PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Nişan ve nişanlılık devresi



Aşkâ Mecnun
03-12-2006, 15:13
Nişan ve nişanlılık devresi nasıl olmalıdır? Tarafların görüşmelerinde ölçü ne olmalıdır ?

Evlenecek taraflar görüşüp, konuştuktan ve anlaştıktan sonra aralarında bir nişan merasimi düzenlenir. Nişan bir çeşit sözleşme sayıldığı için, talip olunan kızı artık bir başkası gelip isteyemez. Nişanlanma memleketimizde yaygın bir âdet olduğu gibi, İslâmda da yeri olan bir husustur. Nitekim, Peygamberimiz, Hz. Âişe ile üç sene kadar nişanlı kaldıktan sonra evlenmişlerdir. Böylece,nişan aynı zamanda bir sünnet sayılmaktadır.(1)

Nişan merasiminden sonra, aileler arasında akrabalık bağı kurmanın ilk teşebbüslerine başlanır. Taraflar karşılıklı olarak birbirlerine hediye gönderirler ve artık yavaş yavaş düğün hazırlığına başlarlar. Evlenecek kimselerin nişanlılıkları da bir yüzükle belli edilir. Erkeğin altın ve diğer madenlerden yapılmış yüzük kullanması uygun olmadığı için, ancak gümüş yüzük takabilir.

Nişan, sadece bir evlenme vaadi ve nikâhın başlangıcıdır. Böyle bir vaadden dönmek İslâmî edebe aykırı olduğu için, ölüm ve sonradan zuhur eden bir hastalık gibi, haklı bir sebep yokken, ahdi bozmak doğru olmaz.Fakat sadece nişanlanmakla nikâh hükümleri terettüp etmediğinden, iki taraftan hiçbirisi, İslâm hukuku açısından sözünü yerine getirmek zorunda değildir. Çünkü nişanda, nikâhta bulunan icap ve kabul yoktur. Yani evlenecek eşler iki şahit huzurunda sözlü olarak nikâh akdini yapmış değillerdir.

Nişanlanmanın her iki taraf için sağladığı en mühim fayda, evliliğin sağlam esaslar üzerine kurulması için başvurulan bir ihtiyat tedbiri olmasıdır. Çünkü, birtakım haklı sebeplerle nişanın bozulması, ileride vukuu muhtemel ve mümkün olan boşanma hadisesinden daha hafif düşmektedir. Her ne kadar "dünürlük" devresinde her hususun enine boyuna konuşulması gerekse de, nişanlıların mesut bir yuva kuramayacakları hususunda ciddî belirtiler çıkarsa, nişan sözleşmesine nihayet verilebilir.

Nişan bozulduğu takdirde, taraflar birbirlerine verdikleri hediyeyi iade edebilirler. Verilen şeyler telef olmuş veya kaybolmuşsa, bedeli istenebilir.Nişanlılık devresinde, zaman zaman ihmal edilen ve dikkat edilmeyen husus, tarafların birbirlerini evliymiş gibi zannedip aradaki mahremiyet sınırını ihlâl etmeleridir.

Daha önce de belirttiğimiz gibi, evlenecek kimseler birbirlerini ancak istemeye gittikleri zaman görebilirler. Bunun dışında, bir nikâh akdi yapılmadığı müddetçe,nişanlıların yalnız olarak görüşmeleri, konuşmaları, beraber gezmeleri uygun olmaz. Çünkü birbirlerine karşı bir yabancıdan farksızdırlar. Görüşme zarureti hâsıl olsa, yanlarında kadının bir mahremi bulunmalıdır. Bu hususta , Peygamberimizin ikazı açıktır: "Kim Allah'a ve Ahiret gününe inanıyorsa, yanında mahremi olmayan bir kadınla yalnız kalmasın. Çünkü bu takdirde üçüncüleri şeytandır."(2)

Nişanı, bir evlilikmiş gibi telâkki ederek nişanlılar arasındaki mahremiyet sınırına dikkat edilmemesi neticesinde, cemiyette pekçok üzücü ve aileleri sıkıntıya sokacak durumlar görülmekte ve duyulmaktadır. Bu hususta titizlik gösterilmemesi sonunda tarafları pişmanlığa düşüren bazı hataların çıkma ihtimali göz ardı edilmemelidir. Evlilik akdi yapılıncaya kadar her iki tarafda meşruiyet sınırını aşmamaya itina etmelidirler.

Nişanlılar, nikâhları akdedilene kadar yalnız başlarına görüşüp konuşamayacakları gibi, tokalaşmaktan da kaçınmalıdırlar. Düğün merasimi esnasında dahi henüz nikâhları kıyılmadıkça, mahremiyet sınırını muhafaza etmeleri gerekir. Ancak nikâhları akdedildikten sonra birbirlerine helâl olurlar.

Bazı bölgelerimizde nişan merasimi esnasında dinî nikâh kıyılmakta; böylece taraflasın birbirleriyle rahat bir şekilde görüşmeleri için mahzur ortadan kalkmaktadır. İslâm hukuku açısından eşler, karı koca olmaktadırlar; fakat resmî nikâhları daha sonraya bırakıldığından, evlilik muamelesi resmen gerçekleşmemektedir. Bununla beraber, iki şahit huzurunda icap ve kabul esaslarına uyularak akdedilen bir nikâh, tarafları birbirine helâl kılar. Baş başa görüşüp konuşabilirler, tokalaşabilirler,gezebilirler.

Her ne kadar taraflar birbirlerine "Evet" dedikten sonra birbirlerinin helâli olmuşlar, ömür boyu bir ve beraber olmaya karar vermişler, birtakım riskleri göze almışlar ise de, en kötü ihtimalleri de hesaba katarak,nişanlılık devresinde münasebetlerde ölçülü olmanın sayılamayacak kadar çok faydaları vardır. Bilhassa damat adayının, kız tarafının hassasiyetini anlayışla karşılaması gerekir. Bu hassasiyetin bir itimatsızlıktan değil de,haklı bir ihtiyattan kaynaklandığı bilinmelidir. Allah göstermesin, bir nişan bozulması sırasında tarafların vicdan azabı çekmemesi ve ikinci evlilik teşebbüslerinin akamete uğramaması için böylesine bir ihtiyata ihtiyaç vardır.

Bu vesileyle şu hususa da açıklık getirelim: Nikâhlı olduğu halde nişanı bozulan kadının başka bir erkekle evlenmesi dinen caiz değildir. Başkasıyla yaptığı,nikâh sahih olmaz. Kadının nikâhının sahih olması için önceki nişanlısının (kocasının) kadını boşaması gerekir. Kadını boşadığı takdirde, kadın başka bir erkekle evlenebilir. İddet beklemesine lüzum yoktur. Aksi takdirde, eski nişanlısı boşamadan kız bir başkasıyla evlenemez. Bu hususta karı-koca olup olmamaları aranmamaktadır. Yapılan nikâh akdi dinen tarafları nikâhlı göstermektedir. Kız
boşanmaâan bir başkasıyla evlendiği takdirde nikâhı batıl olup, bu evlilik sayılmaz.Erkeğin durumu ise farklıdır. Nikâhlı olduğu halde başka bir kadınla evlenebilir.(3)

1. Müslim, nikâh: 69.
2. Müsned, 3: 339
3. Nisa Sûresi, 3.

Kaynak : Mehmet Paksu, Sorularla İslamiyet

Aşkâ Mecnun
03-12-2006, 15:15
Yakın akraba evliliğinin dinen sakıncası var mıdır ?

Yüce Kitabımız Kur'ân-ı Kerim yakınlık cihetiyle evlenilmesi haram olan kadınları açıklamıştır. Bunlar, kızkardeş, hala, teyze gibi yakın akrabalardır. Bunların dışında kalan amca, dayı, hala ve teyze kızlarıyla evlenmeye ruhsat vermiştir. Peygamber Efendimiz de bu ruhsatı kendisi ve yakınları üzerinde de kullanmıştır. Bilindiği gibi, Peygamberimizin hanımlarından Zeyneb binti Cahş,halasının kızıydı. Ayrıca kendi kızı Hz. Fâtıma'yı amcası oğlu Hz. Ali'ye nikahlamıştı.

Dinimizde her ne kadar böyle bir ruhsat mevcutsa da, birtakım irsî ve sıhhî mahzurlarından dolayı bazı hadislerde yakın akraba ile evliliğin tavsiye edilmediğini görmekteyiz.

Imam-ı Gazali Hazretleri,sünnet ölçüleri içinde evlenecek eşlerde aranan vasıfları
sayarken, cinsî duygunun zayıf olacağından dolayı kızın yakın akrabalardan olmamasını da zikreder. "Pek yakınınız olan bir kadınla evlenmeyin; çünkü çocuk zayıf, çelimsiz olur"(1) hadis-i şerifine yer verir.

İşte bu mahzur göz önüne alınarak, çok yakın akraba ile evlenilmesi tavsiye edilmemektedir.Yine bu hususta, "Yabancılarla evlenin, yakınlarınızla evlenmeyin"(2) mealindeki hadis de bu hikmetleri nazara vermektedir.

Bu meselede ehemmiyetli bir mahzur da, zamanla eşler arasında bir geçimsizlik olduğu takdirde, akrabalar arasında devam etmesi gereken manevî bağların zayıflamaya yüz tutmasıdır. Hadis îmamlarından Deylemî'nin bir rivayetinde, akraba ile evliliğin sıla-i rahim
bağlarının kopmasına sebep olacağı bildirilmektedir.

Bütün evliliklerde olduğu gibi bilhassa akraba ile olan bir evlilikte kan uyuşmazlığının tespit edilmesinin sıhhî bir tedbir olarak düşünülmesinde büyük fayda vardır.

Başta da söylediğimiz gibi yakın akraba ile evlilikte esas itibariyle dinî bir yasaklama yoktur. Sözü edilen sıhhî mahzurlar da muhakkak surette olacak diye bir durum da mevcut değildir. Ancak, çocukta görülebilecek sakatlık ve benzeri hususlar, yabancı kadınla olan evliliğe nispetle akraba evliliklerinde belli bir ölçüde daha fazla müşahede edilmektedir.

1. Terbiyetü'l-Evlâd, 1: 39; ihya, 2: 42.
2. Kadı Beydâvî. Gâyetü'l-Gusâ, 2: 721.

Kaynak : Mehmet Paksu, Sorularla İslamiyet

Aşkâ Mecnun
03-12-2006, 15:16
Nikah Sözü


İki veli, kendi aralarında, çocuklarımıza evlendirelim, diye sözleştiklerinde bu söz geçerli midir?

Söz verme, vaadleşme ayrı bir şey, evlendirme akdi ayrı bir şeydir. Velinin, küçük çocuğunu ona sormadan evlendirme yetkisi vardır. Böyle küçük bir çocuğu evlendiren veli, eğer çocuğun Babası, ya da dedesi ise, artık o çocuğun büyüyünce o nikâhı kabul etmemesi kısaca muhayyerliği de söz konusu değildir. Evlendirenler başkaları ise, çocuklar büyüyünce muhayyer olurlar, istemezlerse bu evliliği kabul etmezler. (Mavsilî NI/134)

Ama dediğimiz gibi, söz vermek, evlendirmek, demek değildir. Nikâhın kendisine has şartları ve söz kalıpları vardır. "Kızımı oğluna vereceğim... Tamam, ben de alacağım" demek nikâh değil, vaadleşmedir. Sözünden dönmek her ne kadar çirkin bir davranış ise de, hukuken bu bağlayıcı değildir. Yani o zaman öyle demiştim ama, şu anda o fikrimden caydım, derse, hiçbirşey gerekmez ve o ana kadar da çocuklar nikâhlı olmuş olmazlar. Ancak özellikle günümüz şartlarında bu kabil bir davranış, Islâmca övülecek ve hoş görülecek bir davranış olmaz. Evlenme yaşının beklenmesi ve tarafların rızalarının alınması tavsiye olunur. Aksi halde büyük mağduriyetler söz konusu olabilir.


Kaynak: İslam Fıkıh Ansiklopedisi, Sorularla İslamiyet

Aşkâ Mecnun
03-12-2006, 15:16
İki Bayram Arası Nikah

Halk arasında konuşulan bazı meseleler yarım ve yanlış anlaşılmıştır. Bunlardan birisi de "İki bayram arasında düğün yapılmaz, nikâh kıyılmaz" düşüncesidir.

Şartlar ve imkânlar hazır olduğu zaman senenin bütün gün ve saatlerinde düğün yapılabilir, evlenilebilir, nikâh kıyılabilir. Yani nikâh için belli bir zaman ve vakit yoktur. "Nikâh şu gün caiz olur, şu gün caiz olmaz" diye
bir şart yoktur.

Bu meselenin aslına gelince, hâdise şudur: Bilindiği üzere, Ramazan ve Kurban gibi yıllık iki bayramımızın yanında bir de haftalık bayramımız vardır. O da Cuma günü. Yani Ramazan veya Kurban Bayramı Cuma gününe rast gelir, düğün de bugünlerde yapılırsa; bu arada nikâh kıyma ile meşgul olunur da Cuma namazına yetişememe gibi bir tehlike baş gösterirse o saat içinde nikâh kıymak caiz olmaz.

Çünkü bu saat içinde nikâhla meşgul olmak farz-ı ayn olan bir ibâdetin terkine sebep olmaktadır. Hayır yapalım derken, şerre sebebiyet verilmektedir.

Fakat böyle bir sıkışıklığa meydan verilmeden Cuma namazından bir müddet önce veya namaz kılındıktan sonra nikâh kıyılırsa pekâlâ olur, bir mahzur da kalmaz.

Zaten böyle bir hal de pek vuku bulmamaktadır."İki bayram arasında nikâh olmaz" sözünün bâtıl da olsa târihî bir geçmişi vardır. Bilhassa bu inanç Islâmdan önceki Cahiliye Arapları arasında yaygındı. Onlar Ramazan'dan sonra başlayan Şevval ayında evlenmeyi uğursuz sayar, düğünlerini başka bir tarihte yaparlardı.Her Cahiliye âdetinde olduğu gibi, bu âdeti de bizzat Peygamber Efendimiz yıkmış, geçersiz kılmıştır. Resul-i Ekrem Efendimiz Hz. Âişe validemizle Şevval ayında nişanlanmış, üç sene sonra da yine Şevval ayında evlen-
miştir. Böylece iki bayram arası olan Şevval ayında düğün yapmak ve nikâh kıymak sünnet
olmuştur.(1)

1). Müslim, Nikâh: 73.

Kaynak : Mehmet Paksu,Sorularla İslamiyet

Aşkâ Mecnun
30-04-2007, 11:45
Düğünlerimiz Nasıl Olmalı

Aile yuvası, Müslümanın bir saadet merkezi, sırlarını gizlediği bir hane, kendisini pek çok günah ve kötülüklerden koruyan bir sığınaktır. Bundan dolayı bu ocağın ilk kuruluş safhalarında dikkatli olmak, tam bir İslâmî şuur içinde hareket etmek büyük bir ehemmiyet taşımaktadır.

Aile yuvası, bir binaya benzer. Bir binanın temeli ne kadar sağlam olursa, o binanın hayatı o kadar devamlı ve uzun olur.

Düğün merasimlerini İslâmın umumi haram ve helâl esasları çerçevesinde düşünmek gerekir. Çünkü evlenecek kimselerin yaşadığı çevre şartlan, örf ve âdetler çeşitlidir. Bunları teker teker tahlile tâbi tutup ayıklamak çok güç olacağından bu merasimlerde aranacak vasıf, İslama zıt olmamasıdır.

Sünnette belirtildiğine göre, nikâhta aranan şartlardan birisi ilân edilmesidir. Böyle; bir ilân meşru evlilikle gayr-i meşru münasebetleri birbirinden ayırır. Bu hususu Peygamber Efendimiz (a.s.m.) "Bu evlenme işini ilân edin, halka duyurun"(1), buyurarak tavsiye etmiştir.

Hangi erkeğin hangi kızla, kimin oğlunun kimin kızıyla evlendiğini çevreye duyuran vesileler ve evlilik merasimi olan düğünün açıktan, çevrenin geleneklerine göre İslâmî çerçevede kalmak kaydıyla birtakım eğlence ve şenliklerin yapılması bu "duyurma" işini gerçekleştiren şeylerdir.

Zaten düğünler birer sevinç ve sürür günüdür. O gün herkes sevinçlidir, neşelidir. Bu sevinç, bazen birtakım eğlence ve oyunlarla süslenerek dile getirilir. Fakat bu oyun ve eğlencelerdeki ölçü nasıl olmalıdır? Söylenecek türkü ve şarkılarda, oynanan oyunlarda mübahlık ve haramlık ölçüsü nedir?

Esas itibariyle, bizzat kendisi güzel olsa da, dinen yasak olan bir fiilin işlenmesine sebebiyet veren hareket, haramdır. Makamla söylenen sözlerde, oyun ve eğlencelerde haram olan unsurlar bulunuyorsa ona göre hüküm alır.

Hatta bunun içindir ki, sırf nikâhı ilân etmek maksadıyla davul, zurna ve boru gibi musikî âletlerinin düğünlerde çalınabileceğine cevaz verilmektedir. Davul ve zurna bazı yerlerde olduğu gibi kahramanlık türküleri ve mehter marşlarının söylenmesine eşlik edince meşru çerçevede, kalmış bulunmaktadır. İnsanın şehevî duygularına hitap etmediği için mubah sayılmaktadır. Fakat bugünkü düğünlerde davul-zurnanın eşliğinde yapılan merasimlerde gayr-ı meşru unsurlar karıştığından, onlar da haliyle haram yolda kullanılmaktadır. Bunun için de çalınmasına ruhsat verilmemektedir.

Düğünlerde ve sair zamanlarda mûsikî eşliğinde oynanan oyunlara gelince, bunun da birtakım şartlan vardır.Bir kere çalınan âlet ve söylenen parçalar belli çerçevede kalmalıdır. Bunun yanında oyun tutan kimseler yalan ve kötü sözler söylememeli, başkalarına gösterilmesi haram olan organlarını açmamalı, kadınlar kendilerine nâmahrem olan erkeklerin yanında oynamamalıdır. Oyun esnasında bunlardan birisi olursa, o haram sınıfına girer.
İmam Gazalî, düğün, bayram ve şenlik günlerinde erkeklerin kendi aralarında oyun tertip etmelerinde, raks etmelerinde bir mahzurun olmadığını kaydederek, ancak kadınların erkekler karşısında oynadığı oyunun haram olduğunu söyler.

Bunun için düğünlerde kadınlar kendi aralarında, yabancı bir erkek olmadan oynayıp eğlenebilirler. Aynı şekilde erkekler de meşru ölçüler çerçevesinde eğlenip oynayabilirler. Bu şekilde oynamak mubah olduğu gibi, onları seyretmek de mubahtır. Bütün bunlar tamamen ihtiyarîdir, kişinin arzu ve inisiyatifine bırakılmalıdır. "Düğün sahibidir,yakınıdır" diye mecbur tutulmamalıdır.

Düğünler, sünnetteki tavsiyelere uyularak, İslâmın nezahet ve temizliği çerçevesinde yapılırsa aynı zamanda güzel bir örnek olur. Çünkü evlilik gibi ebedî bir hayat arkadaşlığının temeli, geçici, dünyevî heveslerin, çürük ve bâtıl âdetlerin üzerine kurulmamalıdır. Buna hassasiyet gösterecek Müslümanların artması, aynı zamanda umûmî bir belâ gibi düğün merasimlerimize musallat olmuş örf, âdet ve millî geleneklerimize ters hareketlerden bizi milletçe kurtaracaktır.

Unutulmamalıdır ki, güzel örneklerin artması nispetinde şikâyetçi olduğumuz kötülüklerin önü alınacaktır. Yoksa hem şikâyetçi olup, hem de nefsimizi tesirinden kurtaramazsak,yanlışlıkların önü alınmaz.

1)Buhari, Nikah, 48.

Kaynak : Mehmet Paksu,Sorularla İslamiyet

handan06
04-05-2007, 16:41
ALLAH RAZI OLSUN ÇOK İİ GEREKLİ KONULARA DEĞİNMİŞSİN EMEĞİNE SAĞLIK İNŞ.HAYIRLI EVLİLİKLER YAPAR VE ADABINA GÖRE EVLENİRİZ İNŞ.TÜM EVLENECEK OLANLAR

ayshidayet
04-05-2007, 17:35
S.A ALLAH RAZI OLSUN İNŞALLAH HAYIRLISIYLA EVLENİP HAYIRLI EVLATLAR YETİŞTİRİRİZ,A.E.OB)

ayshidayet
04-05-2007, 17:36
S.A ALLAH RAZI OLSUN İNŞALLAH HAYIRLISIYLA EVLENİP HAYIRLI EVLATLAR YETİŞTİRİRİZ,A.E.OB)

HÜDAVENDİGAR
02-12-2011, 16:06
Cübbeli Ahmet Hocamızdan, nişanlıyken imam nikahının caiz olup olmadığı hakkında bilgi veriyor,izleyelim..

Cbbeli Ahmet Hoca (http://www.cubbeliahmethoca.tv/MD27_...ru-Mudur--.htm)

Cbbeli Ahmet Hoca (http://www.cubbeliahmethoca.tv/MD27_...ru-Mudur--.htm)

esraisra
10-12-2011, 12:53
ya harika bir konu walla emeğine sağlık fakat bn evlnmek istiyorum ama ailm iistemiyor onları ikna etmek için dua war mı ?

HÜDAVENDİGAR
10-12-2011, 14:30
ya harika bir konu walla emeğine sağlık fakat bn evlnmek istiyorum ama ailm iistemiyor onları ikna etmek için dua war mı ?

Kaç yaşındasınız ve okuyor musunuz?Okuyorsanız aileniz haklıdır.Fakat siz illa evlenmek istiyorsanız ailece bir araya gelip detaylı bir şekilde oturup konuşmalısınız.Ailenizi üzmeden en güzel bir şekilde ikna etmeye çalışınız.Eğer birisini seviyorsanız bunu gizlemekde sana bir faydası yoktur.Herşeyi dile getirin ve anlaşın...Yaşınız 16-17 ise evlenmeyi aklınızdan çıkarın.Zira bu yaşta kanunen evlenemezsiniz.18 yaşından gün almışsanız evlenebilirsiniz.

Ailenizin gönlüne girerseniz dua etmenize gerek yoktur.Sakın büyü işleriyle onları kendinize çekmeyi denemeyin.Çünkü büyü hem haram olup üstelikte geçicidir.Sonu ise hüsrandır.

esraisra
10-12-2011, 14:52
ya ben son yazılan hiç bir seyi göremiyorum

esraisra
10-12-2011, 14:54
ocak 7 de 18 olcam sevdiğim wardı ailm için ayrıldım ama bn grcekten evlnmk istiyorum cnkü bnm br hayat arkadasım olsn istiyorum

esraisra
10-12-2011, 15:05
arkadaslar bn sn yazıları göremiyorum

HÜDAVENDİGAR
10-12-2011, 16:26
arkadaslar bn sn yazıları göremiyorum

Admin arkadaşlarla irtibata geçin.Onlar size yol gösterirler.Şu anda benim bilgisayarımda sorun yoktur.Sitenin veri tabanından kaynaklanabilir sizin sorununuz.

HÜDAVENDİGAR
10-12-2011, 16:42
ocak 7 de 18 olcam sevdiğim wardı ailm için ayrıldım ama bn grcekten evlnmk istiyorum cnkü bnm br hayat arkadasım olsn istiyorum

Öncelikle aileniz sizin yaşınızın henüz müsait olmadığını biliyorlar ki bu evlenme işine pek yanaşmıyorlar.Siz sevdiğinizden de ayrılmayın.Onun ailesi gelsin evinize açıkça sizi ailenizden istesin.Olmazsa kaderinize razı olun.Lakin herşeyin çözümü vardır.Belki de sizi ayartmadan kendi sevdikleri veya bildikleri bir damat adayı vardır da sizin evlenme yaşınızın dolmasını beklemiş olabilirler.Gün gelir bununda farkına varacaksınız.

Belki o sevdiğiniz delikanlıyı sevmezlerdir.Onda bir kusur bulmuşlardır, sizin ileride başınızı ağrıtmamak için ailelerinizi haklı buluyorum.Ailenizi üzmeden ve onları darıltmadan en kolayı neyse o yola başvurunuz.Mesela, ailecek sevdiğiniz bir komşu aile vasıtasıyla arabuluculuk yapıp sayesinde evlenebilirsiniz. Şayet o sevdiğiniz delikanlıyla sanaldan tanışmışsanız çok dikkatli olunuz.Sahte aşklar her zaman hayal kırıklığı yaratırlar.Senin hiç de beklemediğin olayların içine girmenize asla gönlümüz razı olmaz.Sıcak bir yuva kurmanız her zaman temennimizdir.


Bak hanım kızım.Toz pembe hayallerle kurulan bir yuva çok çabuk dağılmaktadır.Aşkın gözü kördür.Gerçekler, evlendikten sonra meydana çıkmaktadır.Ben bu hususta oldukça tecrübeliyimdir.Tavsiyelerime uyarsanız mutlu olursunuz.Herkesin gerçek yüzü evlendikten sonra meydana çıkmaktadır.Sabredin ve sevdiğinize hiç belli etmeden onu yakın takibe alırsanız foyası meydana çıkacaktır.Nişanlılık hyatında da olsa kimse kimseyi tam olarak tanıyamamaktadır.Dikkatli olun ve olaylara mantıklı yanaşın ki ileride çok pişman olmayasınız.