Teşekkür edenler Teşekkür edenler:  0
Beğenenler Beğenenler:  0
Beğenmeyenler Beğenmeyenler:  0
Sayfa 2 Toplam 2 Sayfadan BirinciBirinci 12
11 den 19´e kadar. Toplam 19 Sayfa bulundu

Konu: Yetimler Diyarı

  1. #11
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 05.09.12
    Mesajlar: 78
    Teşekkür ve Beğeni

    Selamun Aleyküm.. Çok yakınımız olan birisinin vefatı ile 3 çocuğun yetim kalmasına yakinen şahit oldum. Akrabalarımızın ve bizim yardımımızla şu an kirada otururken ev aldılar ve durumları eskisinden bile daha iyi şu anda.. Allah kimseyi yetim bırakmıyor, nimetlerini o kadar düzgün ve adaletli dağıtıyor ki, aklımızla çoğu zaman anlayamıyoruz bu durumu.. Yetimler ve mahzun çocuklar için dernek kurmayı bile düşünüyorum arkadaşlar. Herkese hepsine ulaşmayı amaçlıyorum ama şu anda uzak bir hayal bu benim için.. Maddi-Manevi olanaklar olarak.. Selametle..

  2. #12
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 10.04.12
    Mesajlar: 435
    Teşekkür ve Beğeni

    Hiç kimse yok kimsesiz
    Herkesin var bir kimsesi
    Ben bugün kimsesiz kaldım
    Ey kimsesizler kimsesi

    Kimse aradığım yollarda
    Kimsesizlik kimsem oldu
    Dinsin artık hicranın cana
    Kimse aradığım yollar
    Kimsesiz kimselerle doldu

    Fatih Sultan Mehmed

    Kimsesizlerin kimsesi Peygamber Efendimiz(s.a.v) ve Allah(c.c)'tır..Rabbim Yetimleri bir başına bırakmaz..Ve kullarınında yetimlerin başını okşamasını ister..Çok güzel bir düşünceniz var..İnşaAllah tüm insanlık elele yetimler için daha fazla güzelliğe imza atabiliriz..Rabbim bu yolculuktan razı olsun;yar ve yardımcımız olsun..

  3. #13
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 10.04.12
    Mesajlar: 435
    Teşekkür ve Beğeni

    Kaç çocuk var biliyor musun;"hayal" kelimesinden habersiz
    Kaç genç ve ürkek yürek var dünyada;kimsesiz
    Gittikleri yol farklı olsada sonuç aynı;belirsiz
    Kara gecenin koynuna giren yetimler sayıklar;"annemiz"

    Umutları var mıydı hala içlerinde ?
    Peki mutluluk hiç uğramış mıydı geçerken gözlerine ?
    Hiç sıcak bir el deymiş miydi ellerine ?
    Peki acıları,gözyaşları,kederleri sızı olup girmiş miydi insanların kalplerine ?
    Peki Ey İnsan,sen ! Koydun mu hiç kendini yetimlerin yerine ?




  4. #14
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 11.09.06
    Mesajlar: 4.715
    Teşekkür ve Beğeni

    PEYGAMBERİMİZİN YETİMLERE ŞEFKATİ Peygamberimizin yetim çocuklara apayrı bir şefkati vardı. Onlara çok müşfik davranırdı. Kendisi de yetim olarak büyüdüğü için, yetimliğin ne kadar acı ve zor olduğunu biliyordu. Yetimlere olan merhametinden dolayı, devamlı olarak onları korur, haksızlığa uğradıkları zaman haklarını arardı.

    Ebû Cehil, bir yetimin vasisiydi. Çocuğun bütün malı yanındaydı, fakat ona koklatmıyordu.

    Bir gün çocuk aç ve çıplak olarak geldi, malından bir-şey istedi. Ebû Cehil, azarlayarak yanından kovdu. Sonra da Kureyş'in ileri gelenleri çocukla alay ederek, "Muhammed'e git de, sana yardımcı olsun" dediler.

    Onların bu kötü niyetini anlamayan saf ve masum çocuk doğruca Peygamberimize gitti. Halini arz etti. Peygamberimiz çocuğu yanına alarak Ebû Cehil'in bulunduğu yere geldi. Yetimin hakkını vermesini söyledi. Peygamberimizi karşısında gören Ebû Cehil hiç itiraz etmeden yetimin malım iade etti.

    Ebû Cehil'in bu uysallığını gören müşrikler, "Sen de sapıttın, Muhammed gibi çocuklaştın" diye onu küçümsediler.

    Ebû Cehil tuhaf bir haldeydi. Onlara şöyle dedi:

    "Hayır, siz de benim yerimde olsaydınız, aynı şeyi yapardınız. Çünkü onun sağında ve solunda birer mızrak gördüm. Vermeyecek olsam bana saplanacaktı."

    Peygamberimizin kendi evinden de yetim eksik olmazdı. Hz. Hatice ile evlendiğinde, Hatice validemizin ölen kocasından Hind isminde bir erkek çocuğu vardı. Peygamberimiz o yetime kendi öz çocuğu gibi bakmış, yetiştirmişti.

    Yine Peygamberimiz Hz. Ümmü Seleme ile evlendiğinde, beraberinde beş yetimi vardı. Peygamberimiz ona, beraberinde yetim çocukların bulunmasının evlenmesine bir engel olmayacağını söyledi ve öylece kabul etti. Bu çocukların babası Ebû Seleme seçkin Sahabîlerdendi. Bir savaşta şehit olmuştu. Bu çocuklar Peygamberimizden, öz babalarını aratmayacak, hatta daha sıcak bir şefkat görmüşlerdi.

    Yapılan savaşlar sonunda şehit düşen Sahabîlerin çocukları yetim kalıyordu. Peygamberimiz bu çocuklara ayrı bir ilgi gösterir, onları yalnız bırakmaz, ihtiyaçlarını karşılardı. Bazılarını da bizzat kendi himayesine alırdı.

    Peygamberimiz bir bayram namazından sonra mescitten çıktığında, çocukların neşe ve sevinç içinde oynadıklarını gördü. Bir duvarın dibinde de perişan kılıklı ve mahzun bir çocuk ağlayıp duruyordu. Dikkatim çekti. Doğru onun yanına vardı.

    "Yavrum, neyin var, niçin böyle üzgün duruyorsun? Arkadaşlarınla birlikte niçin oynamıyorsun?"

    Çocuk bir yetimdi. Babası Uhud'da şehit olmuştu. Annesi de başka biriyle evlenince çocuk sahipsiz kalmıştı. Resul-i Ekrem Efendimiz çocuğun elinden tuttu. Başını okşadı, gönlünü aldı. Sevindirici bir haber verdi:

    "Neden ağlıyorsun? Ben baban, Âişe annen, Fatıma kardeşin olsun, istemez misin?

    Çocuk sevincinden uçacak gibiydi. Heyecanla, "Nasıl razı olmam, Yâ Resulallah?" diyebildi.

    Peygamberimiz ismini sordu: "Buceyr" dedi. "Hayır. Senin ismin Beşir olsun" buyurdu.

    Peygamberimiz çocuğu aldı, evine götürdü. Yedirip içirdi, üstünü başını giydirdi.

    Karnı tok, sırtı pek olan çocuk bir süre sonra oynayan çocukların arasına karışmak üzere sokağa çıktı.

    Neden sevinmeyecekti? Babası Cennete gitmişti; ama şimdi babasının yerine geçen insan, bütün babaların en hayırlısıydı.

    Arkadaşları Beşir'in halindeki değişikliği görünce etrafına toplandılar. Merakla sordular:

    "Sen daha önce ağlayıp duruyordun. Şimdi nasıl oldun da bu hale geldin?"

    Beşir cevap verdi:

    "Açtım, doydum; çıplaktım, giyindim; yetimdim, Resulullah babam, Âişe annem oldu."

    Bunun üzerine diğer çocuklar Beşir'e gıpta ederek şöyle dediler:

    "Ne olaydı, keşke bizim de babalarımız Uhud'da şehit olaydı da, biz de öyle bahtiyar bir babaya kavuşmuş olaydık."

    Peygamberimizin vefatına kadar Beşir bin Akra onun yanında kaldı. Peygamberimiz ebedî âleme göçtükten sonra Beşir için asıl yetimlik başlamış oldu. Şöyle ağlıyordu:

    "İşte şimdi yetim kaldım, işte şimdi garip oldum."

    Yetimin sadece başını okşamak bile çok büyük bir sevap ve Cennet müjdesidir. Efendimiz bu sevabı şöyle ifade buyururlar:

    "Kim sırf Allah rızası için şefkatle yetimin başını ok-şarsa, elinin değdiği saçlar sayısınca ecir ve sevap kazanır. Yanındaki yetime iyilik yapan kimse ile ben şu iki parmak gibi Cennette beraber olacağız." Daha sonra da orta parmağı ile işaret parmağının aralarını açarak gösterdi.

