Teşekkür edenler Teşekkür edenler:  0
Beğenenler Beğenenler:  0
Beğenmeyenler Beğenmeyenler:  0
Sayfa 22 Toplam 41 Sayfadan BirinciBirinci ... 12202122232432 ... SonuncuSonuncu
211 den 220´e kadar. Toplam 410 Sayfa bulundu

Konu: Kıssa kısa dini hikayeler

  1. #211
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni

    Bir kimse farz namaza yalnız başlamış iken yanında bir cemaat farza başlasa; ilk rekatın secdesine varmadıysa hemen bir tarafına selam verip namazdan çıkar ve imama uyarş.
    Eğer ilk rekatın secdesini yaptıysa dört rekatlik bir farz ise iki rekatı kılıp teşehhüdden sonra selam verip imama uyar.
    Üçüncü rekatın secdesini yaptıysa namazını tamamlar.

  2. #212
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni

    Zâlimlerin asıl acı âkıbetleri ise âhirettedir. Âyet-i kerimede zulmedenlerin cehennemde bırakılacağı haber verilerek şöyle buyrulur:

    “Sonra biz, Allah’tan sakınanları kurtarırız; zâlimleri de diz üstü çökmüş olarak orada bırakırız.”

    Öyleyse derhâl zulümden tevbe edip haksızlık yaptığımız insanlara haklarını iâde etmeli ve helâllik dilemeliyiz. Bundan başka kurtuluş imkânı yoktur. Rasûlullah (sav) ümmetini, adâletin tam olarak tecellî edeceği gün gelmeden evvel uyarmış ve şöyle buyurmuştur:

    “Kimin üzerinde din kardeşinin ırzı, namusu veya malıyla ilgili bir zulüm varsa altın ve gümüşün bulunmayacağı kıyamet günü gelmeden önce o kimseyle helalleşsin. Yoksa kendisinin sâlih amelleri varsa, yaptığı zulüm mikdarınca sevaplarından alınır, (hak sahibine verilir.) Şayet iyilikleri yoksa, kendisine zulüm yaptığı kardeşinin günahlarından alınarak onun üzerine yükletilir.”
    İşte bu tam bir iflâstır. Bu durumdaki bir insan için ebedî karanlıklar başlamış demektir.

  3. #213
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni

    Hz. Osman, bir salkım üzüm veya bir salkım hurma alarak Hz. Peygamber’e hediye etmişti. O esnâda bir dilenci gelip bu üzümü Allah Rasûlü’nden istedi. Efendimiz (sav) de verdi. Hz. Osman dilenciye yetişip salkımı ondan satın aldı ve tekrar Hz. Peygamber’e hediye etti. Aynı dilenci gelip o salkımı yine istedi ve Allah Rasûlü (sav) de verdi. Hz. Osman da gidip dilenciden o salkımı tekrar satın aldı ve getirip Hz. Peygamber’e bir daha hediye etti. Dilenci yine gelip isteyince Fahr-i Kâinât Efendimiz latife yaparak:

    “–Sen dilenci misin, yoksa tüccar mısın?” buyurdu.
    Bundan sonra bir kaç gün vahy gelmedi. Hz. Peygamber bir yalnızlık hissetti, o esnada müşrikler de Peygamber Efendimiz’in Rabbı tarafından terkedildiğini söylediler. Bu hâdiseler üzerine Duhâ sûresi nazil oldu.

    “Kuşluk vaktine ve sükûna erdiğinde geceye yemin ederim ki Rabbin Sen’i bırakmadı ve Sana darılmadı.
    Gerçekten Sen’in için âhiret dünyadan daha hayırlıdır. Pek yakında Rabbin Sana verecek, Sen de hoşnut olacaksın.
    O, Sen’i yetim bulup barındırmadı mı? Şaşırmış bulup da yol göstermedi mi? Sen’i fakir bulup zengin etmedi mi?
    Öyleyse sakın yetime kötü muâmele edip üzme!
    El açıp isteyeni de sakın azarlama!
    Fakat Rabbinin nimetlerinden minnet ve şükranla bahset!”

  4. #214
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni

    Kul hakkı yemenin, âhiretteki acıklı âkıbetini haber veren Allah Rasûlü (sav) şöyle buyurmuştur:

    “Bir kısım insanlar, Allâh’ın mülkünden haksız bir sûrette mal elde etmeye girişirler. Hâlbuki bu, kıyâmet günü onlara bir ateştir, başka bir şey değil.”

    “Kimin üzerinde din kardeşinin ırzı, nâmusu veya malıyla ilgili bir zulüm varsa, altın ve gümüşün bulunmayacağı kıyâmet günü gelmeden evvel, o kimseyle helâlleşsin. Yoksa kendisinin sâlih amelleri varsa, yaptığı zulüm miktârınca sevaplarından alınır, (hak sâhibine verilir.) Şayet iyilikleri yoksa, zulüm yaptığı kardeşinin günahlarından alınarak onun üzerine yükletilir.”

  5. #215
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni

    Ahlâkî kıymetlerin başında gelen hayâ ve edeb nîmetlerinden mahrûmiyet, dîn ve îmandaki zâfiyet ve noksanlıktan kaynaklanır. Efendimiz (as); “Hayâ îmandandır.”buyurarak bu ahlâkî kıymetin, îmanla mühim bir alâkasının bulunduğunu beyân etmiştir. Buna göre hayâsızlık gibi ahlâksızlıkların toplumda yayılmasını isteyenler, o toplumun îmânına karşı en büyük cinâyeti işlemiş olurlar.

  6. #216
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni

    Hakîkatte kadın, buğza müstehak bir dikenlik değil, aşk ve muhabbete lâyık bir gülşendir. Ona dair sevgi de bizzat Allâh tarafından bahşedilmiştir. İnsanlık tarihinde kadın, böylesine ilâhî bir kıymete ancak İslâm’ın yüce iklîminde nail olmuştur. İslâm’ın dışında kadına değer verdiklerini iddia eden bütün sistemler, ona sadece vitrin malzemesi olarak kıymet vermekte, arka plânda ise kadını ancak ekonomik ve nefsânî bir meta olarak kullanıp ezmekte ve tüketmektedir.

  7. #217
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni

    Ölüm, bu kadar yakın ve herkes için muhakkak vâkî olacak bir hakîkat iken insanoğlunun, sanki bu dünyada ebedî kalacakmış gibi beyhûde meşgalelerle ömür sermayemizi tüketmeyelim!..

  8. #218
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni

    Mevlânâ, evveliyetle insanoğlunun hangi makam ve mevkîde olursa olsun nasihat ve telkine muhtaç olduğunu ifade etmektedir.

    Bununla beraber nasihatten gereği gibi istifade için aklı doğru olarak kullanmak icab eder. Nitekim hikâyemizdeki şahıs, kuştan dinlediği nasihatleri aklı kullanmaktaki yetersizliği sebebiyle gerektiği gibi değerlendirememekte ve yeni duymuş olduğu nasihatten bile istifade edemeyerek yanlışa sürüklenmekten kurtulamamaktadır. Bunun sebebi, aklın tek başına doğruya ulaşmak için yetersiz kalmasıdır.

  9. #219
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni

    Hiçbir zaman unutulmamalıdır ki, günahlar, cennet yasaklarıdır. İnsan bu hatalarını artırdıkça, cennete girme imkânı da daralmış olmaktadır. Bu yüzden hatalardan vazgeçilecek, yeni ve güzel amel-i sâlihler edinilecek mevsim, gençlik devridir. Zira gençlikte Allâh’a yaklaşmak, hem daha kolay, hem de daha bereketlidir. Fakat bu hususta da aceleci olmak ve hayırlı niyet ve amelleri tehir etmemek gerekmektedir. Çünkü ömür kısa, vakit ise hızla tükenmektedir.

  10. #220
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni

    Allâh’ım! Gönüllerimize o “sâhibü’l-vefâ”nın güzel hâllerini ihsân ederek bizleri sâlihler zümresine dâhil eyle! Amellerimize sadâkat ve samîmiyet lutfedip cümlemizi Naîm cennetlerinin vârisleri kıl! Neslimizden ve zürriyetimizden muttakîlere sertâc olacak göz nûru ve gönül sürûru evlâdlar ihsân eyle! Cümlemizi Sana, Rasûlüne, ana-babaya, akrabâya, bütün ehl-i îmâna, vatana, millete ve diğer emânetlere karşı vefâkâr eyle! İki cihânda da rızâ-yı şerîfin iklîminde yaşat! Âmîn!..

Sayfa 22 Toplam 41 Sayfadan BirinciBirinci ... 12202122232432 ... SonuncuSonuncu

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. >>>Tiramisu
    Konu Sahibi _şimal_ Forum Hamur İşleri
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 14-11-2009, 18:04

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •