bazilari ise istirap içinde verirler ve bu aci onlarin vaftizidir.

    ve bazilari vardir ki, ne vermenin acisini hissederler,
    ne sevinç ararlar, ne de bir erdemlilik düsüncesi tasirlar;

    onlar, su vadideki mersin agacinin kokusunu salisi gibi verirler.

    böyle kisilerin ellerinde tanri dile gelir ve
    onlarin gözlerinden tanri, dünyaya gülümser.

    istendigi zaman vermek güzel bir davranis olabilir; fakat
    istenmeden, ihtiyaci hissederek vermek çok daha anlamlidir.

    ve cömert olan için, verecek kimseyi aramak,
    veris olayindan daha fazla sevinç getirir.

    vermekten alikoyacaginiz herhangi bir sey olabilir mi?

    sahip oldugunuz her sey bir gün verilecektir.

    öyleyse simdi verin ve vermenin hazzini
    mirasçilariniz degil siz yasayin..

    çogunlukla söyle dersiniz:
    'verecegim, ama hak edeni bulabilirsem.'

    ne koruluktaki meyve agaçlari böyle düsünür,
    ne de çayirdaki sürüler.

    onlar, saklandiginda çürüyecek olani, yasayabilsin diye verirler.

    herhalde kendisine günler ve geceler verilmesini hak eden
    bir kisi, sizden gelebilecek seyleri de hak eder.

    ve hayat okyanusundan içmeye hak kazanmis bir insan,
    sizin küçük irmaginizdan da bir bardak su alabilir.

    faydasindan öte, kabul etmenin gerektirdigi cesaretten ve
    güvenden daha büyük bir deger var midir?

    ve siz kim oluyorsunuz da, onlarin gögüslerini yirtarak
    gururlarini korunmasizca ortaya seriyor, sonra da
    onlarin degerlerini örtüsüz ve gururlarini
    utanmasiz olarak degerlendiriyorsunuz?

    önce kendinizi vermeye hak kazanmis ve
    verme olayinda bir araci olarak görün.

    çünkü gerçekte herseyi veren hayattir
    ve siz kendinizi bir verici olarak belirlediginizde,
    sadece bir tanik oldugunuzu unutuyorsunuz.

    ve siz alicilar, ki hepiniz bu gruba dahilsiniz,ne kendinize
    ne de size verene bir boyunduruk yüklememek için,
    hiç bir minnet hissi tasimayin.

    bunun yerine, armaganlari kanat yaparak,
    verenle beraber yükselin;

    çünkü borcunuzu gereginden fazla abartmak,
    annesi özgür yürekli dünya,
    babasi evren olan cömertlik olgusundan
    süphe etmek demektir..."






    halil cibran
    Konu Dil_Dar tarafından (10-02-2018 Saat 14:41 ) değiştirilmiştir.

  4. Beğenenler Muhtazaf, leyla-1 Bu yazıyı beğendi
  5. #313
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 21.01.13
    Mesajlar: 6.656
    Teşekkür ve Beğeni


    o kadar bir başkasıyız ki kendimizden ;
    olduğumuz kişi ile olduğumuzu zannettiğimiz kişi oturup bir kahve içelim deseler ,
    kavga etmeden kalkamazlar masadan ....



  6. Beğenenler leyla-1 Bu yazıyı beğendi
  7. #314
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 21.01.13
    Mesajlar: 6.656
    Teşekkür ve Beğeni



    Ey Sevgili

    Senin kalbinden sürgün oldum ilkin
    Bütün sürgünlüklerim bir bak1ma bu sürgünün bir süreği
    Bütün törenlerin şölenlerin ayinlerin yortuların dışında
    Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
    Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
    Uzatma dünya sürgünümü benim
    Güneşi bahardan koparıp
    Bir tuz bulutu gibi Savuran yüreğime
    Ah uzatma dünya sürgünümü benim
    Nice yorulduğum ayakabılarımdan degil
    Ayaklarımdan belli Lambalar eğri Aynalar akrep meleği
    Zaman çarpılmış atın son hayali
    Ev miras değil mirasın hayaleti
    Ey gönlümün doğurduğu Büyüttüğü emzirdiği
    Kuş tüyünden Ve kuş sütünden Geceler ve gündüzlerde
    İnsanlığa anıt gibi yükselttiği
    Sevgili
    En sevgili
    Ey sevgili
    Uzatma dünya sürgünümü benim
    Bütün şiirlerde söylediğim sensin
    Suna dedimse sen Leyla dedimse sensin
    Seni saklamak için görüntülerinden faydalandım
    Salome'nin Belkis'ın Boşunaydı saklamaya çalışmam öylesine aşikarsın bellisin Kuşlar uçar senin gönlünü taklit için
    Ellerinden devşirir bahar çiçeklerini
    Deniz gözlerinden alir sonsuzluğun haberini
    Ey gönüllerin en yumuşağı en derini
    Sevgili
    En sevgili
    Ey sevgili
    Uzatma dünya sürgünümü benim
    Yıllar geçti sapan ölümsüz iz bıraktı toprakta
    Yıldızlara uzanıp hep seni sordum gece yarılarında
    Çatı katlarında bodrum katlarında
    Gölgendi gecemi aydınlatan eşsiz lamba
    Hep Kanlıca'da Emirgan'da Kandilli'nin kurşuni şafaklarında
    Seninle söyleşip durdum bir ömrün baharında yazında
    Şimdi onun birdenbire gelen sonbaharında
    Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
    Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
    Ey çagdas Kudüs (Meryem)
    Ey şiirini gönlünde taşıyan Mısır (Züleyha)
    Ey ipeklere yumuşaklık bağışlayan merhametin kalbi
    Sevgili
    En sevgili
    Ey sevgili
    Uzatma dünya sürgünümü benim
    Dağların yıkılışını gördüm bir Venüs bardağında
    Köle gibi satıldım pazarlar pazarında
    Güneşin sarardığını gördüm Konstantin duvarında
    Senin hayallerinle yandım düşlerin civarında
    Gölgendi yansıyıp duran bengisu pınarında
    Ölüm düsüncesinin beni sardığı şu anda
    Verilmemiş hesapların korkusuyla
    Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
    Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
    Sevgili
    En sevgili
    Ey sevgili
    Uzatma dünya sürgünüm benim
    Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır
    Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır
    Aşk celladından ne çikar madem ki yar vardır
    Yoktanda vardan da ötede bir Var vardır
    Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
    O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır
    Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
    Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
    Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
    Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
    Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
    Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
    Gögsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
    Senden umut kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır
    Sevgili
    En sevgili
    Ey sevgili
    #Sezai Karakoç
    Konu Dil_Dar tarafından (22-06-2018 Saat 09:12 ) değiştirilmiştir.

  8. Beğenenler leyla-1 Bu yazıyı beğendi
Sayfa 32 Toplam 32 Sayfadan BirinciBirinci ... 22303132

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Bu Konu için Etiketler

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •