Teşekkür edenler Teşekkür edenler:  0
Beğenenler Beğenenler:  0
Beğenmeyenler Beğenmeyenler:  0
Sayfa 35 Toplam 37 Sayfadan BirinciBirinci ... 253334353637 SonuncuSonuncu
341 den 350´e kadar. Toplam 367 Sayfa bulundu

Konu: Görmediklerimiz, duymadıklarımız

  1. #341
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni


  2. #342
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni

    İlk yuva Cennette kurulmuştur. Hz.Adem (a.s.) ile Hz.Havva validemizin evlilikleri Cennette olmuştur.
    Bu sebeple Allah için yapılan evlilikte, Cennetten bir tat vardır. Evlilik dünyada Cennetin bir numunesini yaşamak ve bir derece Cennet hayatının tadını tatmaktır. Cennete girildiğinde yuvasız ve yalnız hiç kimse kalmayacak, herkes bir alie ortamında olacaktır...

  3. #343
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni

    Çocuklara eskiden iki ad konulurdu. Bunlardan biri törenle konan ve ömür boyu taşıyacağı "kütük adı", "has adı" veya "ezan adı" verilen adı idi; diğeriyse "göbek adı" veya "küçük ad" diye adlandırılan ve çocuğun göbeği kesilir kesilmez verilen addır.
    Bazı yerlerde ad konulmadan göbek kesilmediği için doğuma yardım eden ebe "Mehmet" "Fatma" gibi adları "göbek adı" olarak söyleyiverirlerdi. "Has ad" ın konulması ise bir törene bağlı idi. Anadolu Türkleri arasında bu konuda çeşitli törenlerin düzenlendiğini hem yazılı kaynaklarda hem de yüzyılımızda yazıya geçirilen gelenekler arasında görebilmekteyiz...

  4. #344
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni

    ERGEN ÇOCUK; Çocuğunuzu tanımaya çalışın. Onun artık çocuk olmadığını farkedin. Tamammen kendine özgü özellikleri olan bir birey olduğunu unutmayın. Kendinizi geliştirmeye çalışın ve onun sizin çocukluğunuzdan farklı bir dönemde yaşadığını unutmayın. Kendi ailenizle olan ilişkinizi hatırlayın. Kendinizi onun yerine koyduğunuzda kuşak çatışmasını alt düzeye indirebilirsiniz. Çocuğunuzun arkadaşı olmaya çalışmayın. Unutmayın, çok arkadaşı olacaktır ama , anne ve baba tek sizlersiniz. Herşeyinden haberdar olun. Dersleriniz, gittiği yerleri ve arkadaş çevresini tanıyın. Ancak tüm bunları onu sorguya çeker gibi yapmayın...

  5. #345
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni

    Züleyha, putunun üzerini örtmüş ve Hz.Yusuf' un (a.s.) üzerine yürümüştü. O sırada Yusuf (a.s.) ondan uzaklaşmakta iken Züleyha arkasından şöyle bağırır;
    - Kalbinde zerre kadar mı insaf yok Yusuf? Niçin kaçıyorsun?
    Bunun üzerine Yusuf (a.s.) Züleyha' ya şu cevabı veriri;
    - Sen bir taş parçasından ibaret olan putunun üzerini, seni görmesin diye örtüyorsun. Halbuki benim Rabbim, beni daima görüyor. Nasıl olur a senin istediğine razı olurum?...

  6. #346
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni

    Çocuklar ölüm gerçeğine farklı tepkiler verir.
    Okul öncesinde ki dönemde ki bir çocuk; ölümü geriye dönüşü olan bir olay zanneder. Onun tahayyülünde kişi bir an için yok olmuştur ama geri gelecektir, işlerini başka yerlerde halletmektedir.
    6 - 9 yaş arası çocuklar ise ölümün geriye dönüşü olmayan bir durum olduğunu kavramakla birlikte kendisinin ve sevdiklerinin ölmeyeceğine inanır.
    9 - 12 yaş arası çocuklar ölüme dair neden / sonuç ilişkisi geliştirir.
    12 yaşından büyük çocuklar artık ölümü bir yetişkin gibi algılar. Çocuğun ölüme dair soruları açık ve doğru bir biçimde cevaplandırılmalıdır.

  7. #347
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni

    Peygamberimiz' in (s.a.v) "Şu kara tanede (çörek otu) ölümden başka her derde deva vardır" buyurduğu çörek otu, 2000 seneden daha uzun bir zamandır Ortadoğu ve Uzakdoğu ülkelerinde doğal bir ilaç olarak kullanılmıştır.
    Yunanlı filozof Dioskorides baş ağrılarını, burun tıkanıklarını, diş ağrısını ve bağırsak parazitlerini tedavi etmek için çörek otu kullanırken, modern tıbbın babası Hipokrat, çörek otunu karaciğer ve sindirim rahatsızlıklarının devası olarak tanımlar.
    Tıp tarihinin en önemli bilginlerinden İbn Sina çörek otunun metabolizmayı uyardığını, uyuşujluğu ve halsizliği giderdiğini belirtir.

  8. #348
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni

    DOLAP ÇEVİRMEK
    Haremlik-selamlığın uygulandığı dönemlerde zengin konakların harem ile selamlığı arasında dönen bir dolap olurmuş. Dolap silindir şeklinde olup, raflarla dizayn edilmiş ve bir eksen etrafında dönmekteymiş. Konağa gelen misafirler kadın-erkek ayrı oturduklarında, ikramları bayanlar dolaba yerleştirip döndürdüklerinde erkeklere iletilmiş olurmuş. Boşalan kaplarda yine aynı şekilde gönderilirmiş.
    Bu dolabın deyim olma öyküsünü ise konakta yaşayan hizmetliler, halayıklar, aşçılar vb. oluşturmuşlar. Konak sahibinden gizli birbirlerine ilaı aşk aracı olarak kullanmışlar bu dolabı. Kırmızı gül demetlerini, lokumları, ipek mendilleri taşımak için araç olmuş dolap.
    Böylece konak sahibi sezmeden "dolap çevrilmiş" sayılmış...

  9. #349
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni

    Bir bedevi gelip "Ey Allah'ın Peygamberi! Bana, bir kelam öğret ki, onu, söyleyip durayım?" dedi.

    Peygamberimiz "Lâ ilahe illü vahdehu la şerike leh, Allahü ekberü kebiren velhamdü lillahi kesiren Sübhani Rabbil'alemin. La havle vela kuvvete illa billahil'azizil'hakim. de!" buyurdu.


    Bedevi "Bunların hepsi, yüce Rabbim içindir.
    Kendim için, ayrıca ne diyeyim?" dedi.

    Peygamberimiz, "Allahümmağfirli verhamni vehdini verzukni = Allahım! Beni affeyle! Bana merhamet et! Bana hidayet ver! Beni rızıklandır!" de!" buyurdu.


    "Ya Resul! Allahü teâlânın nezdinde hangi söz daha sevimlidir?" diye sorulunca, Peygamberimiz şöyle buyurdu:

    "Yüce Allah'ın, Melekleri, kulları için seçmiş olduğu 'Sübhani ve bihamdihi'sözüdür."

    "İki kelime vardır ki, dilde hafif, terazide ağırdır ve Rahman olan Allah'a pek sevgilidir. Onlar 'Sübhani ve bihamdihi, Sübhanil'azim" dir."buyurdu.

    "Her kim, sabaha eriştiği, akşama eriştiği sırada(kerahat vakti) yüzkere 'Sübhani ve bihamdihi' derse, Kıyamet günü, hiçbir kimse, onun okuduğu bu Duadan daha üstününü getiremez. Ancak, onun söylediği bu Dua kadar söylemiş olan veya ondan daha fazlasını söylemiş bulunan kimse müstesnadır."


    "Kim, bir günde, yüzkere 'Sübhani ve bihamdihi" derse, onun günahları, deniz köpüğü gibi de, olsa, silinir!" buyurmuştur.

    Peygamberimiz "Sizden birinizin, her gün, bin Hasene (iyilik)kazanmağa gücü yetmez mi?" diye sordu.

    Peygamberimizin yanında oturanlardan birisi "Herhangi birimiz, bin Haseneyi nasıl kazanabilecek?!" diye sordu.

    Peygamberimiz "Herhangi biriniz, yüzkere 'Sübhan" diyerek tesbih ederse, kendisine bin Hasene yazılır ve bin günahı da, silinir!" buyurdu.

    Peygamberimiz "Sizlerden her hangi birinizin, her gün, Uhud dağı kadar amel etmeğe gücü yeter mi?" diye sordu.

    "Ya Resul! Her gün, Uhud dağı kadar amel etmeğe kimin gücü yetebilir?" dediler.

    Peygamberimiz "Hepinizin gücü yeter!" buyurdu.
    "Ya Resul! Bu nasıl olabilir?" dediler.
    Peygamberimiz "Sübhan Uhud'dan daha büyüktür.Elhamdü lillah Uhud'dan daha büyüktür. Allah'ü ekber Uhud'dan daha büyüktür!" buyurdu.

    Efendimiz bir hadîs-i şerîflerinde buyurdu ki: "Hak teâlâ hazretlerinin zâtına mahsûs olarak üçbin ismi vardır. Bunların içinden terâzîde en ağır geleni "Sübhâni ve bi hamdihi sübhânil'azîm, estağfirullah ve etüübü ileyk"dir."

    Her kim, bunu namazdan ve tesbîhlerden sonra, onkere okursa her harfine on sevap verilir.estağfirullah ve etüübüileyk demeside küçük günahlarını temizler.


  10. #350
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni

    Meleklerin sevabını yazmaktan yorulduğu salavat
    Rasülü Ekrem bu salavatı şerife hakkında buyurdu ki:
    “Kim bana ve ehli beytime salavat getirir de tam ölçekle sevap almayı arzu ederse (bu salavatı) getirsin.”
    "Cezü anna muhammeden sallü aleyhi ve selemle ma hüve ehlüh”
    Manasıllahü Teala,Muhammed (aleyhisselamı) biz ümmetlerine olan merhametinden sebeb layık olduğu bir mükafatla en yüksek dereceye erdirsin.
    *Cenabı Hak’tan yardım dileyerek,
    "Ya Rabbi,O Yüce Peygamberin Hz.Muhammed’in (a.s) kadrü kıymetini, yüksek değerini biz bilemiyoruz.Sen (c.c.) O’na (a.s) layık olduğu sonsuz bir mükafatla en yüksek derece ve makamlara erdirerek mükafatlandır.” diye dua ve niyazda bulunmuş oluruz.
    *İbn-i Abbas’dan rivayetle:
    "Bu salavatı okuyan kimse yazıcı meleklerden yetmiş melek, bin sabah ve bin akşam sevap yazmayı yetiştirmek için zorluk çekerek yorulur ve ancak yazabilir.”demiştir.
    Buyurun bu salavatı okuyun: "Cezü anna muhammeden sallü aleyhi ve selemle ma hüve ehlüh”
    Öğrenip dilimizden eksik etmeyelim. İnş, Rabbim hepimizden razı olsun.

Sayfa 35 Toplam 37 Sayfadan BirinciBirinci ... 253334353637 SonuncuSonuncu

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu anda 2 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 2 misafir)

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •