Teşekkür edenler Teşekkür edenler:  0
Beğenenler Beğenenler:  0
Beğenmeyenler Beğenmeyenler:  0
Sayfa 3 Toplam 8 Sayfadan BirinciBirinci 12345 ... SonuncuSonuncu
21 den 30´e kadar. Toplam 78 Sayfa bulundu

Konu: Din üzerine kıssalar

  1. #21
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni

    Bir kadın her söze ve işe başlarken Besmele çekerdi. O kadının münâfık bir kocası vardı. Besmele çekmesine çok kızardı. Hanımını Besmele ile ilgili bir işte mahcup etmeye karar verdi.
    Hanımına birgün, içerisinde para bulunan bir kese verdi.
    "Bunu sakla, sonra senden isterim." dedi.
    Hanımı keseyi Besmeleyle bir yere koyup üzerini örttü. Kocası, hanımının haberi olmadan gidip keseyi yerinden aldı. Onu bahçedeki kuyuya attı. Sonra gelip hanımından keseyi vermesini istedi. Kadın keseyi koyduğu yere gelip, Besmele çekti. Allahü teâlâ o anda Cebrâil aleyhis selâma, yeryüzüne inip keseyi yerine koymasını emretti. Cebrâil aleyhisselâm keseyi kuyudan alıp suları akar bir vaziyette yerine koydu.
    Kadın keseyi almak için elini uzatınca, ıslak bir hâldeki keseyi orada buldu.
    Kadın,
    "Bu kese nasıl ıslandı?" diye hayretler içindeydi.
    Hiçbir şeyden habersizce, onu alıp kocasına verdi. Bu durum karşısında hayretler içinde kalan kocası da hemen tevbe etti ve sâlih bir Müslüman oldu. Bundan sonra her işe başlarken ve birşey yaparken Besmele çekmeye başladı.



  2. #22
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni

    Bir zamanlar vâlilik yapan birisinin çok güzel bir bahçesi vardı. Rengârenk çiçeklerle donatılmış, tam bir zevk ve sefâ yeriydi. Bir gün vâli, bu bahçeye geldi. Vâli, bir bahane ile kadının kocası olan bahçıvanı, bir iş için dışarıya gönderdi. Kadına da dedi ki:

    -Bahçenin kapılarını kapat. Hiç bir kapı açık kalmasın!

    Kadın, akıllı ve namuslu idi. Vâlinin kendisine kötü niyet taşıdığını anladı. Gidip bir ağacın arkasına saklandı ve biraz sonra gelip dedi ki:

    -Kapıları kapattım. Yanlız bir tanesi kaldı. Onu kapatmaya gücüm yetmiyor. Ne kadar uğraşsam da kapatamıyorum.

    -O, hangi kapıdır?

    -Bu kapı, Allahü teâlânın (Basar) sıfatıyla bizi gördüğü kapıdır. Vâli, bu sözü duyunca, pişman olup tövbe etti. Bir daha aklına böyle kötülükler getirmemek için, Allahü teâlânın sevgili kullarından birinin bulunduğu yere gidip, onun sohbetinde yetişti. Allahü teâlânın sevgili kullarından biri oldu.

  3. #23
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni

    Hazret-i Ali, bir harpte iken, ayağına bir ok saplandı. Ok kemiğe girdiği için çıkaramadılar. Doktor, Hazret-i Ali'nin durumunu görünce dedi ki:

    -Efendim, ancak seni bayıltmak suretiyle bu oku ayağından çekip çıkarabilirim. Yoksa bunun ağrısına dayanamazsın!

    -Bayıltıcı ilâca lüzum yok. Biraz bekleyin, namaz vakti gelsin. Ben, namaza durunca çıkarırsın. Namaz vakti geldi. Hazret-i Ali namaza durdu. Doktor, Hazret-i Ali'nin mübârek ayağını yarıp, oku çıkardı, yarayı sardı. Hazret-i Ali, namazı bitirince doktora sordu:

    -Oku çıkardın mı?
    Allahım bizlere de Hz.Ali gibi kendinden geçercesine namaz kılmayı nasip et yarabbi...

  4. #24
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni

    Sevgili Peygamberimiz,Allah sevgisinden konuşulan, dinden bahsedilen yerlere meleklerin de imrendiğini şöyle bildiriyor:

    (Allahü teâlânın yeryüzünde gezen melekleri vardır. Dinden bahsedilen bir topluluk gördükleri zaman arkadaşlarını çağırıp derler ki:

    -Gelin aradığımız buradadır.

    -Hepsi gelip rahmetle onları kuşatırlar. Allahü teâlâ onlara sorar:

    -Kullarımı ne halde bıraktınız?

    -Sana hamd, tesbih ve zikir ediyorlardı.

    -Benden ne istiyorlardı?

    -Cenneti istiyorlardı.

    -Cenneti görmüşler mi?

    -Hayır görmediler

    -Ya görselerdi ne yaparlardı?

    -Cenneti görselerdi daha çok isterlerdi.

    -Neden kaçıyorlardı?

    -Cehennem ateşinden.

    -Cehennem ateşini görmüşler mi?

    -Hayır görmediler.

    -Ya görselerdi?

    -Onu görselerdi, daha fazla korkar. Daha fazla kaçarlardı.

    -Ey meleklerim, sizi şahit tutuyorum, ben onları bağışladım.

    Melekler dediler ki:

    -Onların içinde birisi, ilim öğrenmek veya ibâdet niyeti ile değil, başka bir iş için gelmişti, o da mı af edildi?

    Allahü teâlâ buyurur:

    -Onlar öyle bir cemâat ki, onlarla oturan bir kimse şaki olmaz, Cehenneme gitmez.

    Bu müjdeye kavuşmak için, birkaç kişi toplanınca, zaruri din bilgilerinden konuşmak, okumak lâzımdır. Fırsatı ganimet bilmelidir.

  5. #25
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni

    Emevi halifelerinin büyüğü Ömer b. Abdülaziz Hazretleri, devlet başkanlığı sırasında kul hakkı ve sosyal adalet hususunda çok titiz davranırdı. Gece çalışmalarında ayrı işlere tahsis ettiği iki kandili vardı. Bunlardan birini kendi özel işleriyle ilgili notları yazarken kullanır, öbürünü ise devlet ve millet işleriyle ilgili yazışmalarda kullanırdı. Halife, birden fazla gömleği olmayan, varlıksız biriydi.

    Yakınlarından birisi Ömer b. Abdülaziz'e bir elma hediye göndermişti. O da elmayı biraz kokladıktan sonra sahibine geri gönderdi. Elmayı geri götüren görevliye şöyle dedi:

    - Ona de ki, elma yerini bulmuştur.

    Fakat görevli itiraz edecek oldu:

    - Ey müminlerin başkanı! Rasulullah Aleyhisselâm hediye kabul ederdi. Bu elmayı gönderen de senin yakınlarındandır.

    Halife cevap verdi:

    - Evet ama, Rasulullah s.a.v.'e verilen hediye idi. Bize gelince, bize verilen hediyeler rüşvet olur.

    Valilerin maaşlarını çok bol verirdi. Sebebini şöyle açıklardı:

    - Valiler para sıkıntısı çekmezler, bütün ihtiyaçları karşılanırsa, kendilerini halkın işlerine vakfederler.

    Bir gece halifenin yanında bir misafiri vardı. Kandilin yakıtı tükenmişti. Misafir dedi ki:

    - Hizmetçiyi uyandıralım da kandilin yağını koyuversin.

    - Hayır, bırak onu uyusun. Ben ona iki ayrı işi yaptırmak istemem.

    - Öyleyse ben kalkıp kandile yağ koyayım.

    - Olmaz, misafire iş gördürmek yiğitlikten sayılmaz.

    Kendisi kalktı, kandilin yağını koyup yerine döndü ve şöyle dedi:

    - Ben kalkıp iş yaparken de Ömer'dim; gelip oturdum, yine aynı Ömer'im.
    İki buçuk yıllık halifelik döneminde İslâm aleminde adaleti hakim kılmıştı. Büyük dedesi Hz. Ömer r.a. gibi adalet ve basiret sahibiydi. Henüz kırk yaşlarında iken onu çekemeyenler tarafından bin dinar altın para karşılığında hizmetçisi eliyle zehirlenmişti. Hizmetçisi suçunu itiraf ettiğinde, Ömer b. Abdülaziz, paraları adamdan alarak devlet hazinesine koymuş, kendisini serbest bırakmış, öldürülmekten kurtulması için de kaçmasını söylemişti.

  6. #26
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni

    Hz.Ömer arkadaşlarıyla sohbet ederken, huzura üç genç girerler, derlerki

    -Ey halife bu aramızdaki arkadaş bizim babamızı öldürdü ne gerekiyorsa lütfen yerine getirin.

    Bu söz üzerine Hz.Ömer suçlanan gence dönerek:

    -Söyledikleri doğrumu diye sorar.

    Suçlanan genç derki evet doğru bu söz üzerine Hz Ömer:

    -Anlat bakalım nasıl oldu diye sorar.

    Bunun üzerine genç anlatmaya başlar,derki :

    -Ben bulunduğum kasaba hali vakti yerinde olan bir insanım ailemle beraber gezmeye çıktık kader bizi arkadaşların bulunduğu yere getirdi. Hayvanlarımın arasında bir güzel atım varki dönen bir defa daha bakıyor hayvana ne yaptıysam bu arkadaşların bahçesinden meyva koparmasına engel olamadım, arkadaşların babası içerden hışımla çıktı atıma bir taş atım oracıkta öldü, nefsime bu durum ağır geldi, ben de bir taş attım babası öldü, kaçmak istedim, fakat arkadaşlar beni yakaladı,durum bundan ibaret,dedi.

    Bu söz üzerine Hz Ömer söyleyecek bir şey yok bu suçun cezası idam, madem suçunu da kabul ettin...

    Bu sözden sonra delikanlı söz alarak:

    -Efendim bir özrüm var, ben memleketinde zengin bir insanım babam rahmetli olmadan bana epey bir altın bıraktı, gelirken kardeşim küçük olduğu için saklamak zorunda kaldım şimdi siz bu cezayı ifnaz ederseniz yetimin hakkını zayi ettğiniz için Allah indin'de sorumlu olursunuz, bana üç gün izin veriseniz ben emaneti kardeşime teslim eder gelirim, bu üç gün için de yerime birini bulurum der.

    Hz Ömer dayanamaz derki:

    -Bu topluluğa yabancı birisin, senin yerine kim kalırki? der,

    Sözün burasında genç adam ortama bir göz atar derki,

    -Bu zat benim yerime kalır, o zat Amr ibni As' dan başkası değildir. Hz Ömer Amr 'a dönerek

    -Ey Amr delikanlıyı duydun, der.

    O yüce sahabi:

    -Evet, ben kefili, der ve genç adam serbest bırakılır.

    Üçüncü günün sonunda vakit dolmak üzere ama gençten bir haber yoktur, Medinenin ileri gelenleri Hz Ömere çıkarak gencin gelmeyeceğini, dolayısıyla Amr'ın idamın yerine, maktülün diyetinin verilmesini teklif ederler, fakat gençler razı olmaz ve babamızın kanı yerde kalsın istemiyoruz, derler.

    Hz Ömer kendinden beklenen cevabı verir, derki,

    -Bu kefil babam olsa farketmez, cezayı infaz ederim.

    Amr tam bir teslimiyet içerisinde derki,

    -Biz de sözümüzün arkasındayız.

    Bu arada kalabalıkta bir dalgalanma olur ve insanların arasından genç görünür.

    Hz Ömer gence dönerek derki,

    -Evladım gelmeme gibi önemli bir fırsatın vardı neden geldin.

    Genç vakurla başını kaldırır ve:

    -Ahde vefasızlık etti demeyesiniz diye geldim, der.

    Hz Ömer başını bu defa çevirir ve Amr'a derki,

    -Ey amr sen bu delikanlıyı tanımıyorsun nasıl oldu da onun yerine kefil oldun?

    Amr :

    -Bu kadar insanın içerisinden beni seçti, insanlık öldü dedirtmemek için kabul ettim der.

    Sıra gençlere gelir derlerki,

    -Biz bu davadan vazgeçiyoruz, bu sözün üzerine Hz Ömer :

    -Ne oldu biraz evvel babamızın kanı yerde kalmasın diyordunuz ne oldu da vazgeçiyorsunuz?

    Gençlerin cevabı dehşetlidir :
    - Merhametsiz insan kalmadı demeyesiniz diye.

  7. #27
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni

    Ashabdan Enes bin malik (r.d ) anlatıyor:
    Hz peygamber'in (s.a.v) ashabı içinde Ebu Ma'lek diye birisi vardı. Bu zat, Şam ile Medine arasında tüccarlık yapardı.Kendisi Allah Tealaya tevekkül ederek bir kafileye katılmaz kendisi , yalnız gidip gelirdi. Bir defasında Şam'dan Medineye doğru gelirken önüne at üzerinde bir hırsız çıktı.
    Dur dur! " diye bağırdı. Tüccar durdu ve hırsıza,
    "İşte malım , al senin olsun; beni bırak dedi. Hırsız,
    "Ben malı istemiyorum, seni öldürmek istiyorum" dedi.
    Tüccar; Beni öldürüp eline ne geçecek? İşte malım , senin işine yarar, al da beni bırak!" dedi. Hırsız aynı sözleri tekrar etti, onu öldüreceğini söyledi.
    Tüccar;"Öyleyse bana biraz müsade et de bir abdest alıp namaz kılayım, yüce Rabbime dua edeyim" dedi Hırsız, "İstediğini yap " dedi.
    Ebu Ma'lek, abdest aldı, sonra namaz kıldı; namazdan sonra ellerini açtı ve şöyle dua etti:
    "Ya Vecud... Ya Vedut... Ya Zel-Arşi'l-Mecid Ya Mubdiü Ya Müid Ya Fe'alün Lima yürid Es-elüke bi nuri vechikellezi melee erkane arşik Ve es-elüke bi kudretikelleti kaderte biha ala halkık, Ve bi rahmetikelleti vesiat külle şey'in La ilahe illa ente Ya Müğis, eğisni."
    Manası:
    "Ey yüce dost, ey yüce arşın sahibi! Ey yoktan var eden, var ettiğini yok eden rabbim! Ey her istediğini yapan Allahım! Arşın her yanını dolduran Zatının nuru hürmetine, Bütün mahlukata hükmettiğin kudretinin azametine, Her şeyi kuşatan rahmetinin bereketine, Senden istiyorum.
    Senden başka ilah yoktur. Ey çaresizlerin yardımına yetişen Allah'ım, bana yardım et".
    Bu duayı üç kez tekrarladı.
    Duasını bitirir bitirmez boz renkli, yeşil elbiseli bir atlı belirdi. Elinde nurdan bir mızrak vardı.Hırsız kendisine yaklaşınca atlı ona hücüm edip mızrağı öyle bir vurdu ki, hırsız atından yuvarlandı. Sonra tüccara dönerek, "kalk onu öldür" dedi.
    T
    üccar,
    " Sen kimsin? Ben bu zamana kadar hiç kimseyi öldürmedim. Onu öldürmek hoşuma gitmez" dedi.O zaman atlı gidip hırsızı öldürdü, sonra tüccarın yanına geldi ve ona şöyle dedi: "Ben üçüncü kat gökte bulunan bir meleğim. Sen ilk dua ettiğin zaman göğün kapılarının gıcırdayıp ses verdiğini işittik ve, "Yeni bir olay oluyor !" dedik. Sen ikinci kez dua yapınca göğün kapıları açıldı.Sonra üçüncü kez dua edince, Cebrail gelerek, " Şu anda darda kalmış kula kim yardım eder? dedi. Ben yüce Allah'dan o hırsızı öldürme işini bana vermesini istedim, izin verildi ve sana yardıma geldim.
    Ey Allah'ın kulu, Şunu Bil, "KİM BAŞINA GELEN HER TÜRLÜ SIKINTI VE MUSİBETTE SENİN YAPTIĞIN DUA" ile dua yaparsa, Allah Teala onun sıkıntısını giderir,kendisine yardım eder!".
    Bu tüccar sağ-sağlim Medine'ye döndü, Hz peygamber (s.a.v.) yanına geldi, başından geçenleri ve yaptığı dua'yı kendisine anlattı.
    Hz peygamber(s.a.v) ona,
    "Allah Teala sana kendisiyle dua edinince kabul ettiği, bir şey istenirse verdiği güzel isimlerini öğretmiş" buyurdu...





  8. #28
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni

    Bir gün Hz Ebu Bekiri sıddık r.a ın komşusu Resulullah Efendimiz s.a.v e gelerek; "Ya Resulullah size
    Ebu Bekiri şikayet etmek için geldim. Her gün onun evinden et kokusu geliyo biz ise açız şimdi bile et kokusu geliyor der.
    Efendimiz s.a.v kalkın Ebu Bekir' in evine gidelim der ve giderler. Kapıyı bi açarlar ve ne görsünler, Hz Ebu Bekiri sıddık r.a öyle bir zikir halinde Allahu Teala yı anıyor ki resmen Ciğerleri Allahu teala'nın
    Aşkı ile yanıyordu...

  9. #29
    Yasaklı Kullanıcı
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 13.04.13
    Mesajlar: 1.424
    Teşekkür ve Beğeni

    Elhamdulillahi Rabbilalemin...

  10. #30
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni

    Nasıl sohbet etmeye başlıyor sonra da bitiriyoruz, bunun gibi bizim ömrümüz de tükenecek bir gün.Sonra bakalım Mevla Teala çare bulacak. Onun için ölmeden evvel yapalım ne yapacaksak.
    Mülk suresinde buyruluyor ki :
    - O ki hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır. O mutlak galiptir, çok bağışlayıcıdır.
    Bu dünya hayatımız da imtihan veriyoruz, kaybetmemeye gayret edelim inşaAllah!
    - SubhanAllah mizanı doldurur.
    Bir kere subhanAllah demekle. O kadar uzun ve geniş ona göre derin olan amellerimizin tartılacağı mizan doluyor.
    Davud aleyhisselam :
    - Ya Rabbi kullarının amellerini tartacağın mizanı görmek istiyorum, diyerek Cenab-ı Hakk cc ye yalvardı.
    Hz. Allah ona teraziyi gösterdi baktı ki eni meşrik ile mağrib (doğu ve batı) arası kadar uzunluğu derinliği de ona göre büyük. Hayretler içerisinde kendinden geçti düştü.
    Kendine geldiğinde :
    - Ya Rabbi bunca büyük olan teraziye hangi kulun nasıl bir amel ile doldurabilir ki ? dedi.
    Mevla c.c :
    - Ya Davud ! Ben bir kulumu sevdim mi o bir kerre ''subhanAllah'' derse terazi dolar! buyurdu.
    İşte bu mizan bizden tartılacak güzel ameller bekliyor. Mevla bizi sevdikten sonra zor değil. Peki o bizi nasıl sever ? Bunun cevabı şu ayet-i celilededir :
    - (Resulüm) Deki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsiz ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.
    Görüyorsunuz sevilmek nasıl oluyor; Resulullah s.a.v'e tabi olmakla! İnsan zikretse Resulullah s.a.v'e tabi olmuş olur.
    Namaz kılsa Resulullah s.a.v'e tabi olmuş olur. Resulullahın yaptığı hangi ameli yaparsa yapsın ona tabi olmuş olur. Çünkü bütün ibadetler ondan alınmış öğrenilmiştir.
    ''SubhanAllah'' demek ne kadar büyük sevaplar kazandırıyor. Bu zikri söylemek ne kadar kolay, öyle olduğu halde bu zikre devam edilmiyor da bunu diyeyim, şunu diyeyim, milleti güldüreyim, şenlendireyim denilirse çok yazık! Nefis bu, ne olsa yapar.
    Hz. Resulullah s.a.v onun şerrinden emin olmak için :
    - Rabbim göz açıp kapayıncaya kadar ne de ondan daha az ( bir müddet ) beni nefsime bırakma! buyuruyor.
    Bu bize derstir. Resulullah s.a.v korkuyorsa nefsinden biz nasıl korkmayalım?

Sayfa 3 Toplam 8 Sayfadan BirinciBirinci 12345 ... SonuncuSonuncu

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Kaynuka oğullarının sürgünü
    Konu Sahibi HUSEYIN SASMAZ Forum Fıkıh ve Akaîd
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 29-05-2013, 12:14
  2. Kadının çalışması
    Konu Sahibi ferit_pilsen Forum İslam'da Aile Hayatı
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 07-08-2012, 17:14
  3. siz ne anladınız???????????
    Konu Sahibi kasım hadi Forum Nasihatler
    Cevaplar: 67
    Son Mesaj: 12-12-2008, 21:03
  4. Açlıktan ölen servet sahibi
    Konu Sahibi muhammed sidar Forum Dini Hikayeler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 25-04-2008, 11:33

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •