PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Gençler İbadetle Nurlanır



Ravza_Nur
01-11-2007, 09:26
İnsan hayatının en heyecanlı ve yoğun duygulara sahne olduğu zamandır gençlik dönemi. Bediüzzaman Hazretleri, gençlik damarının akıldan çok duyguları dinlediğini; his ve hevesin ise kör olduğunu ve bir gram hazır lezzeti, ilerideki tonlarca yüksek lezzete tercih ettiğini belirtir.

Bu çağda kişiye hisleri hakim olduğundan, çoğu zaman düşünmeden verir kararlarını. Böylelikle kolayca yanlış yapabilir, hataya düşebilir. Genç bireyler, yaşadıkları fiziksel ve psikolojik değişikliklerin etkisiyle, iç alemlerine daha fazla yönelebilirler. Hayatı anlamlı kılacak sorularına cevap aramaya başlarlar içten içe. Bu noktada kulluğa yönelmek, genci yanlış yapmaktan korur. Kişinin, Allah’ın her şeyin sahibi olduğunu, O’ndan başka gerçek dost ve yardımcı olmadığını idrak etmesine katkıda bulunur ibadetler.

Allah, ibadet eden genç ile meleklerine övünür

Efendimiz (s.a.v) Allah Teala’nın ibadet eden genç ile meleklerine övünüp “Bakınız benim kuluma, kendi şehvet (ve nefsani heveslerini) benim için terk etmiştir” buyurduğunu haber verir. Rabbimiz’in meleklerine karşı övündüğü ibadet eden genç, yeni bir hayat coşkusu elde eder. Uçsuz bucaksız gibi görünen evren, onu tedirgin edemez. Gelecek endişesi gönlünü daraltamaz. Kendisini Rabbi’ne yakın hissettiği gibi, sosyal çevresiyle de iyi ilişkiler kurar. İman ve ibadetten yoksun yetişen gençlerin ise, manevi buhran içine düşerek, ruhlarındaki boşluk hissini yanlış alanlarda doldurmaya çalışmaları çoğu zaman onları daha büyük bir çıkmazın içine sürükler. Zira Allah Teala Râd suresinde “Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur” buyurur. Kısaca iman ve ibadete aykırı olan her şey insanın fıtratına da aykırıdır. Huzur getirmez.

Gençlikte yapılan ibadetler Hak katında daha sevimlidir

Bilinçli bir genç, kanının en deli aktığı ve dünya lezzetlerinin kendisini cezp etmeye çalıştığı bir dönemde, ahiret yolcusu olduğunu unutmaz. Hayatının baharında kulluğunun farkına varır. Dünya misafirhanesini ebedi saadete ulaşmada bir vesile olarak değerlendirir. Böylece İmam Rabbani Hazretleri’nin haber verdiği şu müjdeye mahzar olur: “Gençlikte, şehvetin, asabiyetin kapladığı anlarda İslamiyet’in bir emrini yerine getirmek, ihtiyarlıkta yapılan aynı ibadetten çok üstün ve kıymetli olur. Böyle bir çağda yapılan az bir amele, pek çok sevap verilir.”

Gençlik, enerjisini Allah yoluna harcamalı

Gençlik döneminin sıkıntısız geçmesi için, öncelikle Allah’ın kulu olduğumuz bilinciyle dinimize, ülkemize ve insanımıza hizmet gayesini gütmeliyiz. Gençlik enerjimizi boş işlere harcamak yerine bu alana kanalize ettiğimizde, sorunlarımızın daha kolay üstesinden geleceğimiz kesindir. Çünkü her şeyden önce arkamıza Allah’ın kulu olma desteğini almışızdır, yani gayret ve duamızın sonrasını Allah’a teslim etmişiz demektir. Hata yaptığımızda ise “Ben pişmanım” diyerek tıklatabileceğimiz bir tövbe kapısı hep açıktır bizim için. Ve biliriz ki Rabbimiz, bizi bağışlamasını beklediğimiz insanların hepsinden hatta kendimizden bile daha merhametlidir.

Şah-ı Nakşiben’i hayran bırakan genç

Günün birinde Şah-ı Nakşibend Hazretleri saadetli hanelerindeyken kapısı çalınır, Hizmetlisine seslenir: “Bak bakalım kapıda kim var!” Kapıya gelen, Muhammed isimli on sekiz yaşında bir gençtir. Hizmetli kapıyı açar ve şöyle cevap verir. “Kapıda bir ‘parisa’ var.” Parisa; genç, civan anlamına gelmektedir ve bu olaydan sonra o genç, Muhammed Parisa diye anılacaktır. İbadet ve hizmette çok düşkün bir genç olan Muhammed Parisa, kalplere Allah aşkını nakşeden o büyük nakkaşın hizmetinde bulunmayı talep etmektedir. Dergaha kabul edilir ve hizmet kervanına dahil olur.

Muhammed Parisa sıcak bir yaz günü, dergah inşaatında hizmet etmektedir. İkindi vaktine doğru diğer çalışanlar işe bir süre arar verirler. Muhammed Parisa ise büyük bir iştiyakla çalışmaya devam eder. O sırada Şah-ı Nakşibend Hazretleri habersizce dergahı ziyarete gelir. Herkes istirahata çekilmiş haldeyken, Muhammed Parisa’nın durup dinlenmeden çamur karması Şah-ı Nakşiben’in hayranlığını cezp eder ve şöyle dua eder: “Ya Rabbi! Bu ayaklar hürmetine bana rahmet eyle!” Şah-ı Nakşibend’in övgüsünü kazanan Muhammed Parisa Hazretleri erken yaşta evliyalar kervanına katılır.
SEMERKANT AİLE/AYŞE İZCİ

Ahmet&Gizem
01-11-2007, 10:01
Canim Kardeşim Allah Razi Olsun ürpertiyle Okudum.allahim Inşallah Gençliğini O'nun Yolunda Harcayan Kullarindan Eylesin Bizleri.

m_muaz
01-11-2007, 10:06
“EY DÜNÜN MASUM ÇOCUĞU!”


Bu harika şefkatin yanında şefkat kahramanı tesmiye edilen hanım taifesinden bir fert olarak kendi şefkatimin ne kadar cüce kaldığını düşündüm, mahcup oldum. Hem asırlarımız olan genç arkadaşlarımızın lehviyyât câzibesinden kurtulmalarını ne kadar önemsiyorruz acaba? Şu an Azrâil Aleyhisselam’a rûhunu teslim ederken îmanını kaybedebilecek binlerce insan için ne kadar endişeleniyoruz? Medeniyetin pençesinde îmanı, ahlâkı ve insaniyeti sekeratta bulunan milyonlarca genç için ne kadar duâ ediyoruz?

Daha çok şefkat, daha çok dua ve konuşmaktan çok yaşama dersi…
Günümüzde belki de en mazlum halini yaşayan İslam davasına merhem olmaya çalışmak gibi, idealleri bekâya uzanmış ve kabiliyetlerini şahsi kemâlatı için değil îman ve İslâm’ın terakkisine, dolayısı ile insanlığın maddî ve manevî kurtuluşuna sarf eden bir genç olabilmek kolay değildir.
Ve “Îmâna hizmet nebevî bir vazifedir ve şereftir. Ben de bunu gâye-i hayatım yapmakla şereflenmeliyim.” diyebilmek herkesin kârı değildir, bilirim. İnsanın kıymeti ideallerinin ve himmetinin uzandığı yere kadardır. İnsan ne kadar mükemmel olursa olsun sadece kendisi için veya sadece dünyası için yaşarsa yani sadece faniye münhasır kılarsa ideallerini, bir hiçtir. Yaşar, ölür ve unutulur!

Ben de bir gencim. Kaderin hükmü böyle; medeniyet canavarının yeni nesilleri yuttuğu bir asırda doğmuşuz. Peki, Firavunun sarayında yetişen Mûsâlar veya Mûsâları yetiştiren Âsiyeler olmaya ne dersiniz?
Ey dünün mâsum çocuğu! Tut şefkatle sana uzanan nurdan eli, bırakma!
Fânîde kaybolma! Beka senin için var edilmiş, unutma!

Ravza_Nur
01-11-2007, 13:17
Muhammed Parisa sıcak bir yaz günü, dergah inşaatında hizmet etmektedir. İkindi vaktine doğru diğer çalışanlar işe bir süre arar verirler. Muhammed Parisa ise büyük bir iştiyakla çalışmaya devam eder. O sırada Şah-ı Nakşibend Hazretleri habersizce dergahı ziyarete gelir. Herkes istirahata çekilmiş haldeyken, Muhammed Parisa’nın durup dinlenmeden çamur karması Şah-ı Nakşiben’in hayranlığını cezp eder ve şöyle dua eder: “Ya Rabbi! Bu ayaklar hürmetine bana rahmet eyle!” Şah-ı Nakşibend’in övgüsünü kazanan Muhammed Parisa Hazretleri erken yaşta evliyalar kervanına katılır.


-MaşALLAH... O saadet, feyiz, imtiyaz, mutluluk, rıza uhreviyetine katılmak yalın değil Esenliklerle muhammed ismine layık olabilmek ve bu saadete nail olmak duasında rızaya hak bakmak selamete rahmet sıhate afiyet, gözyaşına zafer duygularıyla varlığımızı korumak ilmi deryaya deryayı okyanusa dönüştüre bilmek nakkaşı ile, hayatları nakkaşlamak niyazı ile emeğinizin karşılığını, paylaşımınızın mükafaatını ALLAH c.c. rızasına nail olarak almanız duası ile sabahınızı selamlar sizi ALLAH c.c. nuruna Resulüne ve emanet edilemlerin en güzeline ALLAH c.c.emanet ediyorum şifası şafi adında hikmetlidir. İlmiyle lokmanlığına sığınarak ALLAH c.c. emanetsiniz selam ve dua ile
Değerli Kardeşim yazıyı siteye eklemeden evvel okurken aklıma aşka mecnun kardeşim geldi.Sizinde isminizin Muhammed olduğu düşüncesiyle Rabbim kulunun zannı üzeredir.Belki bir Muhammed Parisa olamayız ama onun izinden giden bir kardeşim olduğunuz zannı üzere bu yazıyı size ithaf ederek paylaştım.Rabbim o değerli zatların izinden gidenlerden eylesin.SELAM VE DUA İLE ALLAH AZZE VE CELLEYE EMANET OL KARDEŞİM

Ravza_Nur
01-11-2007, 13:18
Canim Kardeşim Allah Razi Olsun ürpertiyle Okudum.allahim Inşallah Gençliğini O'nun Yolunda Harcayan Kullarindan Eylesin Bizleri.Rabbim cümlemizden razı olsun kardeşim,Rabbim bizleri Muhammed Parisa şuuru ile yaşamını devam ettirenlerden eylesin.SELAM VE DUA İLE

Ravza_Nur
01-11-2007, 13:20
“EY DÜNÜN MASUM ÇOCUĞU!”


Bu harika şefkatin yanında şefkat kahramanı tesmiye edilen hanım taifesinden bir fert olarak kendi şefkatimin ne kadar cüce kaldığını düşündüm, mahcup oldum. Hem asırlarımız olan genç arkadaşlarımızın lehviyyât câzibesinden kurtulmalarını ne kadar önemsiyorruz acaba? Şu an Azrâil Aleyhisselam’a rûhunu teslim ederken îmanını kaybedebilecek binlerce insan için ne kadar endişeleniyoruz? Medeniyetin pençesinde îmanı, ahlâkı ve insaniyeti sekeratta bulunan milyonlarca genç için ne kadar duâ ediyoruz?

Daha çok şefkat, daha çok dua ve konuşmaktan çok yaşama dersi…
Günümüzde belki de en mazlum halini yaşayan İslam davasına merhem olmaya çalışmak gibi, idealleri bekâya uzanmış ve kabiliyetlerini şahsi kemâlatı için değil îman ve İslâm’ın terakkisine, dolayısı ile insanlığın maddî ve manevî kurtuluşuna sarf eden bir genç olabilmek kolay değildir.
Ve “Îmâna hizmet nebevî bir vazifedir ve şereftir. Ben de bunu gâye-i hayatım yapmakla şereflenmeliyim.” diyebilmek herkesin kârı değildir, bilirim. İnsanın kıymeti ideallerinin ve himmetinin uzandığı yere kadardır. İnsan ne kadar mükemmel olursa olsun sadece kendisi için veya sadece dünyası için yaşarsa yani sadece faniye münhasır kılarsa ideallerini, bir hiçtir. Yaşar, ölür ve unutulur!

Ben de bir gencim. Kaderin hükmü böyle; medeniyet canavarının yeni nesilleri yuttuğu bir asırda doğmuşuz. Peki, Firavunun sarayında yetişen Mûsâlar veya Mûsâları yetiştiren Âsiyeler olmaya ne dersiniz?
Ey dünün mâsum çocuğu! Tut şefkatle sana uzanan nurdan eli, bırakma!
Fânîde kaybolma! Beka senin için var edilmiş, unutma!Kardeşim değerli paylaşımınız için tşk ediyorum.Rabbim sizlerden razı olsun.Sizin gibi genç ve değerli kardeşlerimin sayılarını arttırsın inş.Allah Azze ve celle Her asra bir firavun ve her firavunada bir MUSA gönderir.Asrın Musaları olmanız duam ile.Allah'a emanet olun.

havza
01-11-2007, 13:27
slm alykm hayırlı günler ne musa ne isa bunları yapamana bile müdahale var ama bir gün herkes görecekk işte ozaman kaçış yokmuuu diye inleyecek sonra onlarda anlayacak anlara rablerinden başka sığınacak liman yok o gün kimilerinin yüzü parlayacak kimilerinin ki ise kararacak allah azze ve celle. bizleri onlardan olmaktan muhafaza eylesin inşallah.çocuklarımızın bile masumluğundan şüpheye düşüyoruz istemeden

Ravza_Nur
01-11-2007, 13:42
slm alykm hayırlı günler ne musa ne isa bunları yapamana bile müdahale var ama bir gün herkes görecekk işte ozaman kaçış yokmuuu diye inleyecek sonra onlarda anlayacak anlara rablerinden başka sığınacak liman yok o gün kimilerinin yüzü parlayacak kimilerinin ki ise kararacak allah azze ve celle. bizleri onlardan olmaktan muhafaza eylesin inşallah.çocuklarımızın bile masumluğundan şüpheye düşüyoruz istemeden
Kardeşim bu kadar umutsuz düşünmeyin,bir hata var ise bu hata hepimizin,manevi eksikliklerimiz sebebi iledir.Bunu düzeltebiliriz.Azimle şevke gayret gösterirsek neden bir MUSA da bizim çocuklarımız olmasın.DUA İLE

havza
01-11-2007, 13:55
inşallah dediğin gibi olur biraz karamsarım galiba rabbim şevkimizi artırsın inşallah amiin

-Ammar Bin Yasir-
01-11-2007, 14:02
Allah, ibadet eden genç ile meleklerine övünür

Efendimiz (s.a.v) Allah Teala’nın ibadet eden genç ile meleklerine övünüp “Bakınız benim kuluma, kendi şehvet (ve nefsani heveslerini) benim için terk etmiştir” buyurduğunu haber verir. Rabbimiz’in meleklerine karşı övündüğü ibadet eden genç, yeni bir hayat coşkusu elde eder. Uçsuz bucaksız gibi görünen evren, onu tedirgin edemez. Gelecek endişesi gönlünü daraltamaz. Kendisini Rabbi’ne yakın hissettiği gibi, sosyal çevresiyle de iyi ilişkiler kurar. İman ve ibadetten yoksun yetişen gençlerin ise, manevi buhran içine düşerek, ruhlarındaki boşluk hissini yanlış alanlarda doldurmaya çalışmaları çoğu zaman onları daha büyük bir çıkmazın içine sürükler. Zira Allah Teala Râd suresinde “Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur” buyurur. Kısaca iman ve ibadete aykırı olan her şey insanın fıtratına da aykırıdır. Huzur getirmez.
Allah'u zül-celal vel-kemal Hazretleri'ne O'nun sevdiği ve beğendiği şekilde hamdü senalar olsun Peygamber Efendimize ashabına ihsan duygusuyla kıyamete kadar ona tabi olup izinden gidenlere sonsuz salatü selamlar olsun.Bizim için en büyük hayır onun rızasını kazanıp yolundan gitmektir Rabbil Alemin nasip eylesin

Ravza_Nur
01-11-2007, 14:05
Allah, ibadet eden genç ile meleklerine övünür

Efendimiz (s.a.v) Allah Teala’nın ibadet eden genç ile meleklerine övünüp “Bakınız benim kuluma, kendi şehvet (ve nefsani heveslerini) benim için terk etmiştir” buyurduğunu haber verir. Rabbimiz’in meleklerine karşı övündüğü ibadet eden genç, yeni bir hayat coşkusu elde eder. Uçsuz bucaksız gibi görünen evren, onu tedirgin edemez. Gelecek endişesi gönlünü daraltamaz. Kendisini Rabbi’ne yakın hissettiği gibi, sosyal çevresiyle de iyi ilişkiler kurar. İman ve ibadetten yoksun yetişen gençlerin ise, manevi buhran içine düşerek, ruhlarındaki boşluk hissini yanlış alanlarda doldurmaya çalışmaları çoğu zaman onları daha büyük bir çıkmazın içine sürükler. Zira Allah Teala Râd suresinde “Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur” buyurur. Kısaca iman ve ibadete aykırı olan her şey insanın fıtratına da aykırıdır. Huzur getirmez.
Allah'u zül-celal vel-kemal Hazretleri'ne O'nun sevdiği ve beğendiği şekilde hamdü senalar olsun Peygamber Efendimize ashabına ihsan duygusuyla kıyamete kadar ona tabi olup izinden gidenlere sonsuz salatü selamlar olsun.Bizim için en büyük hayır onun rızasını kazanıp yolundan gitmektir Rabbil Alemin nasip eylesin Kardeşim bu güzel temennilerinizi bizlerde katılıyoruz.Gençlik elden gitmeden onun kıymetinin bilip davranışlarımızı ona göre ayarlamak zorundayız.Rabbim bizleri bu şuur ile yaşamaya muvaffak eylesin.DUA İLE

-Ammar Bin Yasir-
01-11-2007, 14:15
Allah razı olsun böyle güzel bir konuyu paylaştığın için Rabbim eksikleriyle onun aşkıyla yaptığımız ibadetleri kabul eyler inşaallah Bizlerin en büyük hedefi Rabbimize layık bir kul Habibine Biricik Peygamberimize layık bir ümmet olabilmektir Rabbim utandırmasın

Ravza_Nur
01-11-2007, 14:20
Allah razı olsun böyle güzel bir konuyu paylaştığın için Rabbim eksikleriyle onun aşkıyla yaptığımız ibadetleri kabul eyler inşaallah Bizlerin en büyük hedefi Rabbimize layık bir kul Habibine Biricik Peygamberimize layık bir ümmet olabilmektir Rabbim utandırmasınRabbim cümlemizden razı olsun kardeşim,duanıza amin dememek mümkünmü bizlerin gayeside zerrede olsa Rabbimize ve Habibine layık olmaya çalışmaktır.DUA İLE

sevçiçek
01-11-2007, 14:28
gençlikte yapılan ibadet gibi yok rabbim dualarımızı ibadetlerimizi kabül etsin allah razı olsun

Nikko
01-11-2007, 18:18
O gün çile var,
o gün ızdırap var,
o gün korku var,
o gün telaş var,
o gün kaçışma günüdür, o gün herkesin herkesi terk ettiği gündür.

Ama 7 kişi (grup) var ki, Allahu Teala'nın gölgesinden başka gölgenin olmadığı o günde, yani mahşerde, onları arşın gölgesinde gölgeleyecektir. Kim bunlar? Cihan Sultanı s.a.v. anlatıyor:


1-Adaletle hükmeden devlet başkanı.
2-Genç yaşta iken ibadet eden, kalbi camilere bağlı olan genç. (Şimdi diyoruz ya; emekli olunca ibadete başlarım, büyüyünce tövbe ederim vs. Ama Allah, yaşlı bir insanın ibadeti ile genç yaştaki insanın ibadetini bir tutmuyor.Yaşlanınca zaten günah işlemeye mecalin kalmıyorki.)
3-Allah için birbirini seven, bu sevgi birleşip ayrılan iki kişi.
4-Güzel bir mekân sahibi.
5-Bir kadın, kişiyi davet eder de, kişi de derki; "Ben Allah'tan korkarım." İşte bu insan. Veya zıttını düşününüz.
6-Sağ elinin verdiğini, sol eli görmeyen. Yani sadakayı böylesine saklı tutan kişi.
7-Yalnız bir yerde Allah'ı hatırlayıp, gözleri yaşaran kimse.

Cihan Sultanı s.a.v. sahabenin bir kısmından bahsederken bazen şöyle diyordu:
-O iyi insandır, bir de gece namazı (teheccüt) kılsa.

Allah Resulü bir kudsî hadisinde buyuruyor;
-Allah için sevenlere nurdan kürsüler hazırlarım, peygamberler ve şehitler bile bunlara imrenirler. Gerçekte onlar ne peygamber nede şehitdirler. Ama makamları çok yüksektir.

.................................................. ................................................

s.s.s
31-05-2009, 20:48
teşekkürler...........

erzsalih
31-05-2009, 21:28
Allah razı olsun paylaşımın için teşekkür ederim