    Kocası öldüğü halde çocuklarının başında bekleyen, onları büyütüp yetiştiren, hayâta hazırlayan, edep ve ahlâk öğreten, dul bir hanımın, Peygamberimizin gözünde çok büyük yeri vardır.

    Şöyle buyuruyorlar:

    "Cennetin kapısını ilk önce ben açacağım. Bununla birlikte bir kadının Cennetin kapısını açmak üzere beni geçtiğini görünce:

    "Ne oluyor, sen kimsin?" diye sorarım. O da:

    "Dünyada iken yetim kalan çocuklarımın başını bekleyen bir kadınım" diye cevap verir.

    Yetim çocuklara bakmak, ihtiyaçlarını karşılamak, bakım ve eğitimleri ile meşgul olmak insanın şahsiyeti, karakteri ve ahlâkı üzerinde de büyük etki yapmaktadır.

    Ebu'd-Derdâ rivayet ediyor:

    "Peygamber Efendimize bir adam geldi, kalbinin katılığından dert yandı. Resulullah (a.s.m) ona şu tavsiyede bulundular:

    "Kalbinin yumuşak olmasını, ihtiyacın olan şeylere kavuşmayı ister misin?

    "Öyle ise yetime şefkat göster, başını okşa, yediğinden ona yedir ki, kalbin yumuşasın ve muhtaç olduğun şeylere kavuşasın."

  5. #15
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 10.04.12
    Mesajlar: 435
    Teşekkür ve Beğeni


  6. #16
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 11.09.06
    Mesajlar: 4.715
    Teşekkür ve Beğeni

    Suan duygu yogunlugu icerisindeyim bugunluk devam edemeyecegim. Selametle. Dua ile....

  7. #17
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 10.04.12
    Mesajlar: 435
    Teşekkür ve Beğeni

    Allah razı olsun,herşey için..Rabbim herşeyi gönlünüzce versin..Rabbim derdinize derman versin..Yar ve yardımcınız olsun İnşaAllah..

  8. #18
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 11.09.06
    Mesajlar: 4.715
    Teşekkür ve Beğeni

    Eğer yetimseniz kanadınızın kırık olduğunu hissedersiniz. Büyüdükçe babanızın olmayışının acısı yüreğinizde daha da sancılı bir hâl almaya başlar. Akşam yaklaşınca bu yalnızlık âdeta çöreklenir minicik kalbinize… ehh aksam olur her kesin BABASI elinde cantasi ve erzaki ile gelirken Sen yetimim Gelmeyeceğini bildiğiniz hâlde pencerede beklersiniz saatlerce… Sonra adınızın “Yetim” olduğunu öğrenirsiniz. Acınızın ve adınızın en başına buruk bir sesle eklersiniz “ben yetimim”!.. Zavalli garip sanki engelli ve eksiksiniz her An sizden oyle bahsedilir.Miskin yetim diye bir de aciyanlar olur...

    Büluğ cagina kadar artık Rabbimin NAZ nazlı niyazlı kulusunuzdur. Bir ağlasanız Arş-ı Âlâ titrer. Tebessümünüze vesîle olan her kulun duâları makbul olur. Sizin başınızı okşayan her el sevap ve ecirle mükâfâtlandırılır. “Bir kimse sırf Allah rızası için bir yetimin başını okşarsa elinin dokunduğu her saç teline karşılık ona sevap vardır.”buyrulur. (Ahmed bin Hanbel Müsned V 250)

    Eğer “ben bir yetimin başını okşayamam bir garibin yüzünü güldüremem!” diyorsanız dikkat edin mutlaka kalbiniz katılaşmıştır. Çünkü Kâinâtın Biricik Efendisi şöyle buyurur:

    “Eğer kalbinin yumuşamasını istiyorsan fakiri doyur yetimin başını okşa!” (Ahmed ibn-i Hanbel II 263 387)

    Bir yetim olarak Âlemlerin Rabbi’nin insanlığa emânetiyim ben… Hani âyet-i kerîmede buyruluyor ya: “Yetimi sakın ezme el açıp isteyeni de sakın azarlama!” (ed-Duhâ 9-10) Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in cennette komşusu olmak istiyorsan eğer sahipsiz yetimleri sahiplen onlara sıcak bir yuva hazırla ve onları himâye eden bir ebeveyn ol…

    Zira “Kendi yetimini veya başkasına ait bir yetimi himâye eden kimseyle ben cennette şöyle yanyana bulunacağız.” buyurmuş (Müslim Zühd 42)ve mübârek işaret ve orta parmaklarını birleştirerek teminat vermişti En Sevgili… Eğer günahlarının affedilmesini istiyorsan Fahr-i Kâinât Efendimiz’in şu hadîs-i şerîfini oku ve hislen!

    “Bir kimse Müslümanların arasında bulunan bir yetimi alarak yedirip içirmek üzere evine götürse affedilmeyecek bir suç işlemediği takdirde Allah onu mutlaka cennete koyar.” (Tirmîzî Birr 14/1917)

    Hadîs-i şerifte işaret edilen “affedilmeyecek günahlar” Cenâb-ı Hakk’a şirk koşmak ve kul hakkıdır.

    Aman sakın ha benim hakkımı gasp etme! Beni kendi malımdan mahrum eyleme! Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in nasihatine kulak ver! “İki zayıf kimsenin yetimle kadının hakkını yemekten herkesi şiddetle sakındırıyorum.” (İbn-i Mâce Edeb 6)

    Merhametlilerin en merhametlisi olan Rabbimiz’in ihtarlarıyla titresin yüreğin… “Haksızlıkla yetimlerin mallarını yiyenler hiç şüphesiz karınlarına ancak ateş doldurmuş olurlar. Zaten onlar alevlenmiş ateşe gireceklerdir.” (en-Nisâ 10)

    “…Sana yetimi soruyorlar. De ki: Onları iyi yetiştirmek (kendi başlarına bırakıp ihmal etmekten) daha hayırlıdır. Eğer onlarla birlikte yaşıyorsanız unutmayınız ki onlar sizin din kardeşlerinizdir. Allah işleri bozanla düzelteni bilir…” (el-Bakara 220)

    Ey yetim kardeşim!.. Sana da şunu hatırlatmak isterim: Eğer yetim olmak seni çok üzüyor -Allah muhafaza- utandırıyorsa yetimlerin şânı öksüzlerin incisi Allâh’ın Habibi Muhammed Mustafâ’sının da bir yetim olduğunu düşün!.. Eğer yetimlik utanılacak bir şey olsaydı hiç Efendimiz yetim olur muydu?!

    Yetimlik tevâzû mektebidir. Rivâyet olunur ki: “Allah Zü’l-Celâl Hazretleri peygamberlerine teker teker:

    “Sen nesin kimsin?” diye sormuş. Peygamberler de şu cevapları vermişler: Adem -aleyhisselâm- “Ben safiyyullâhım yâ Rabbi!” Nuh -aleyhisselâm- “Ben neciyyullâhım yâ Rabbi!” İbrahim -aleyhisselâm- “Ben halîlullâhım yâ Rabbi!” İsmail -aleyhisselâm- “Ben zebîhullâhım yâ Rabbi!” Musa -aleyhisselâm- “Ben kelîmullahım yâ Rabbi!”

    Şüphesiz bunlar Rabbimizin peygamberlerine ikram ettiği sıfat ve vasıflardır. Bizim Biricik Efendimize gelince bizim bilebildiğimiz kaç tane isme ve vasfa sahiptir: Rahmeten li’l-Âlemindir. Raûf ve Rahim Habîbullâh Hâtemü’l-Enbiyâ Varlık nûru Şefâat-i uzmâ sahibidir. Kimbilir daha niceleri…

    “Allâhü Zü’l-Celâl Hazretleri aynı soruyu Rasûlullâh Efendimiz’e sorduğu zaman O bu vasıfların hiçbirini söylememiş sadece: “-Ben bir yetimim ya Rabbi!..” cevabını vermiştir.

    O’nun bu tevâzuu (alçak gönüllülüğü) Rabbimizin o kadar hoşuna gitmiştir ki: «-Ey Habîbim! Madem ki sen bu derece tevâzû gösterdin Ben de sana cemâlimi nasip ettim!..» buyurmuştur.”

    Bu yetimlik mektebinde azığımız sabır ve şükür olmalı ki Cenâb-ı Hak bize de ebedî âlemde devamlı cemâlini seyredenlerden olmayı nasip buyursun Âmin!..

  9. #19
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 10.04.12
    Mesajlar: 435
    Teşekkür ve Beğeni


Sayfa 2 Toplam 2 Sayfadan BirinciBirinci 12

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •