Teşekkür edenler Teşekkür edenler:  0
Beğenenler Beğenenler:  0
Beğenmeyenler Beğenmeyenler:  0
Sayfa 9 Toplam 41 Sayfadan BirinciBirinci ... 789101119 ... SonuncuSonuncu
81 den 90´e kadar. Toplam 410 Sayfa bulundu

Konu: Kıssa kısa dini hikayeler

  1. #81
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni

    Rasûl-i Ekrem (sav) Efendimiz’in haber verdiğine göre, dünyada en muhteşem saltanata sahip kılınan Süleyman (as)’a annesi, seherlerin feyzinden mahrum kalmaması için şu nasihatte bulunmuştur:

    “Yavrum, geceleri fazla uyuma! Zira geceleri fazla uyumak, kişiyi kıyâmet günü fakir bırakır.”

    Şüphesiz ki geceleri tatlı uykuları bölerek Hakk’ın huzûruna durabilmek ve seherlerin feyzinden lâyıkıyla istifâde edebilmek için, gündüzleri de güzel değerlendirmek gerekir.

    Hasan-ı Basrî der ki:

    “Gece ibâdetine kalkmak, günahlar altında ezilen kişiye ağır gelir.”

    İbrahim Edhem Hazretleri de seherleri ihyâ etmek isteyip de gece kalkamayanlara şu îkazda bulunur:

    “Gündüzleri O’na isyân etme ki, geceleri O seni huzûrunda durdursun.”

    Hakk’ın murâd ettiği arınmış bir kalbe sahip olmayı arzulayan mü’minler; gecelerini ibâdet ve tâat ile nurlandırarak, seherlerin rûhâniyetini gündüzlerine de aksettirme heyecanı içinde olurlar.

  2. #82
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni

    Peygamber Efendimiz (sav), hadîs-i şerîflerinde buyurmuşlardır:

    “Beni Rabbim terbiye etti ve terbiyemi ne güzel yaptı.”

    “Kıyâmet günü, mümin kulun terazisinde güzel ahlâktan daha ağır bir şey bulunmaz. Allâh Teâlâ çirkin hareketler yapan, çirkin sözler söyleyen kimseden nefret eder.”

    “Ben, güzel ahlâkı tamamlamak üzere gönderildim.”

    Târihte, hâyâtının tamamı en ince teferruâtına kadar tesbît edilebilen tek peygamber ve tek insan, Hz. Muhammed Mustafa (sav)’dir. Onun bütün söz, fiil ve duyguları anbean kaydedilerek târihe bir şeref levhası hâlinde geçmiştir. Hz. Peygamberdeki “üsve-i hasene”, yâni örnek şahsiyet, bütün bir beşeriyyet için zirve teşkîl etmiştir.

  3. #83
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni

    Sahâbe-i kirâm hazarâtının Allâh Rasûlü (sav)’e duydukları dâsitânî aşk ve muhabbetin yanık tezâhürleri sayısızdır:

    Enes bin Malik (ra) anlatıyor:

    Rasûlullâh (sav) Efendimiz’e bir adam geldi ve:

    “–Yâ Rasûlallâh! Kıyâmet ne zamandır?” dedi.

    Efendimiz (sav):

    “–Kıyamet için ne hazırladın?” diye sorunca o da:

    “–Allâh ve Rasûlü’nün muhabbetini…” cevabını verdi.

    Bunun üzerine Rasûl-i Ekrem (sav) Efendimiz:

    “–Öyleyse sen sevdiğinle beraber olacaksın.” buyurdular.

    Enes (ra) bu rivâyetin devâmında der ki:

    “İslâm’a girmekten başka hiçbir şey bizi Allâh’ın Nebîsi’nin “Muhakkak sen sevdiğinle berabersin.” sözü kadar sevindirmemiştir. İşte ben de Allâh’ı, O’nun Rasûlünü, Ebû Bekr’i ve Ömer’i seviyorum ve her ne kadar onların yaptıkları amelleri yapamadıysam da onlarla beraber olmayı umuyorum.”

  4. #84
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni

    Cenâb-ı Hak, kullarını hidâyete ulaştırmak için onlara lutfettiği birtakım üstün vasıflara ilâveten, bir de aralarından müstesnâ yaratılışlı sâlih insanları rehber olarak vazîfelendirmiştir. Böyle sâlih kimselerin vahiyle ikrâm edilmiş olanları, peygamberlerdir.

    Rabbimizin insanlığa müstesnâ bir yardımını ifâde eden peygamber gönderme keyfiyeti, bütün insanlığı şümûlüne alabilmesi için Hz. Âdem (as) ile başlamıştır. Hz. Âdem, hem ilk insan hem de ilk peygamberdir.
    Zamanla insanlar tarafından bozulan ilâhî vahyin muhtevâsını, yeni bir peygamber gönderip ictimâî gelişmeye uygun birtakım hükümlerin ilâvesiyle tekrar teblîğ etmek, Cenâb-ı Hakk’ın âdetidir. Bu keyfiyet, Âdem (as)’dan son peygamber Hz.Muhammed Mustafâ (sav)’e kadar hep bu minvâl üzere devâm etmiştir.

  5. #85
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni

    Ebû Hüreyre (ra), Peygamber Efendimiz (sav) 'e hiç kimsenin sormaya cesaret edemediği şeyleri sormak husûsunda oğlu Derece cesur davranır, Hiç çekinmezdi. Birgün Fahr-i Kainat Efendimiz'e:

    "-Yâ Rasulallah! Nübüvvetle alâkalı türden gördüğünüz Alâmetle nedir? "Diye sordu.

    İki cihânın saadet rehberi Olan Allah Rasûlü (sav) söyle buyurdu:

    "-Ey Ebû Hüreyre! Madem sordun, söyleyeyim. Yaşlarındayken birgün sahrâda idim üzerine ben. Başımın üstünden Gelen Bir Sesle irkildim. Bir adam diğerine sordu:

    "-Bu, O mudur?"

    Öteki Cevap verdi:

    "-Evet, met O'dur."

    O Zamana Kadar Hiç kimsede görmediğim yüzler, kimsede bulmadığım Ruhlar ve Hiç kimsede görmediğim elbiselerle karşıma çıktılar. Yürüyerek bana Doğru Gelen o Iki adamdan onu Biri, bir, kolumdan tuttu, But dokunduklarını Hiç hissetmedim.

    Biri arkadaşına:

    "-Haydi O'nu Yere yatır!" Dedi.

    Beraberce beni Yere yatırdılar. Ben hicbir zorluk ve güçlükle karşılaşmadım. Yine Biri diğerine:

    "-Haydi göğsünü Aç!" Dedi ve o da Açtı. But ne kan Gördüm, ne de bir acı hissettim. Ona yine söyle dedi:

    "-Haydi, oradaki kin ve hasedi Çıkar!"

    O da oradan kan pıhtısı Gibi bir sey çıkardı. SONRA Onu fırlatıp attı.

    "-Haydi, simdi onun Yerine şefkat ve merhameti yerlestir!" Dedi. Çıkardıkları sey büyüklüğünde ve gümüşe benzeyen bir sey koyduklarını Gördüm. SONRA Sağ ayağımın başparmağını tutup oynattı ettik:

    "-Haydi Selametle git!" Dedi.

    Ben kalkıp giderken içim şefkat ve merhametle dolu sala. OnDaN SONRA da hep küçüklere karsı şefkat, büyüklere karsı da merhamet hissettim

  6. #86
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni

    Abdullâh bin Hişâm’ın anlattığı şu rivâyet, Rasûlullâh’a muhabbetin hangi seviyede olması gerektiğini göstermesi bakımından çok mânidârdır:

    “Bir defâsında Rasûlullah (sav) ile birlikte bulunuyorduk. Rasûl-i Ekrem, orada bulunanlardan Hz. Ömer’in elini avucunun içine almış oturuyordu. O sırada Ömer (ra):

    “–Yâ Rasûlullah! Sen bana canımın dışında her şeyden daha sevgilisin!” diyerek Rasûlullah’a olan muhabbetini ifâde etti. Onun bu sözüne karşılık Rasûlullah (sav) Efendimiz:

    “–Hayır, ben sana canından da sevgili olmalıyım!” buyurdu.

    Hz. Ömer (ra) hemen:

    “–O hâlde Sen’i canımdan da çok seviyorum yâ Rasûlullah!” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (sav):

    “–İşte şimdi oldu.” buyurdu.

  7. #87
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni

    Bir gün Rasûlullah (sav) mütebessim bir çehreyle ashâbının yanına gelmiş ve Hz. Cebrâil’in kendisine şu müjdeyi verdiğini bildirmiştir:

    “Yâ Rasûlâllah! Ümmetinden biri Sana bir salât getirdiğinde, benim onun günahlarının bağışlanması için on defa istiğfâr etmem, o kimsenin Sana bir selâm göndermesi hâlinde, benim ona on selâm vermem Sen’i sevindirmez mi?”

    Her salât ü selâm getirenin ismi, Peygamber (sav) Efendimiz’e arz edilir. Rasûlullah (sav) buyurur:

    “Yeryüzünde Allâh’ın seyyah melekleri vardır. Onlar ümmetimin selâmını (ânında) bana ulaştırır.”

    Habîb-i Ekrem (sav) Efendimiz, salât okuyana mukâbelede bulunur. Bu müjde Allah Rasûlü (sav) tarafından şöyle ifade edilmiştir:
    “Bir kimse bana selâm gönderdiği zaman, onun selâmını almam için Allah Teâlâ rûhumu iâde eder.”

  8. #88
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni

    Rasûlullah (sav), Uhud Harbi’nde amcası Hazret-i Hamza’nın ciğerini hırsla dişleyen Hind’i bile, îmânı mukâbilinde Mekke Fethi’nde affetmiştir.

    Hind, bey’at etmek isteyen diğer kadınlarla birlikte Rasûlullah (sav) Efendimiz’in huzûr-i âlîlerine geldi. Tanınmamak için yüzünü peçelemiş, kılık-kıyâfetini değiştirmişti. Öldürülmekten korkuyor, Peygamber Efendimiz’den uzak duruyordu. Diğer kadınlar konuşmayınca Hind:

    “–Yâ Rasûlallâh! Allâh’a hamd olsun ki, kendisi için seçip beğendiği dînini üstün kıldı. Muhakkak ki, Sen’in rahmetin bana da dokunacaktır! Ey Muhammed! Ben şimdi Allâh’a inanmış ve O’nu tasdik etmiş bir kadınım!” dedi. Sonra yüzünden peçeyi açıp:

    “–Ben Hind bint-i Utbe’yim! Allah geçmiş günahları affeder. Sen beni bağışla ki, Allah da Sen’i bağışlasın!” dedi.

    Rasûlullah (sav) tebessüm etti, Hind’i yanına çağırdı ve:

    “–Demek sen Hind bint-i Utbe’sin?!” buyurdu. Hind:

    “–Evet!” dedi.

    Allah Rasûlü (sav):

    “–Merhabâ, hoş geldin!” buyurdu. Hind:

    “–Vallâhi yâ Rasûlallâh! Dün, yeryüzünde Sen’in hâne halkın ve taraftarların kadar zillete ve hakârete uğramasını istediğim başka bir kimse yoktu! Bugün sabaha çıktığımda ise, Sen’in hâne halkın ve taraftarların kadar izzet ve şerefe nâil olmasını istediğim başka biri yok!” dedi.

    Rasûlullah (sav):

    “–Senin bu hâlin daha da artacaktır!” buyurdu.
    Allah Rasûlü (sav), kelime-i tevhîdin şânı hürmetine Hind’i ve daha nicelerini bağışlamışlardır.

  9. #89
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni


  10. #90
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni


Sayfa 9 Toplam 41 Sayfadan BirinciBirinci ... 789101119 ... SonuncuSonuncu

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. >>>Tiramisu
    Konu Sahibi _şimal_ Forum Hamur İşleri
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 14-11-2009, 18:04

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •