Teşekkür edenler Teşekkür edenler:  0
Beğenenler Beğenenler:  0
Beğenmeyenler Beğenmeyenler:  0
Sayfa 2 Toplam 8 Sayfadan BirinciBirinci 1234 ... SonuncuSonuncu
11 den 20´e kadar. Toplam 78 Sayfa bulundu

Konu: Din üzerine kıssalar

  1. #11
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni

    Ashabtan (Peygamberimizin arkadaşları) Abdullah oğlu Cabir bir rüyasında, büyük ineklerin küçük inekleri sağdığını, hastaların sağları ziyaret ettiğini, kuru bir çay kenarında yemyeşil bahçeler bulunduğunu, minberde (camilerde imamın hutbe okuduğu yer) koca koca putlar durduğunu gördü. Bu, sıradan bir rüyaya benzemiyordu. Bunun önemli bir mesajı olmalıydı. Bu rüyayı yoracak kişi olarak ilk Hz. Ali aklına geldi. Hz. Peygamberin "İlim beldesinin kapısı" diye nitelediği Hz. Ali ancak güvenilir bir açıklama getirebilirdi. Bu düşüncelerle rüyasını yordurmak üzere Hz. Ali'ye müracaat etti. Rüyasını tane tane anlattı vene anlama geldiğini yormasını rica etti.
    Hz. Ali "Yanlış yorumdan Allah korusun" diyerek söze başladı ve şöyle devam etti. "Büyük ineklerin küçük inekleri sağması, yetki ve mevkilerini halkı soymak için kullanan görevlileri (amir ve memurları); hastaların sağları ziyaret etmesi, yoksulların hallerini arzetmek için zenginlerin peşinde koşmasını; kuru çay kenarında bulunan yemyeşil bahçeler, uzaktan veya dışardan bakıldığında çok büyük sanılan ve öyle ünlenmiş ama aslında içleri kupkuru çölden ibaret olan ilim adamlarını; minberde duran koca koca putlar ise, layık olmadığı halde ilmin, dinin ve devletin yüce makamlarına yükselmiş kimseleri ifade eder."

  2. #12
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni

    Hz. Ali'nin halifeliği sırasında, Hz. Osman'ın şehid edilmesiyle sonuçlanan fitne, fesad daha da arttı. Bu durumdan üzülen, şikayetçi olan bir mümin Hz. Ali'ye gelip sordu:

    - Ya Ali neden Hz. Ebû Bekir ve Ömer zamanında meydana gelmeyen bu olaylar senin zamanında meydana geliyor, müminler birbirine düşüyor?
    Hz. Ali cevap verdi:
    - Hz. Ebû Bekir ve Ömer zamanında biz vardık, ama bizim zamanımızda onlar yok.

  3. #13
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni

    İslâm dünyasında Kur'an'dan sonra en güvenilir kaynak Sahih-i Buhari adındaki hadis kitabıdır. İsmail el-Buha-ri'nin Hz. Peygamberin hadislerini toplamaya kendini vakfettiği, yeni bir hadis duymak ve almak için dere tepe dolaştığı, günlerce, haftalarca yol katettiği sıralardaydı. Kendisine birçok sahabi ile görüştüğü bilinen birinden söz edildi. Çok zaman yaptığı gibi uzun bir yol katederek bahsedilen adamı buldu. Fakat adamı bulduğu sırada kazığından boşanmış olan devesini boş torba ile aldatarak yakalamaya çalıştığına şahit oldu. Bu halde hiçbirşey sormadan geri döndü. Niçin boş döndüğünü, birkaç hadis not etmediğini soranlara şöyle cevap verdi:

    - Ben devesini aldatarak yakalamaya çalışan adamın rivayet edeceği hadise güvenmem.

  4. #14
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni

    Büyük fıkıh (hukuk) bilgini, Hanefi mezhebinin kurucusu İmam-ı Azam Ebû Hanîfe'nin (VIII. yüzyıl) ilmi faaliyetleri yanında ticaretle de meşgul zengin bir zat olduğu malumdur. Bu büyük insan, gündüz öğleye kadar mescitte talebelerine ders verir, öğleden sonra da ticari işleri ile uğraşırdı. Bir gün ders verdiği sırada bir adam mescidin kapısından seslendi:

    - Ya imam, gemin battı!... (İmamın ticari mal taşıyan gemileri mevcut)
    İmam-ı Azam bir anlık tereddütten sonra
    - Elhamdülillah dedi.
    - Bir müddet sonra aynı adam yeniden gelip haber verdi:
    - Ya imam, bir yanlışlık oldu batan gemi senin değilmiş.
    İmam bu yeni habere de:
    - Elhamdülillah, diyerek mukabele etti. Haber getiren kişi hayrete düştü:
    - Ya imam, gemin battı diye haber getirdik "Elhamdülillah" dedin. Batan geminin seninki olmadığını söyledim yine "Elhamdülillah" dedin. Bu nasıl hamdetme böyle?
    İmam-ı Azam izah etti:
    - Sen gemin battı diye haber getirdiğinde iç âlemimi, kalbimi şöyle bir yokladım. Dünya malının yok olmasından, elden çıkmasından dolayı en küçük bir üzüntü yoktu. Bu nedenle Allah'a hamdettim. Batan geminin benimki olmadığı haberini getirdiğinde de aynı şeyi yaptım. Dünya malına kavuşmaktan dolayı kalbimde bir sevinç yoktu. Dünya malına karşı bu ilgisizliği bağışladığı için de Allah'a şükrettim.

    Biz bu zat-ı muhteremlerin yanında neyiz ya ? Biz bunların ayaklarıyla bastıkları yolda toz bile olamayız





  5. #15
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni

    Zamanında İmam-ı Azam ile herhangi bir konuda tartışmaya girip de galip çıkan görülmemiştir. Hem derya gibi ilmi, hem de herkese nasip olmayan zeka ve mantığı sayesinde hepsinden kendisi galip çıkıyordu.

    Abbasi Halifesi Me'mun İmam-ı Azam'ı Kufe'ye kadı yapmak istiyordu. İmamı çağırdı ve bu niyetini açıkladı. İmam-ı Azam yönetimin yanlışlıklarına alet olmamak için bu teklifi kabul etmedi.
    - Ben kadılık yapamam, dedi.
    Halife de herkes de kabul ederdi ki ondan iyi kadılık yapacak bulunamazdı. Bu nedenle Halife sert çıktı:
    - Yalan söylüyorsun, sen kadılık yaparsın!
    İmam-ı Azam akan suları durduracak şu cevabı verdi:
    - Eğer ben yalan söylüyorsam, yalan söylediğim için kadılık yapamam, çünkü yalancıdan kadı olmaz. Eğer "yapamam" dediğim zaman doğru söylüyorsam, sözümün gereği olarak kadılık yapamam. O halde her iki halde de kadılık yapamam...

  6. #16
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni

    İmam-ı Azam'ın da bulunduğu bir mecliste birisi şöyle bir soru sordu: "Bir adam ki, cenneti istemez, cehennemden korkmaz, ölü eti yer, rüküşüz secdesiz namaz kılar, görmediğine şahitlik eder, fitneyi sever, hakkı istemez, bu adam kafir midir, mümin mi?" Mecliste bulunanlar ağız birliği etmişçesine
    "Bunlar kafirin sıfatlarıdır, böyle bir adam kafirin ta kendisidir." dediler.
    İmam-ı Azam susuyordu: "Ya imam sen ne dersin?" dediler.
    İmam-ı Azam, "Bunlar müminin sıfatıdır, böyle biri müminin ta kendisidir" dedi.
    İ
    tiraz ettiler: "Ya imam nasıl olur, mümin cenneti istemez mi, cehennemden korkmaz mı?.." diye.
    İmam tek tek açıkladı:
    "Gerçek (bilinçli) mümin cenneti istemez, sahibini (Allah'ı) ister,
    C
    ehennemden korkmaz, sahibinden korkar,
    Ö
    lü eti dediğiniz balıktır,
    G
    örmediğine şahitlik eder çünkü Allah'ı görmez ama kesin inanır,
    R
    ükusuz secdesiz kıldığı namaz
    cenaze namazıdır,
    F
    itneyi sever çünkü fitneden maksat mal ve evladdır,
    H
    akkı istemez, çünkü haktan kasıt ölümdür mümin de olsa ölümü temenni etmez."

  7. #17
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni

    Kufe'de bir adam üçüncü Halife Hz. Osman için "Yahudiymiş" diye tutturmuştu. Herkes bunun asılsız olduğunu, imkansız olduğunu söylüyor ama adam bir türlü ikna olmuyordu. Bu konu İmam-ı Azam'a da duyuruldu. "Adamı bu saçma inancından kimse caydıramadı, sununla bir de siz görüşseniz" dendi. "Hay hay" dedi İmam-ı Azam, bir akşam bu kıza dünürlüğe diye adamın evine gitti. Dereden tepeden konuştuktan sonra sözü esasa getirdi:

    - Biz Allah'ın emri, Peygamberin kavliyle kızına dünür geldik.
    - Kime istiyorsunuz kızımı, öğrenebilir miyim?
    - Kızını istediğimiz kimse son derece ahlâklı, dürüst çok zengin ve alabildiğine cömert, Kur'an'ı ezbere biliyor ve sürekli okuyor... (Bunların hepsi Hz. Osman'ın nitelikleri)
    Adam sözünü kesti:
    - Yeter, bunlardan bir tanesi bile kızımı vermek için yeterli meziyettir.
    - Ama bu damat adayının bir kusuru var, kendisi Yahudi.
    -Adam parladı:
    - Nasıl olur, benim kızımı bir Yahudiye istersiniz?
    İmam-ı Azam için artık taşı gediğine koymanın zamanı gelmişti:
    - Sen bir kızını yahudiye vermezsin de Hz. Peygamber iki kızını birden bir Yahudiye nasıl verir? deyince adamın artık bir inat ve itiraza mecali kalmadı, bilinen gerçeği kabul etti.
    (Hz. Osman peygamberimizin damadıydı, önce bir kızıyla evlenmiş, o ölünce diğer bir kızıyla evlenmişti. Bunun için Hz. Osman'a "Zi'nNureyn'' (İki nur sahibi) denmiştir.)

  8. #18
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni

    Abbasi'lerin ünlü halifesi Harun Reşid zamanında yaşamış olan Behlül Dana (VIII. yüzyıl) dönemin evliyasındandı. Zaman zaman aklından zoru olan kimselere has tavırlar takınır, herkes de bundan dolayı kendisini deli sanırdı. Ama bunu maksatlı yapardı. Behlül daima Harun Rediş'in yakınında bulunur, çeşitli sebepler hasıl ederek onu uyarırdı. Bir gün Behlül, üstü başı toz toprak içinde uzun bir yolculukan gelmiş olmanın belirtileri ile Harun Reşid'in huzuruna çıktı. Harun Reşid sordu:

    - Be ne hal Behlül, nereden geliyorsun?
    - Cehennemden geliyorum ey hükümdar.
    - Ne işin vardı cehennemde?
    - Ateş lazım oldu da ateş almaya gittim.
    - Peki, getirdin mi bari?
    - Hayır efendim getiremedim. Cehennemin bekçileriyle görüştüm, onlar "Sanıldığı gibi burada ateş bulunmaz, ateşi herkes dünyadan kendisi getirir" dediler.

  9. #19
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni

    Birgün adamın biri Behlül'e akıl danıştı:

    - Ey Behlül Dana, ben zengin olmak istiyorum, bana ne tavsiye edersin?

    Behlül bir an düşünüp cevap verdi:

    - Demir al, demir sat.

    Demir ticareti eski çağlardan beri kârlı bir iş olarak biliniyordu. Çünkü demir hiç fire vermeyen, daima üstüne koyan bir maddeydi. Adam Behlül'ün tavsiyesine uyup demir ticaretine başladı ve gerçekten kısa zamanda dilediği gibi zengin biri oldu. Zengin olduktan sonra Behlül için "Bu ne budala adam, verdiği akılla herkes köşeyi dönüyor,

    kendisi fakirlikten kırılıyor" diye düşündü. Bir zaman sonra Behlül'ün karşısına çıktı, yeni bir akıl danıştı:

    - Ey Behlül Divâne (Dana yerine aptal yerine koyarak divane diyor) ben demir alıp satmaktan yeterince zengin oldum. Biraz da başka bir iş yapayım. Bu sefer ne tavsiye edersin?

    Behlül adamın içini dışını bildiğinden onu kötü niyetine kurban edecek bir tavsiyede bulundu: - Soğan al, soğan sat.

    Soğan ticaretinin de riskli işlerden biri olduğu bilinir. Soğan devamlı fire veren bir nesnedir. Adam soğan ticaretine başlayınca kısa zamanda iflas bayrağını çekti ve kötü kalbliliğinin cezasını pahalı bir biçimde ödedi.

  10. #20
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.04.13
    Mesajlar: 1.794
    Teşekkür ve Beğeni

    Bişr-i Hafi evliyânın büyüklerinden bir zâttır. Gençliği günah işleri yapmakla geçmişti. Bir gün, yolda sarhoş bir halde giderken, üstünde Besmele yazılı bir kâğıt buldu. İçi sızlayıp yerden aldı. Öptü, çamurlarını silip, temizledikten sonra, güzel kokular sürüp, evinde duvara astı.

    O gece âlim bir zât bir rüyâ gördü. Rüyâda,'' Git, Bişr'e söyle! İsmimi temizlediği gibi onu temizlerim. İsmimi büyük tuttuğu gibi büyültürüm. İsmimi güzel kokulu yaptığı gibi, onu güzel ederim. İzzetime yemin ederim ki, onun ismini dünyada ve âhirette temiz ve güzel eylerim'' denildi.

    Bu rüyâ, üç defa tekrar etti. Rüyâ gören kimse, sabah olunca, Bişr-i Hafi'yi arayıp meyhanede buldu. Mühim haberim var diye içeriden çağırdı.
    Bişr geldiğinde, gelen zâta dedi ki:
    -Kimden haber vereceksin?
    -Sana Allahü teâlâdan haber vereceğim.
    Bunu duyan Bişr, ağlamaya başladı ve sordu:
    -Bana kızıyor mu, şiddetli azap mı yapacak?
    Rüyâyı sonuna kadar dinleyince arkadaşlarına dönüp şöyle söyledi:
    -Ey arkadaşlarım! Beni çağırdılar, bundan sonra bir daha beni buralarda göremiyeceksiniz.
    O zâtın yanında hemen tövbe etti. Bu anda ayağında ayakkabı bulunmadığı için, hiç ayakkabı giymedi. Sebebini soranlara,
    ''Söz verdiğim zaman yalınayaktım, şimdi giymeğe hayâ ederim'' derdi.
    Ayakkabı giymediği için kendisine ''
    Hafi'' (yalınayak)denilmiştir.



Sayfa 2 Toplam 8 Sayfadan BirinciBirinci 1234 ... SonuncuSonuncu

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Kaynuka oğullarının sürgünü
    Konu Sahibi HUSEYIN SASMAZ Forum Fıkıh ve Akaîd
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 29-05-2013, 12:14
  2. Kadının çalışması
    Konu Sahibi ferit_pilsen Forum İslam'da Aile Hayatı
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 07-08-2012, 17:14
  3. siz ne anladınız???????????
    Konu Sahibi kasım hadi Forum Nasihatler
    Cevaplar: 67
    Son Mesaj: 12-12-2008, 21:03
  4. Açlıktan ölen servet sahibi
    Konu Sahibi muhammed sidar Forum Dini Hikayeler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 25-04-2008, 11:33

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •