PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : İslam'da Başörtüsü!!! İlmihali



Aşkâ Mecnun
07-04-2007, 17:22
Aziz Hoca-Hz.Hatice(RA)-Tessettür-Başörtüsü-Türban

http://www.youtube.com/v/6BRHY9hHFZc

Allah Resulü Buyurdu: "Duymuyormusunuz Sade Giyinmek İmandandır."


Selamünaleyküm;

Kardeşlerim belkide bu konuyu sizinle bir kaç kez paylaşmış olabilirim ancak paylaşımların yetersiz olduğu kanısıyla. Bukezde daha aydınlatıcı bir biçimde KADININ KAPANMASI konumunu ele almayı uygun gördüm...
Sizlerde taktir edersiniz ki, İslam dinini tam anlamıyla yaşamak gittikçe zorlaşmaktadır. İslam adına kim ne yapıyorsa kendine yapıyordur diyemediğimiz gibi bunun teşkil ettiği sonuçlarıda ayan beyan olarak ortada görmekteyiz...Toplumumuz git gide manevi değerlerini bir çırpıda silmekte kaybetmektedir.
Arkadan gelecek olan nesil İslamı tam manasıyla tanıyamamış tanıyamadığı gibide Allah muhafaza türlü sapkınlıklara sebebiyet vermiş olabiliriz. Hem temkinli hemde örnek bir yaşamı onlara bahşetmek için Allah'ın emir vede Resulüne itaatte kusurda etsik etmemeliyiz. Şüphe yokki emirlere vede itaatlere uyanlara Ahirette müjde verilmemesin.
Her zaman için diğer insanoğullarının inançları gereği Müslüman olan kadınların onlardan ayrılmış bir farkları şüphesizki ortadadır. Bunun için hem açık seçik ayetler hemde hadisler vardır.

Toplumu toplum yapan Kadınlardır ilkesiyle yola çıkarsak kadını da kadın yapan iffetli olmasıdır. İffetli kadın Allahtan korkar emirlerine uyar yasaklarını kendine düşman olarak görendir...Kadın maneviyatına sahip çıktıkça toplum bozulma yolunda ilerlemez.
Nesil doğrusunu mu yapıyor acaba? sorusunu kendimize kaç kere sormuşuzdur...Dini duygularımızı bizlere kimler kaybettiriyor... Bize kötüyü hoş gösteren sadece nefsimizmidir? Dinimizin emrettiği giyimi kuşamı hayatında iyi yansıttığına inanmıyormusun? Dinin neresindesin bunun bilincindemisin? Allah'ın emrine yüz çevirdiğinde Başına neler geleceğinide bilirmisin?
Kadın İslamın en Kutsal emanetlerinden belirtilerinden biridir.Şüphesizki Allah Resullü "Cennet annelerin ayakları altındadır."sözüyle bunu bize bildirmektedir. İslam kadınların dayanışmasıyla Allah'a olan itaatiyle yayılmaktadır. Ailenin huzuruda kadının takvadaki samimiyetine bakmaktadır. Çünkü toplum fertlerini yetiştiren Allah'a dua etmesini öğreten. ona zikirin nasıl yapıldığını öğreten Allahın varlığını ve birliğini bildirmek Anneye yüklenmiş bir görevdir.
Aile yapısında asil zadeler, Mücahitler annelerin elinden geçer... Anneler Sulatnı Takvada tek vede öncü olan kadın Amine Hatun bunun en birinci örneğiydi belkide... O mümine kadınlara örnek bir kadın, örnek bir anne genç kızlara örnek bir kızlık dönemleri geçirmiş Ailenin anneye babaya itaatin nasıl olduğunu öğretmiştir... Öyleki Allah resulü babası Abdullahı düşündüğünde Annesi Amine zişana ağlardı... Peki biz müslümanlar; Bu kadar değerli olan bu örnek hayatlar hakkında ne kadar çok bilgiye sahibiz.?
onarı ne kadar çok tanıdık tanıttık bunun farkındamıyız??

Toplumda genç bayan arkadaşlarımız özelliklede bu sorumluluğu üstlenemeyecek kadar... az değerlere sahip olduklarını bildirmekteler görüntüleriyle. İslam kapalılığı emretmiştir ki Müslüman kadın iffetini korusun Allah'tan korksun diye ancak bu durum bizlerde çok farklı, Başörtüsüne bir bez parçası olarak bakan onları şekilden şekile sokarak en göz alıcılarını kullanarak adeta ben burdayım demekteler.. Mümine kadın dışardaki tehlikelere sapkınlıklara karşı kendini korumak için kapandığını bilmediği içindir ki. Başörtüsünü en can alıcı renklerde seçip üzerine sokak kıyafeti almadan çıkabilecek Hatta başörtüsü renginde yüzünü bin bir çeşit boyalarla boyayarak doğal güzelliğini Allah'ın nurunu silebilecek kadar cahil olmakta.. Başında başörtüsü üzerinde dar bir badi ile gayet rahat dolaşmakla. Pelkide onları öyle gördüğümde
zamanla ben utanmakta kızarıp bozarmaktayım.. Ancak okadar alışılmış bir duruma gelmişki bunu yapanlar gayet rahat davranmakta...Bu tarz giyimlerin yanlış olduğunu eğitimin Anneden başlamış olduğunu tekrar vurgulamak isterim..

http://resim.cpaylas.com/uploads/442176ff0e.jpg (http://resim.cpaylas.com)


http://resim.cpaylas.com/uploads/42b7e4f803.jpg (http://resim.cpaylas.com)

İslam Dininde Kadının giyim vede kuşamı nasıl olmalıdır?

Cihan denen bu kürede erkeğin yeri ayrı, kadının yeri ayrıdır. Erkek kadının yerine, kadında erkeğin yerine geçtimi dünyanın âhengi bozulur. Yine kadının ve erkeğin giyeceği de ayrıdır. Bir erkeğin çarşafa bürünmesi nasıl uygun değilse, kadınında erkek elbisesi giymesi hoş olmaz "Be"n giydim de ne oldu!" demek, şeytanı sevindirir.

Saâdet devrinde kadınların giydiği elbiseler:

1- Himar: Başörtüsü
2- Dır'ı: Entari
3- Cilbab: Rida.
4- İzar: Etek
5- Silval: Şalvar
6- Mırt: Dış giyisi

"Ey Nebi! Zevcelerine, kızlarına ve mü'minlerin kadınlarına de ki, Cilbablarını üzerlerine iyice örtsünler."

Aziz ve Celil olan Allah nur suresi 31. ayette "başörtülerini yakalarının üzerine vursunalar" Buyurmaktadır. İsmet ve iffet sadefi Hazreti Aişe (r.a) demişlerdir ki;

"Ben iman hususunda Ensar kadınlarından daha faziletlisini görmedim. Nur süresi; "Vel yedr**** bilhumürihinne alâ cüyübihinne. Ve baş örtülerini yakalarının üzerine vursunlar" ayeti nazil olduğu zaman erkekler bu ilahi emri tebliğ için hanımlarının yanına giderler.
Erkekler, hanımına kızına, kızkardeşlerine ve bütün yakınlarına bu emri tebliğ ediyordu. (O lâhza) kadınların hepsi tastik edip,başörtüsü ile başlarını örtüp Resul-i Ekrem'in arkasında sabah namazını kılmaya geldiler namazı kıldıktan sonraevlerine dönüp gittiler. Karanlıkta onları hiç tanıyan olmazdı.

Demek ki, başörtüsünün boyun ve göğsü örtecek kadar büyük olması gerekiyor. Herkesin kendi hevesine göre örtünmesi değil, Allah'ın emrince örtülere bürünmesi lazımdır. Bugün öyle örtünen kadınlar varki, cahiliyye kadınlarının sanki zamanımızdaki temsilcileridir. Başörtülerini sadece kafalarının üzerine bağlayıp, kulaklarını, gerdanlıklarını, boyunlarını ve göğüslerini açık bırakırlar. Elbet bu tesettür Kur'an-ı Kerim'in tarifine ve Allah Teâlâ'nın emrine uymaz.


Elbisenin Kendisi süs ve zinet olmamalımı?

Tesettürü emreden âyette kadınların yabancılara zinnetlerini göstermemeleri şartı vardır. Bugün öyle elbiseler icat edilmiştir ki, onun kendisi süs olmaktadır.Gözleri kamaştıran kürkler, mantolar, renk renk başörtüler dikkati daha çok çekmektedirler...
Allah Azze ve celle " Vakar ile evlerinizde oturun, önceki cahiliyet kadınıları gibi açılıp saçılmayın, süslerinizi dışa vurmayın." buyurmuştur.(Ahzap suresi 33 ayet)



Gayr-i müslümlerin özel elbiselerini giyinmeyin;


Efendimiz (s.a.v) "Men teşebbehe bikavmin fehüve mihüm" Kim bir kavme benzerse onlardandır. buyurmuştur. (Tergit ve Terhib)

Giyinen Elbise Şöhret verici olmamalı;

Kadının giydiği elbise parmakla gösterilecek şekilde şöhret verici elbise olmayacaktır. Herkesin dikkatini çeken ve gözleri kamaştıran, şöhrete ulaşan giysiler makbul değildir.
Yine bu mevzuda varlığın sebebi olan Cenab-ı Peygamber şöyle buyurmuştur.

"-Her kim dünyada şöhretli elbise giyerse, Allah kıyamet günü ona aşağılık elbisesi giydirir. sonra onu ateşten alevlendirir." (ibn-i Mace 2/278)

"-Kim, gösteriş için bir elbise giyinirse onu çıkarıp bırakıncaya kada Allah ona gazap eder." (Terğib ve Terhi 4/332)


Kadının peruk kullanması, saçını kesmesi ve boyaması helal midir?


Cenab-ı Hak her insanı ayrı bir güzellikte yaratmıştır. Birlik mührünün açıkça okunduğu insan simasındaki güzellik, fıtri ve tabii olanıdır. Bunu muhafaza etmek, sahip olduğu özellik ve güzelliklere şükredip, Allah'ın ihsan ettiği kadarına razı olmak kulluğun bir işaretidir.

Bunun için hayati ve zaruri bir maslahat yoksa, vücutta bulunan mevcut durumu değiştirme yoluna gitmemek lazımdır. Bir zaruret yokken insan bedeni üzerinde yapılan değişiklikleri şiddetle yasaklayan Peygamberimiz (a.s.m.), "başına ilave saç takana, cildine dövme yapana ve yaptırana, güzelleştirmek maksadıyla dişini inceltip seyrekleştirene, kaş ve kirpiklerini yolan kadınlara," Allah'ın yarattıklarını değiştirdikleri için ilahi rahmetten uzak kalmış olacaklarını bildirmiş Ve ikazda bulunmuştur.(1)

Fıkıh alimleri bu hadisten hareket ederek yüzünde sakal ve bıyık biten kadının onları gidermesinin caiz olacağını; ancak kaşları inceltmenin, tabii şeklinden çıkarmanın, kirpikleri düzeltmenin veya takma kirpik kullanmanın caiz olmadığını belirtirler. Çünkü diş, kaş ve kirpik birer aza mesabesindedir. Aslında olmayıp sonradan biten yüzdeki kıllar ise bu sınıfa girmediğinden, kadının bunları gidermesinde bir mahzur görülmemektedir.

Aynı şekilde insan saçından yapılmış olan peruk takmak da sünnette yasaklanan şeyler arasında bulunmaktadır. Ancak kadınların hayvan tüy ve kılından, bitkiden veya suni malzemelerden bir şey eklemelerinin, bunlardan yapılmış peruğu kullanmanın caiz olabileceği kaynaklarda belirtilir.(2)

Fakat, kadının başına taktığı bu çeşit şeyleri ancak kocası ve kendisine nikahı düşmeyen yakın erkek akrabaları yanında takabilir. Onun dışında yabancıların içinde hangi maddeden yapılmış olursa olsun peruk kullanması caiz olmaz.

Kadının saçını kesip kesmeyeceği hususunda da, yapılan işin ve taşınan niyetin mahiyetine göre hüküm farklılık arz eder. Saç kadının süsü ve tabii ziynetidir. Kadını erkekten ayıran mühim bir unsurdur. Bu itibarla kadın saçıyla bir bütünlük meydana getirir. Bundan dolayı saçını mazeretsiz olarak kesip kısaltan kadın erkeğe benzemiş olur. Nitekim, gerek kılık kıyafeti, gerekse tavır, hareket ve yaşayışıyla erkeğe benzeyen kadınları veya kadına benzemek için özenen erkekleri Peygamber Efendimiz (a.s.m.) iyi karşılamamış, bir hadislerinde şöyle buyurmuşlardır:

"Allah, kadınlardan erkeğe benzemeye özenenleri ve erkeklerden de kadınlara benzemeye çalışanları rahmetinden uzak kılsın." (5)

Ancak bir özürden veya hastalıktan dolayı saçını kesen ve kısaltanın durumu elbette ki değişiktir. Bakımında, kurutmasında zorluk çeker, erkeğe benzeme gibi bir niyet taşımazsa, kadının kulak yumuşağına kadar saçını kısaltmasında bir mahzur yoktur.(4)

Zaten tesettür icabı, kadının saçını kocasından, baba ve kardeşi gibi yakın akrabalarından başkası görmemektedir. Böylece başkalarına saçını göstermekten doğan mahzur da ortadan kalkmış olur. Saç ve sakal boyamasına gelince; şimdi olduğu gibi, Peygamberimizin zamanında Yahudi ve Hıristiyan ihtiyarları beyazlaşan saç ve sakallarını boyamazlardı. Bunu hoş karşılamayan Peygamber Efendimiz, "Şüphesiz, Yahudi ve Hıristiyanlar saç boyamazlar. Siz onlara muhalefet ediniz" buyurmuştur.(5)

Saç ve sakalı boyamanın sünnet olan şekli, kına ve kırmızı siyah karışımı (çivit otu gibi) nebati boyalarla boyamaktır. Peygamberimizin bu husustaki sözleri emir değil, teşvik ve tavsiye şeklinde telakki edilmişti. Pek çok İslam ulemasına göre saçı siyaha boyamak mekruh görülmüştür.(6) Bu meselede kadınlar için bir sınırlama yoktur. Onlara her türlü süslenme meşrudur.

1. Nesei, Zinet: 22,73; Müslim, Libas: 119-120;
2. el-Feteva'l-Hindiyye, 5: 358.
3. Ebû Davud, Libas: 31.
4. el-Feteva'l-Hindiyye, 5: 358.
5. Müslim, Libas: 80.
6. Ayni. Umdetü'l-Kari, 22: 50-51.

ÇARŞAF'GİYİNME

Müslüman kadınların tesettür maksadıyla giydikleri kolsuz, bol ve geniş üst örtünün adı. Buna "car" da denilirdi. Eskiden müslüman kadınlar ferâce giyerlerken, Hicaz ve diğer Ortadoğu bölgelerine giden ailelerin Arap kadınlarının giydikleri "torba", "dolma" diye adlandırılan çarşafları Tanzimat'tan sonra İstanbul'a getirmeleri bu örtünün İstanbul'da ve taşrada da yaygınlaşmasına neden olmuştur. Eskiden Suriye'de, hristiyan ve yahudi kadınları; Rumeli'nin bazı yerlerinde de hristiyan kadınları sokağa çıkarlarken çarşaf giyerlerdi.

Çarşaf, Farsça çarşeb'den bozmadır. Çarşeb'in aslı da gece örtüsü anlamına gelen çarşeb'dir. Yatak ve yorganda kullanılan bez örtünün adı da buradan gelir. Çarşaf, ilk kullanıldığı dönemlerde şimdiki yatak çarşafları gibi tek bir parçadan ibaretti. Önden kavuşturulup ayaklardan bele kadar bükülerek sağdan sola, soldan sağa beldeki kemerin arasına sokulur, arkadan ortanın üst kenarı ile peçenin üstüne gelmek üzere baş örtülür, şakaklardan iğnelenir, aynı kenarın baştan aşağı sarkan iki ucu üstüste kapanıp içinden tutulurdu. İstanbullular ilk zamanlarda siyah kıl peçe yerine yüzlerine dallı yemeni örterlerdi. Çarşaflar; ipekli yünlü kumaşlardan yapıldığı gibi muhtelif renkleri vardı. Fakat en çok kullanılan renk siyah idi. Kıyafetlerde yapılan değişiklik ve inkılâplardan sonra Türkiye'de çarşafın giyilmesi yasaklanmış olmasına rağmen, bazı müslüman kadınlar bu tesettür biçimini korumuş ve günümüze kadar giyilmesini sağlamışlardır.

İslâm'da tesettür yani kadının vücudunu örtmesi kesin nass ile sabittir. Bu örtü nasıl olursa olsun önemli olan vücut hatlarını göstermeyecek şekilde bol dikilmiş kalın bir kumaştan olmasıdır. Abâye, ferâce, harmani vb. bol dikimli dış kıyafetler de müslüman kadınların giyebileceği kıyafetlerdir. Çarşaf da bu kıyafetlerden biridir. Önemli olan, müslüman kadınların özgürlüklerini simgeleyen ve onları yabancı erkeklerin bakışlarından koruyan ve İslâm'ın razı olduğu bol bir kıyafet ile örtünmektir.

Şâmil İA



GENÇ KIZIN ÇEYİZİ;

Gelin eşyası. Çeyiz kelimesi Arapça cihazdan gelmiştir. Çehiz yerine çeyiz şeklinde kullanımı yaygındır. Evlenecek kız çocukları için hazırlanan her türlü şahsî eşya veya ev eşyası. Gelinin baba evinden kocasına giderken beraberinde götürdüğü elbise ve eşya takımları. Ana veya baba tarafından örf ve âdete göre, evlenecek kız çocuklarına evin döşenmesi için menkul eşya.

Çeyiz hemen hemen bütün ilkel kavimlerde, Yunanlılarda ve Doğu ülkelerinde kocanın evlenecek genç kızın babasına, ödediği bedeldir. Zamanla törede bazı değişiklikler olmuş, kimi toplumlarda bedeli erkek değil de kadın, daha doğrusu gelinin babası ödemeye başlamıştır. Çeyiz konusu toplumların sosyal ve ekonomik durumlarına göre çeşitli şekiller almıştır.

Eski Türklerde çeyize "kalım" adı verilir. Kalım, kız ailesine verilen ve miktarı ailelerin malî durumuna göre değişen muayyen miktar eşya veya muayyen miktar hayvandan ibarettir. Kalım, zengin ailelerde yüz at veya iki yüz koyuna kadar çıkar. Asgarisi için bir sınır yoktur. İslâm'da da evlenecek kıza ana-baba veya koca tarafından çeyiz hazırlanması, aile hukukunun gereklerindendir. İslâm'a göre çeyiz adı altında yapılan eşya, kadının hakkı ve malıdır. Bu eşya ister kızın ana-babası tarafından, isterse mehir karşılığı olarak koca tarafından yapılsın hüküm değişmez. Bu yüzden kocanın, kadına ait çeyiz-eşyasından yararlanması, hanımının iznine bağlıdır. Babanın büluğ çağına gelmemiş kızı için hazırladığı çeyiz eşyası, teslim edilmemiş olsa bile, kızın malı sayılır. Büluğ çağına girdikten sonra hazırlananlar ise, kıza teslim edilmedikçe, onun malı sayılmaz.

Çeyiz hazırlamada israfa kaçmamalıdır. Âyet-i kerîmelerde şöyle buyurulur:

"Malını israf ile saçıp savurma. Çünkü malını saçıp savuranlar, şeytanın kardeşleri olmuştur. Şeytan ise Rabbine çok nankördür" (el-İsra, 17/26-27)

"Yiyin için israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez" (el-Araf 7/31)

Günümüzde bir çok müslüman aileler kız çocukları için daha küçük yaşta büyük masraflarla çeyiz hazırlamaya başlamakta, bu konuda israf ve ifrata düşmektedir. Çoğu zaman yapılan eşyayı kullanmak veya giymek için bir ömür kâfi gelmez. Bunların çoğu sandıklarda yıllar geçtikçe ya demode olur, ya da haşerata yem. Bu yüzden İslâm dini her konuda olduğu gibi bu konuda da orta yolu tavsiye eder, gerçek ve zarurî ihtiyaçları esas alır.

Burada Hz. Peygamber (s.a.s.)'in kızı Hz. Fâtıma için hazırlanan çeyizi örnek olarak veriyoruz. Hz. Peygamber, kızı Fâtıma'nın düğününde Hz. Ebû Bekr'i çağırarak şöyle demiştir. "Ey Ebû Bekir şu parayı a! çarşıya giderek Fatıma ya gerekli çeyiz eşyasını al. Sana yardımcı olması için Selman-ı Farisî ve Bilal-i Habeşî yi de beraberinde götür." Hz. Peygamber ona, Hz. Ali'nin mehir olarak verdiği 400 dirhem gümüş paradan 63 dirhemini vermişti. Çarşıdan alınan çeyiz eşyası şunlardır: 3 adet minder, 1 adet seccade,1 adet içi hurma lifiyle dolu yüz yastığı, 2 adet el değirmeni, 1 adet su tulumu,1 adet su testisi,1 adet meşin su bardağı,1 adet elek,1 adet havlu,1 adet koç postu, 1 adet alaca kilim,1 adet divan, 2 adet Yemen işi alaca elbise,1 adet kadife yorgan. (Asım Köksal, Hz. Muhammed ve İslâmiyet, Medine Devri, II, 216) İslâm'a göre kadın, kendisine verilen mehirle veya şahsî malıyla çeyiz yapmaya zorlanamaz. Kadının babası da kendi malından çeyiz yapmak zorunda değildir. Kadının koca evine hiç çeyizsiz veya kocanın verdiği mehre uygun olmayan az bir çeyizle zifafa gönderilmesi mümkün ve caizdir. Çünkü, bir kadın evlendikten sonra, onun geçimini sağlamak kocasının görevidir. Ev temin etmek ve eve gerekli olan eşyayı sağlamak da bu görevin kapsamına girer. Ancak kızın ana-babası örfen böyle bir çeyiz hazırlamışlarsa, bunlar kızlarına ait şahsî mülk sayılır (en-Nisa, 4/4; Bilmen, Istilâhât-ı Fıkhıyye Kamusu, II,148).

Mâlikî mezhebine göre mehir kadına evlilikten önce teslim edilmiş olursa, bununla çeyiz yapması gereklidir (el-Cezîrî, el-Fıkh Ale'l Mezâhibi'l-Erbaa, IV, 291 vd.).

Günümüzde her anne ve baba sosyal seviyelerine göre, beldelerindeki örf ve adetlere uyarak, fazla borca girmeksizin, gelin olacak kızlarına çeyiz hazırlamayı selefimizin güzel adet ve ananelerinden görmekte ve kızlarının çeyizlerini kendileri hazırlamaktadır.

İslâm'da karı-koca arasında mal ayrılığı prensibi esas alınmıştır. Aile yuvası içinde kadın, çeyiz olsun, çalışma, miras vb. yollarla olsun kendisine ait malların mâliki sayılır. Kocası ona ait serveti, izinsiz kullanamaz. Kocanın ölümü veya boşanma hâlinde de kadın kendine ait çeyiz eşyasını ve diğer mallarını alır.

Hamdi DÖNDÜREN



Nişan Nişanlanma;


Evlenme isteği üzerine verilen söz ile yapılan akit ve merasimler.

Nişan merasimi nikah sayılmaz. Evlenecek kadınla erkeğin birbirini daha iyi tanımaları, eksiklerin tamamlanması, öğrenim ve askerlik gibi bir kısım engellerin aşılması, resmî bazı formalitelerin tamamlanması, belli bir zaman tahsisini gerekli kılar. Yani söz kesilir kesilmez, hemen nikâh akdi yapmak çoğu zaman mümkün olmaz. İşte, sözle nikâh arasında geçen bu döneme "sözlülük veya nişanlılık" denir. Arapçada "hutbe" kelimesiyle ifade edilen bu müessese, sözlükte; kız istemek, söz vermek, söz kesmek ve nişanlanmak anlamlarına gelir.

İslâm'da, ömür boyu beraber yaşayacak olan eşlerin, evliliğe karar vermeden önce gereken tedbirleri alması, iyi düşünmesi gerekmiş ve bunun için de evleneceklerin görüşmesi âdet hâline gelmiştir. Ancak nişanlıların nikâhtan önce birbirlerine haram olduklarından dolayı görüşüp konuşmaları, beraber gezmeleri veya sohbet etmeleri caiz değildir.

Evlenecek eşlerin daha önceden birbirlerini görmeleri mümkün ve caizdir. Bakılacak yerler ellerle, yüz ve ayaklardır. Muğîre (r.a) bir kadınla evlenmek istemiş, Hz. Peygamber (s.a.s) kendisine: "O kadına bak, çünkü bakmak yıldızınızın barışması için daha uygundur" buyurmuştur (Tirmizî, Nikâh, 5). Yine Allah'ın Elçisi, Ensar kadınlarından biriyle evlenmek isteyen bir sahâbiye; "Git ve ona bak, zira Ensar kadınlarının gözlerinde bazı göz kusurları bulunabilir" (Müslim, Mesâi)

İslâm dini dünürcülük safhası ile ilgili bazı düzenleyici hükümler getirmiştir. Bu yüzden, kadın, dünürcülere müsbet cevap vermiş, söz kesilmiş, nişan yapılmışsa, artık bu kadına bir başka erkek dünür gönderemez. Hz. Peygamber (s.a.s) bu konuda şöyle buyurmuştur: "Sizden biriniz din kardeşinin dünürlüğü üzerine dünürlük göndermesin. Ta dünür gönderen ondan önce vazgeçinceye yahut kendisine izin verinceye kadar" (Buhârî, Nikâh, 45). Teklif kadın tarafından reddedilmişse, bu takdirde ikinci bir isteme caizdir. İlk teklif sahibi, ikincisine izin vermişse, bu takdirde ikinci teklif serbesttir.

İslâm hukuku, nişanlıları evlenmeye mecbur etmemiştir. Ancak meşrû bir sebep olmaksızın nişanı bozmak mekruh veya haram sayılmıştır. Nişanın bozulması halinde, daha önce mehir verilmiş ise, bunun iâdesi gerekir. Nişanlıların birbirlerine verdikleri hediyelere gelince... Bu konuda hîbeden dönme hükümleri uygulanarak, bunlar mevcutsa aynen iade edilir. Kullanılmış ve artık mevcut değilse birşey gerekmez. Şâfiîlere göre, hediyeler duruyorsa aynen, kullanılmış ve yokolmuşsa bedeli bakımından iade edilirler. Mâlikîlere göre ise, nişanlanma ve evlenme örf ve âdetin çok rol oynadığı bir saha olduğu için, hediyeler konusunda o beldenin örfüne uyulur. Örf kaidesi yoksa ve nişanı erkek bozmuş olursa, kadın verilen hediyeleri iâde etmek zorunda değildir.

İA

Gelinlik giymek caiz midir? 'Nikah merasiminde gelinlik giyilebilir mi? Gelinlik tesettüre aykırı düşer mi? Tesettüre uygun gelinliğin yabancı erkeklerin görmesinde bir mahzur var mıdır?'

Müslüman kadının nasıl örtüneceği, namahrem erkeklerin yanına veya sokağa çıktığı zaman nasıl bir örtü takınabileceği Kur'an-ı Kerimde açıkça bildirildiği gibi; hadis-i şeriflerde, sahabe hanımların tatbikatlarında belirtilmiş, gösterilmiştir. Bilineni bir tekrardan öte, bir tespit bakımından bu husustaki ayetlerin mealini verelim:
'Ey Peygamber, hanımlarına, kızlarına ve mü'minlerin kadınlarına, dışarı çıkarken üstlerine cilbab (örtü) almalarını söyle. Bu onların hür ve namuslu bilinmelerini ve bundan dolayı incitilmemelerini daha iyi sağlar. Bununla beraber Allah bağışlar ve merhamet eder.'(1)

Bu ayetle birlikte, 'İslamdan önceki Cahiliye kadınlarının yaptığı gibi süslerinizi göstererek ve görünmek için dışarı çıkmayın';(2) Nur Suresinin 31. ayet-i kerimesindeki, 'kendiliğinden görünenleri müstesna, süslerini açmasınlar. Başörtülerini yakalarının üzerinden iyice bağlasınlar' ifadeleri mü'min kadınların nasıl giyineceklerinin birer ölçüsüdür.

İlk ayette geçen 'cilbab' kelimesini, müfessirler, vücudu baştan aşağı örten dış kisve, elbisenin üzerinden giyilen dış kıyafet olarak açıklarlar.(3)

Dikkat edileceği gibi, Ahzap Suresinin 59. ayetinde kadınların mahrem yerlerini örten elbisenin dışında bir de sokağa çıkarken ayrıca giyecekleri bir örtünün giyilmesinin gerektiği ifade edilmektedir. Gerçek manada tesettür ancak bu şekilde mümkün olmaktadır. Yoksa, ev içinde kadının mahremleri arasında giydiği elbise ile dışarı çıkması, Kur'an'ın istediği şekilde bir tesettür değildir. Bu örtünün adı ne olursa olsun, esas olan bedeni bütünüyle örten bir dış örtü olmasıdır.

Zaten sahabe hanımların, ayet iner inmez nasıl örtündükleri de bu şekle müşahhas bir misal olmaktadır. Peygamberimizin bahtiyar hanımlarından Ümmü Seleme Hazretleri, bu ayet nazil olduktan sonra Ensar kadınlarının üzerlerine siyah örtüler alarak başları üzerinde kuşlar varmışçasına tam bir edep ve sükunet içinde dışarı çıktıklarını söylemektedir.

Ayet-i kerimenin sonunda 'Allah bağışlar ve merhamet eder' denmektedir. Bu bağışlama, kadınların bu ayet inmeden önceki cahiliye adeti üzerine giyiniş şeklini içine almaktadır.

Mü'min hanımların, ince dokunmuş, altlarını belli edecek şekilde elbise giymeleri de tesettüre aykırı bir giyim şeklidir. Bir seferinde Beni Temim kabilesinden bir grup kadın Hz. Aişe'nin yanına gelirler. Üzerlerinde ince elbiseler vardır. Bu durumu gören Hz. Aişe, 'Nur Suresine inanan mü'min bir kadın, bu şekilde giyinemez.' diye hatırlatmada bulunur.(4)

Gelinlik giymeye gelince, herkesin bildiği gibi gelinlik; manto, elbise, pardesü gibi içeride ve dışarıda giyilen alışılmış kıyafetlerden değildir. Belli bir zamanda giyilmek üzere özel olarak hazırlanmış bir kıyafettir. Maksat, gelini daha cazip hale getirmektir.

Gelinin vücut hatlarını örtmeyecek kadar şeffaf, başı, kolları ve diğer yerlerini kapatmayacak ölçüde dikilmiş gelinliklerin tesettür yerine geçmeyeceği açıktır. Kadın ve erkeklerin karışık olarak bulundukları nikah salonlarında ve düğün merasimlerinde dinen bu tarz gelinliklerin giyilemeyeceği bellidir.

Ancak böyle gelinliklerin sırf hanımlar arasında yapılan merasimlerde, erkeklerin bulunmaması şartıyla giyilmesi caiz olabilir. Buna rağmen bu meselede hassas olan kimselerin böylesine tesettür ölçüsünden uzak gelinlikleri giymemeleri uygun olur.

Gelinlik giymekte arzulu olanlar tesettürü yerine getiren gelinlikler giymek şartıyla merasimlerde ve törenlerde bulunurlar. Dini hassasiyet taşıyan aileler zaten bugün düğün merasimlerinde de kadın ve erkeklere farklı salonlarda ağırladıklarından muhtemel mahzurlar da böylece ortadan kalkmış bulunmaktadır.

http://resim.cpaylas.com/uploads/5115fe5ddc.jpg (http://resim.cpaylas.com) http://resim.cpaylas.com/uploads/24e0ab298d.jpg (http://resim.cpaylas.com)

Kaynaklar
1 Ahzab Suresi, 59.
2 Ahzab Suresi, 33.
3 Hak Dini Kur'an Dili, 6: 3927.
4 Tefsir-i Kurtubi, 14: 244.

Kaynak: Mehmed Paksu Çağın Getirdiği Sorular

Evlilik Ve Evlenme;

Bir erkekle bir kadın arasında Allah'ın koyduğu prensipler çerçevesinde akdedilen muamele. İslâm nazarında bir ibadet kabul edilen evlilik ile ilgili olarak, İslâm Hukuku'na dair yazılan kitaplardan bazısında; "Bizim için Hz. Adem'den bu güne kadar, meşrû olarak devam ede gelen ve Cennette de devam edecek olan iki şey vardır; bunlar, evlenme ve imandır (İbn Âbidin, III, 3) şeklinde kaydedilmektedir.

Evlenmenin yani nikâhın çeşitli sebepleri vardır. Nikâhtaki şer'î, akli ve tabii sebeplerin başka bir şer'î hükümde bu şekilde bir arada toplandığı az görülmüştür .

Evlenmenin şer'î delilleri, Kur'an-ı Kerîm, hadisler ve ümmetin icmâı * ile sâbittir.

Kur'an-ı Kerîm'den evlenmenin meşrûluğuna şu ayetler delildir; "Size helâl olan kadınlardan ikişer, üçer, dörder adet nikâh edin" (en-Nisâ, 4/12); "Sizden bekârları ve kölelerinizle câriyelerinizden sâlih olanları nikâh edin. Eğer fakir olurlarsa Allah onları Fazl ve keremiyle zengin kılar. Allah vâsi'dir, âlimdir" (en-Nûr, 24/32).

Cihat ve evlilik İslâm'ın insanın hayatına hâkim olmasının nedenlerinden biridir. Evlenmede ise bunların her ikisi de mevcuttur. Bu nedenle "Evlilikle meşgul olmak kendini nâfile ibadetlere vermekten daha faziletlidir. Çünkü evlilikte nefsi haramdan koruma ve çocuk yetiştirme gibi önemli hususlar vardır" (İbn-i Âbidin, III, 3) kanâatine varılmıştır.

İslâm şerîatının temel esaslarından biri de evliliğin fıtri bir olgu olduğudur. İslâm dini ruhbâniyetle (dünyadan elini eteğini keserek yalnız başına yaşama, evlenmeme); insanın yaratılışı ile çatıştığı, onun nefsi isteklerini ve karakterine ters düştüğü için savaşmaktadır.

Beyhakî ve Taberanî'nin rivâyet ettikleri bir hadiste Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurur: "Evlenmeye gücü yetip de evlenmeyen benden (benim ümmetimden) değildir.''

Bu hadis-i şerifte de görüldüğü gibi İslâm kişiyi, sırf Allah'a yaklaşmak, ruhbanlıkta bulunmak ve ibadet edeyim diye bir köşeye çekilmekten alıkoymaktadır.

Allah Resulu'nün hayatını göz önüne aldığımızda onun, toplumun fertlerini kontrol altında bulundurmak, insanın nefsini düzeltmek hususunda ne denli titizlik gösterdiğini açıkça görürüz. Onun bu konuda titizlik göstermesinin temelinde, insan gerçeğinin anlaşılması ve onun arzu ve isteklerine cevap verme duygusunun yattığını görürüz. Öyle ise evlilik vb. İslâmî prensipler sayesinde toplumun hiçbir ferdi yaratılışının ötesine geçemeyecek, gücü ve imkanının dışında gayret sarf edemeyecek; tam aksine orta yolda, sağa sola sapmadan yürüyecektir.

Evlilik konusunda Resulullah (s.a.s.)'ın şu davranışı, insanın nefsi duygularına gem vurması ve insan hakikatına ne denli vakıf olduğunun en büyük delillerinden kabul edilir; şöyle ki: Buhâri ve Müslim'in Enes (r.a.)'den rivâyet ettikleri bir hadiste şunları görmekteyiz: Üç heyet, Resulullah'ın yanına gelerek, onun ibadetini sordular. Kendilerine Allah Resulü'nün ibadeti hakkında bilgi verilince, -Onun ibadetini az bulacaklar ki şöyle dediler: "Resulullah ile biz bir olabilir miyiz! Onun geçmişteki ve gelecekteki günâhlârı bağışlanmıştır. İçlerinden biri tüm geceyi namaz kılmakla geçireceğini, diğeri devamlı oruç tutacağını ve üçüncüsü de kadınlara yaklaşmayacağını ifade ettiler." Daha sonra Rasûlullah (s.a.s.) bu durumu öğrenince onları çağırıp şöyle buyurdu: "Allah'a yemin olsun ki ben sizin Allah'tan en çok korkanınız ve O'ndan en fazla sakınanızım; fakat zaman zaman oruç tutar ve iftar ederim; namaz kılar ve uzanıp yatarak istirahatte bulunurum; kadınlarla da evlenirim. Benim sünnetimden yüz çeviren benden (benim ümmetimden) değildir" (Buhâri, Nikâh, 1; Müslim, Sıyâm 74, 79).

Evlilik sosyal bir maslahatı beraberinde getirir. Evliliğin genel yararları yanında bir de sosyal yararları vardır. Bu yararların basında insan varlığının korunması gelmektedir. Zira evlilik sayesinde, insan neslinin devam etmesi ve çoğalması, nesillerin birbirini izlemesi ve böylelikle Allah'ın insanı yeryüzüne mirasçı kılması sözkonusudur. Evliliğin insan üzerindeki sosyal, ahlâkı ve bedensel yararlarını inkâr etmek mümkün değildir. Kur'an-ı Kerim bu sosyal hikmete parmak basarak şöyle demektedir: "Allah size kendi nefislerinizden eşler yarattı, eşlerinizden de sizin için oğullar ve torunlar yarattı..." (en-Nahl, 16/72).

Evliliğin diğer önemli yararlarından biri de, nesebin korunmasıdır. Meşrû evliliğin bir an için yokluğunu düşünürsek toplumların nesepsiz ve hiçbir fazilete sahip olmayan çocuklarla ne denli sıkıntılara girdiklerini hemen görürüz.

Evliliğin sağladığı yararlardan biri de toplumun ahlâkı çözülme ve bozukluktan beri kalmasıdır. Evlilik sayesinde kişiler sosyal bozukluklardan emin kalırlar.

Hz. Peygamber (s.a.s.), evliliğin sağladığı yararları, bir grup gence hitapları sırasında şöyle dile getirmişlerdir; "Ey gençler, sizden evlenmeye gücü yeten kimse hemen evlensin; zira evlilik gözü haramdan en iyi koruyan ve tenasül uzvunun en sağlam kalesidir. Evlenmeye imkânı olmayan ise oruç tutsun; zira oruç şehveti kırmaktadır... (Buhâri, Savm, 1, Nikâh, 2 3; Müslim, Nikâh,1, 3; Ebû Dâvûd Nikâh, 1, İbn Mâce, Nikâh, 1).

Yine evliliğin faydaları arasında toplumun hastalıklardan uzak kalmasını, kişinin rûhî ve nefsi bir rahatlığa kavuşmasını zikredebiliriz. Bu tedbirler sayesinde toplumun fertleri zinânın bir sonucu olarak ortaya çıkacak olan bulaşıcı hastalıklardan kurtulmuş; hayasızlığın yayılması önlenmiş ve harama giden yollar kapanmış olur.

"Kaynaşmanız için size kendi cinsinizden eşler yaratıp da aranızda sevgi ve merhamet peyda etmesi de O'nun varlığının delillerindendir. Doğrusu bunda, iyi düşünen bir kavim için ibretler vardır" (er-Rûm, 21).

Allah (c.c.), evlilikte müslümanın kimi tercih edeceğini açıklamıştır:

"(Ey Müminler,) iman etmedikçe müşrik kadınlarla evlenmeyin. Mümin bir cariye, hoşunuza gitse bile müşrik bir kadından hayırlıdır. (Mü 'min kadınları) iman etmedikçe müşrik erkeklerle evlendirmeyin. Mümin bir köle, hoşunuza gitse bile (hür) bir müşrikten hayırlıdır. Bunlar (sizi) cehenneme çağırırlar; Allah ise, izniyle, cennete ve mağfirete dâvet ediyor. İşte, Allah, düşünüp ibret alsınlar diye, ayetlerini insanlara böyle açıklar " (el-Bakara, 2/221).

Hz. peygamber de Buhâri ve Müslim tarafından nakledilen bir hadisinde, bir kadınla ancak dört meziyeti dolayısıyla evlenildiğine işaret ederek, bunların; kadının malı, soyu-sopu güzelliği ve bir de dini olduğunu belirtmiş, sonra da, "sen kadının dindar olanını al" buyurmuştur (Buhâri, Sahih, VI, 123; Müslim, Sahih, II. 1086). İbn Mâce tarafından nakledilen bir hadisinde ise şöyle demiştir: "Kadınlarla güzellikleri dolayısıyla evlenmeyin; olabilir ki, güzellikleri onları kötülüğe sevkeder. Malları dolayısıyla da evlenmeyin; olabilir ki malları da onları size karşı isyâna sevkeder. Fakat onlarla dinleri dolayısıyla evlenin. Dindar olan siyahi bir cariye, diğerlerinden üstündür" ("İbn Mâce, Sünen, I. 572). (Daha geniş bilgi için bk. Nikâh).

Dursun Ali TÜRKMEN

Evlenmenin hükmü nedir?

Evleneceklerin durumuna göre nikâhın hükmü farz, vacib, sünnet, haram, mekruh veya mübah kısımlarına ayrılır:

1. Evlenmediği taktirde zinaya düşeceği kesin olan kimsenin -mehri verecek ve eşinin geçimini sağlayacak durumda ise- evlenmesi farzdır.

2. Yine evlenmezse zinaya düşme tehlikesi bulunan kimsenin -mehir ve nafakayı sağlayacak durumda ise- evlenmesi vacibtir. Hanefiler dışındaki çoğunluk farz ve vacib arasında bir ayırım yapmaz (İbnül-Hümâm, a.g.e., II, 342; el-Kâsânî, el-Bedâyî', II, 260 vd.).

3. Evlenince, eşine zulüm yapacağına kesin gözüyle bakılan kimsenin evlenmesi haramdır. Hem zinaya düşme, hem de eşine zulüm yapma korkusu bulunan kimsede haramlık yönü tercih edilir. Çünkü bir konuda helâl ve haram birleşince, prensip olarak haram üstün tutulur ve ondan kaçınmak gerekir. Nitekim ayet-i kerimede, "Evlenmeye güç yetiremeyenler, Allah kendilerine fazlu kereminden zenginletinceye kadar iffetlerini korusunlar" (en-Nûr, 24/33) buyurulur.

4. Eşine zulüm yapacağından korkulan kimsenin evlenmesi mekruhtur (el-Mevsılî, el-İhtiyâr, III, 82).

5. Cinsel bakımdan itidal halde bulunanların evlenmesi sünnettir. İtidal; evlenmezse zinaya düşeceğinden korkulmayan, evlenirse de eşine zulüm yapacağından endişe duyulmayan kimsenin halidir. Toplumda çoğunluğun bu durumda olması asıldır. Yukarıda zikrettiğimiz, evlenemeyen gençlere oruç tutmayı tavsiye eden, evlilik konusunda aşırı çekimser kalmağa karar veren üç sahabeyi uyaran hadisler bunun delilidir.

Diğer yandan Hz. Peygamber ve Ashab-ı kiram evlenmişler ve onlara uyanlar da bu sünneti sürdürmüşlerdir. Tercih edilen görüş budur (bk. el-Fetâvâl-Hindiyye, I, 267).

İmam Şâfiî'ye göre ise, bu durumda evlenmek mubahtır. Evlenmek veya bekâr kalmak caiz olur. O'na göre, vakitlerini ibadete ayırmak ve ilimle uğraşmak evlilikten daha üstündür. Dayandığı deliller şunlardır: Cenab-ı Hak Yahyâ peygamberi şu sözlerle övmüştür: "...efendi, nefsine hakim, iffetli" (Âl-i İmrân, 3/39). Ayetteki hasûr ifadesi; gücü yettiği halde kadınla cinsel temas kurmayan kimse anlamına gelir. Evlilik daha üstün olsaydı, bunu terketmek övülmezdi. Çoğunluk fakihler bu örneğin daha önceki şeriat uygulaması olduğunu, İslâm ümmetini bağlamadığını söylemişlerdir.

İmam Şâfiî'nin diğer bir delili şu ayettir: "Haram olanlar dışındaki kadınlar, onları mallarınızdan harcayarak almak, onlarla evlenmek ve zinâ etmemek şartıyla size helal kılındı" (en-Nisâ, 4/24). Bir şeyin helal olması mübah olması demektir. Çünkü bu iki kelime birbirinin eş anlamlısıdır. Diğer yandan evlilik, kişiye cinsel yönden yarar sağlar. Yararına olan bir işi yapmak ise bir kimseye vacib olmaz. Böylece evlilik yeme, içme, alış-veriş gibi mübah olan muamelelerdendir (ez-Zühaylî, el Fıkhu'l-İslâmî ve Edilletüh, Dimaşk 1405/1985, VII, 33, 34; İbn Hacer el-Askalânî, Bülûğul-Merâm min Edilletil-Ahkâm, Terc. Ahmed Davudoğlu, İstanbul 1967, II, 228 vd.; Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslâm Hukuku, İstanbul 1983, s. 183, 184).

Gerdek Gecesi;

Evlenmiş karı ve kocanın ilk defa bir araya geldikleri gece. Bu buluşmanın özelliği, kadın ve erkek için daha önce bilinmesi mümkün olmayan maddî ve manevî mahremiyetin ortadan kalkmasıdır. Çünkü o geceden önce, ayrı dünyalarda yaşayan iki insan, birbirlerine yaklaşarak aynı hayatı paylaşma durumuna gelmişlerdir. Bunun da ötesinde, aile olarak belirli hak ve görevleri "fiilen yaşama" olayını başlatmışladır.

Gerdek gecesini, sadece cinsî yönden iki farklı cinsin birbirlerini tanıması olarak görmemek gerekir. Bu beraberlik aynı zamanda, manevî ve hissî bir bütünleşmenin de başlangıcı olmaktadır. Olgunluk seviyesine gelen iki gencin, ondan sonraki hayatları belirli bir ölçü ve plan dâhilinde sürecektir. Bu bakımdan gerdek gecesi; son derece ciddî ve ağır sorumluluklarla dolu bir hayatın başlangıç anıdır. Tek kelime ile bir planlama kararının verileceği zamandır. İki çift, paylaşacakları hayatta birbirleri için düşündüklerini açıkça anlatacak ve karşılıklı olarak yekdiğerinden beklediği tavır ve davranışları konuşacaklardır.

Gerdek, İslâmî bir olaydır. Çünkü gerdek olayında gözümüze çarpan olağanüstü durum, kadın ve erkeğin meşrû ölçüler içerisinde biraraya gelmesi ve evlilik gibi büyük bir hadisenin düşünülüp, tartışılarak gerçekleştirilmesidir.

Gerdek olayında, birbirlerini uzaktan tanıyan iki çiftin yakın bir temas ile ve ciddî bir ortamda karşısındakini ölçülü bir şekilde değerlendirmesi sözkonusudur. Çünkü evlilik ile yeni bir hayata başlangıçta, karşıdaki insan, bütün özellikleri ile tanınmak durumundadır. İslâmî mahremiyetin olmadığı durumlarda ve günümüz gibi kadın-erkeğin birbiriyle ölçüsüz ve gayrî ciddî bir biçimde biraraya gelmesi hâli, gerdek olayına gerek duyurmamaktadır. Çünkü olayda ne bir mahremiyet, ne de geleceğe dönük ciddî bir hesap bulunmaktadır. Taraflar; ya kendilerini bekleyecek akıbetlerden habersizdirler veya biraraya gelişlerinde sadece "cinsel tatmin" ağır basmaktadır.

Dolayısıyle bazan bu tür gayrî meşrû ilişkilerde "evlilik" gibi bir müesseseye bile ihtiyaç duymayan insanlar görülmektedir. Tabii ki bu tür ilişkilerin sonu, büyük acılar ve felâketlerle bitmektedir.

İslâm'daki evlilik, cinsî duyguların dinî bir program çerçevesinde ve beşerî aşkın en temiz özellikleri ile biçim kazanmasıdır. Elbette ki bu temiz ve saf beraberlik, gerdek gecesi gibi başkalarının malûmu olmayan ruhî ve bedenî birlikteliğe ihtiyaç duyacaktır.

Sami ŞENER


Kadının baş açık gezmesi ibadetlerine mani olur mu?


Kadının başını örtmesi Allah'ın bir emri olduğundan dolayı, başını açan bir kadın bir farzı terk etmekle mesul olmaktadır. Öte yandan Allah'ın bir diğer emri olan namazını kılmakla da onun sorumluluğundan kurtulur ve namaz kılma sevabını alır.

Namaz kılarken Allah'ın emrettiği şekilde örtünen, fakat sokağa çıkarken başını açan bir kadının namazının kabul olmaması diye bir durum bahis mevzuu değildir.

Bu hususta Hülasatü'l-Ecvibe' de şöyle bir fetvaya yer verilmektedir."Maasiyi mürtekip olan [günahları işleyen> kimsenin salat [namazı> ve ibadatı [ibadetleri> sahih olup sevabına nail olur.(1)

Diğer taraftan "Şüphesiz, iyilikler kötülükleri siler" (2) mealindeki ayetin işaretiyle de namaz ve benzeri diğer ibadet ve iyilikler insanın işlemiş olduğu günahların affına vesile olmaktadır. Ayrıca namazın insanı kötülüklerden alıkoyması da bir gerçektir ve bir vakıadır. Bu gerçek bir ayet-i kerimede şöyle beyan buyurulur: "Namazı dosdoğru kıl. Şüphesiz ki, namaz, insanı fuhuş ve kötü şeylerden alıkoyar." (3) Ancak, kılınan namazın kısa zamanda insanı bütün kötülüklerden çekip çıkaracağı söylenemez. Zamanla "Namazın bir kerameti ve bereketi" olarak kişi birçok günahlara bulaşamamakta ve onlardan uzak kalmaktadır. Çünkü, günde beş defa abdest alarak Allah'ın huzuruna çıkan, el bağlayıp namaz kılan bir insan Rabbinin yasaklamış olduğu fiilleri işleyemez.

İşte bunun içindir ki, namaz kılan, fakat başı açık olarak dolaşan bir kadının namazının kabul edilmeyeceği söylenemez. Zaten zaman içerisinde kendisi bunun ezikliğini hissedecek ve başını kapayacaktır.

(1) Hud Sûresi, 114.
(2) Hülasatü'l-Ecvibe s. 8.
(3) Ankebut Sûresi, 45.

Kadının Saçını Kesmesi;

Allah Resulü kadınların saçlarını traş etmelerini yasaklamıştır.(125) kadınların ve kızların erkeklere benzememeleri için saçlarını kesmeleri mekruhtur. Eğer bir hastalık varsa o zaman kesilmesinde bir beis yoktur.(127)
(125-Ahmet İbn-i Hanbel, Ahkamu'n Nisa:14)

Peruk Takmak, Dövme Yapmak;

Peruk iğreti saç takma demektir. Allah Resulü buyuruyor; "Allah peruk takanada taktırana da, dövme yapanada yaptıranada lanet etsin."(127)
Dövme, derinin üzerine iğne ile delip, kan çıkan yerlere barut veya çivit ekerek yapılan bir şekil yada bir resimdir. Allah Resulü hem peruk takmayı hem de dövme yapmayı şiddetle yasaklamış, yaptıranlara lanet etmiştir.
Başka bir Hadis-i şerifte: Resulullah'a bir kadın gelerek; Ey Allah'ın resulü, kızım, kızamık çıkardı, saçları döküldü. Onu evlendirdim, kendisine peruk takabilirmiyim?" dedi. Resulıllah "Peruk takanada taktıranada Allah lanet etsin."(128)
İbn-i Abbas (r.a) dan rivayet olundu: "Resulullah elinde bir tutam saç çıkardı ve şöyle buyurdu: "İsrail oğulllarının kadınları, başlarına bunu takıyorlardı. Bundan dolayı lanetlendiler. Ve onlara mescitler haram kılındı."(129)

Peruk yaptırmak için de saçı kesip satmak haramdır. Bu konuda Molla Hüsrev şöyle der. "İnsan kılının satılması caiz değildir. Çünkü insan şerefli ve üstün bir yaratıktır.
Dolayısıyla insanın bir parçasını önemseriz, hakir görmek caiz olmaz. İnsanın kılının satılması caiz olmadığı gibi, onu her hangi bir yerde kullanmak caiz değildir."


(126 Fetava-i Hindiyye.5/538)
(127 Müslim, Libas :45)
(128 et- Terğib.:3/119)

Kadının kocasına karşı veya tek başına tesettürü:


Erkek, hanımının bütün vücuduna bakabilir. Meşru suretle ondan yararlanabilir.

İkinci bir görüşe göre bu caiz değildir. Çünkü Resulullah sünnetini Hz.Aişe şöyle anlatır. "Ben Resulullahın avret mahalini asla görmedim"(135) Yine "Ne ben Resulullahıtan birşey gördüm be de ı benden." Yine Hz. Peygamber: Çıplak olmaktan sakınınız, Zira yanınızda kişinin helada bulunduğu ve hanımıyla cinsel ilişkide bulunduğu zamanın dışında sizden hiç ayrılmayanlar var."(136)
Takva ve azimet açısından ikinci görüş daha uygundur. Kutubi, birinci görüş daha sahihtirder.(137) Banyoda tek başına veya eşinle yıkanırken avret mahalinin peştemal gibi bir şeyle örtmek sünettir.Eğer banyo küçük ise tek başına veya eşiyle avret yerleri açık olarak da yıkanmalarına müsade vardır.(138) Yine eğer oda 10 zira(*) kadar küçük olursa, bu küçük odada cinsi ilişki maksadıyla erkeğin hanımını soyması caizdir.(139)

Hanım tek başına evde bulunduğu zaman göbekle diz kapağı arasını örtmek gerekir. Ancak her an giden gelen olabileceği için müslüman bir hanımın temkinli durması gerekir. Ayrıca insan yanından ayrılmayan melekler de var. Bunlar avret yerlerinin açılmasından eziyet duyarlar. Ümmü Seleme Validemiz "evin içinde dahi cilbabını çıkarmadığı" rivayet edilmektedir.(140)

Kaynak;
(136 Tirmizi, Edep:24)
(137 Tefsir-i Kurtubi::12/233)
(138 İbn-i Abidin: 1/404)
(*)Bir zira, yaklaşık 60 cm'dir.
(139 Fetava-i Hindiyye: 5/288)
(140 Ahmet bin Hanbel: 2128)

El öpmek;

El öpmek İslam-i bir emir ve tavsiye değildir. Eskiden beri gelen hürmet ifadesi olarak kullanılan bir adettir.

Herhangi bir dünya menfaati için el öpmek mekruhtur. Herkesin eli öpülmez. Ana,baba ve âlimin eli öpülebilir. Kadın da kocasının elini öpebilir.(185)
Kadın, evlenilmesi kendisine ebediyyen haram olan babası, dedesi, amcası,dayısı,kardeşi ve kayınpederinin elini öpmesi caizdir. Fakat babasının dışndakilerin elini öpmemek evladır. Kadın mahremi olmayan yanlız yaşlı olduğu için bir erkeğin elini öpemez, Ancak bir erkek mahremi olamayan yaşlı kadının elini öpebilir. görüşü vardır. ama öpmemeleri daha uygundur. İhtiyar kadınların elini mahremi olmayan erkeklerin sıkabileceğine dair bazı görüşler vardır. Ancak erkek ne kadar ihtiyar olursa olsun, mahremi olmayan hanımlar onun elini sıkamaz ve öpemez.(186)

İmam Merginani: "Bir erkek, şehvetten emin olsa bile mahremi olmayan kadının elini ve yüzüne dokunması helal olmaz."(187) Eğer mahremi olursa öpebilir, Ancak onunda başka hususları vardır. "Hurmet-i mushara" bölümüne bakınız. Eğer şehvet duyacak yaşta genç kız olursa onda el öpmek caiz değildir. Ancak şehvet duymayacak kadar yaşlı olan elini öpmek haram olmaz.(188)

Kadının kadınları, Erkeğin de erkeği bir şevkat ifadesi olarak kucaklaması,baş,alın, gibi yerlerden öpmesi caizdir.(189) çocukları şefkatle kucaklamak ve öpmek caizdir.

Kaynak;
(185 Dureru'l-Hukkam:1/138)
(186 el-Hidaye: 4/84)
(186 el-Hidaye: 4/83)
(186 el-Hidaye: 4/83)

Hanımın Dışarda Kocasının Koluna girmesi;

Allah Resulü buyuruyor; "Şüphesiz ki siz, bir gün gelecek önceliklerin yoluna karşı karşısına, santimi santimine uyacaksınız. Hatta onlardan biri daracık kertenkele deliğine girecek olsa, sizde onaözenerek girmeye çalışacaksınız."Ashap sordu: "Ey Allah'ın Elçisi! Bizden önceki milletler den maksat yahudilerle Hıristiyanlar mı?"
Allah Resulü: "Onlardan başka kim olacak" buyurdu.(184)

Yine Allah Resulü buyuruyor. "Kim kendini bir millete benzetirse o millettendir. Kim bir milletin yaptığı işi yaparsa, o millettendir."Yine "Kim islam'da olmayan bir iş yaparsa o işi İslam reddeder."buyurmuştur.(184)

Hanımın kocasının koluna girmesi bizim adetimiz değildir. Biz Büyüklerimizden böyle birşey görmedik. Bu, tamamen batıdn bize gelen bir adet. Adet olsun, moda olsu, birbirimize benzeyiş olsun diye kadının kocasının koluna girmesi doğru değildir.Ancak hastalık olduğu zaman veya kalabalık bir ortamda korumak için, yardımcı olmak maksadıyla kadın kocasının koluna girebili...

Kaynak;
(183 Buhari,Enbiya:50;Müslim,ilim:3)
(Meşâriku'l-Envar:1/63)

Kadının Erkeklerle karışık Yürümesi;

İbn-i Ömer (r.a) rivayet olduğuna göre: "Allah Resulü iki kadının arasında yürümeyi erkeğe yasakladı." (196)

Allah Resulü mescitten çıkarken kadınlarla erkeler karışmışlar. Bunun üzerine Resulullah şöyle buyurdular:"Hanımlar, siz geriye kalın. sizin için yol ortasında yürümek yoktur, Yol kenarından yürümeniz gerekir."(197)

Haımlar zaruri ihtiyaçları için sokağa çıkınca erkeklerle karışık yürümemeli. Hele bugünkü çarşı pazara müslüman hanımların girmeleri hiç doğru değil... Zaruri ihtiyaçlarını daha müsait yerlerden alma yoluna gitmeli..

Kaynak;
(196-7 Ebu Davud)

Kadının Erkek Doktora Muayene Olması;

Resulullah Buyuruyor;"Ancak hanımına ve cariyene bak, gözünü (harama) kapat"(200) Başka bir hadis-i Şerifte: "Allah avrete bakana baktırana da lanet etsin."(201) Bakılması haram olan yeri tutmakta haramdır.(202)

Yabancı bir erkeğin müslüman bir kadının avret sayılan yerine bakması haramdır. Ancak şu üç şey için zauret miktarı bakmak caizdir.

1-Mahkemede şahitlik eden kadına
2-Evlenmek istediği kıza
3-Zaruret miktarı hasta olan kadına bakmak(203)

İmam Merğani bu konuda şöyle der. "Doktor zaruret zamanı hsata olan kadının, hasta olan organına bakması caizdir. Ancak erkek doktorun tedavi etmeyi başka bir kadına öğretmesi gerekir.Çünkü kadınınkadına bakması daha kolaydır.(204)
Molla Hüsrev'de aynı şeyi söyledikten sonra buna şunu ekller."Kadının başka bir kadının avret yerine bakması günah açısından daha hafiftir.
Hiç görmüyormusunuz ki, öldükten sonra kadını kadın yıkar. erkek değil."(205) Burada müslümanların kadın doktorlarını yetiştirmelerinin gereğininde de işareti edilmektedir. Hem de taviz vermeden müslüman, bu hakkını mutlaka elde etmeli, kadın doktorlarını yetiştirmelidir.

Ancak yukarda geçtiği gibi kadının erkek doktora muayene olması için bir zaruret olması gerekir. Kadın doktorun olmaması ve ya olupta doktor kadar mütehassıs olmaması bir zarurettir.

Kaynak;
(200 el-Hidaye)
(201 Müşkat:270)
(202 Dureru'l Hukkam)
(203 el-Hidaye.4/84; Durerul-Hakkum:1/314)
(204 el-Hidaye :4/84)
(205 Durerul-Hakkum:1/314)

Cinsel ilişkide eşlerin başkalarını hayal etmesi;

Eşler cinsel ilişkide buunurken erkek, Hanımını tanıdığı güzel bir kadın diye hayal etmesi, kadının da kocasını başka bir erkek olarak hayal ederek sevişmesi, cinsel lişkide bulunmasu Haramdır.

İbn-i Abidin bu suyu arap olarak düşünüp şarap niyettinde içmeye benzer. O,haram olduğu gibi bu şekilde ilişkide haramdır.(67) bu tür davranışlar ailelerin yıkılmasına sebep olacağı için islam yasaklamıştır.

kaynak;
(67 İbn-i Abidin:6/372)

Not:
Gelinlik Fotğrafları BALAMODA EVİ'inden alınmıştır

Paylaşıma DEVAM edilecektir

HAYKIRIS_7
07-04-2007, 17:26
allah razı olsun...

mabet_bekcisi
07-04-2007, 17:48
affına sığınarak abi tavsiye edilen ve edilmeyen bağlamalar ve gelinlik modelleri arasında nasıl bir fark var allah razı olsun paylaşımın için

Aşkâ Mecnun
07-04-2007, 18:08
mabet_bekcisi yazdı:
affına sığınarak abi tavsiye edilen ve edilmeyen bağlamalar ve gelinlik modelleri arasında nasıl bir fark var allah razı olsun paylaşımın için


değerli kardeşim Resimleri karşılaştır eminim farkına varacaksındır.... Konuyada bakarsan hoşolur

menekse_87
07-04-2007, 18:15
Allah razı olsun inşallah paylaşımınız için

mabet_bekcisi
07-04-2007, 18:24
aska mecnun yazdı:

mabet_bekcisi yazdı:
affına sığınarak abi tavsiye edilen ve edilmeyen bağlamalar ve gelinlik modelleri arasında nasıl bir fark var allah razı olsun paylaşımın için


değerli kardeşim Resimleri karşılaştır eminim farkına varacaksındır.... Konuyada bakarsan hoşolurkonuya bakmadığımı nerden biliyorsunuz kardeşim ordan belli oluyor mu.neye istinaden söylediğinizi anlayamadım
selametle

Aşkâ Mecnun
07-04-2007, 18:49
mabet_bekcisi yazdı:

aska mecnun yazdı:

mabet_bekcisi yazdı:
affına sığınarak abi tavsiye edilen ve edilmeyen bağlamalar ve gelinlik modelleri arasında nasıl bir fark var allah razı olsun paylaşımın için


değerli kardeşim Resimleri karşılaştır eminim farkına varacaksındır.... Konuyada bakarsan hoşolurkonuya bakmadığımı nerden biliyorsunuz kardeşim ordan belli oluyor mu.neye istinaden söylediğinizi anlayamadım
selametle


Değerli kardeşim kızma Hemen :)

Dinimiz kadınların başörtüsünü boğazına dolamalarını değil yakalarının üzerine bıraklalarını emretmiştir. ayrıcada başörtüsünün gösterişten uzak olması hükmünüde vermiştir. Buna istisnaden de günümüzde dinimizin tam dediği gibi yapılmamaktadır ben farklarda bunu vurgulamaya çalıştım..

mabet_bekcisi
07-04-2007, 19:00
aska mecnun yazdı:

mabet_bekcisi yazdı:

aska mecnun yazdı:

mabet_bekcisi yazdı:
affına sığınarak abi tavsiye edilen ve edilmeyen bağlamalar ve gelinlik modelleri arasında nasıl bir fark var allah razı olsun paylaşımın için


değerli kardeşim Resimleri karşılaştır eminim farkına varacaksındır.... Konuyada bakarsan hoşolurkonuya bakmadığımı nerden biliyorsunuz kardeşim ordan belli oluyor mu.neye istinaden söylediğinizi anlayamadım
selametle


Değerli kardeşim kızma Hemen :)

Dinimiz kadınların başörtüsünü boğazına dolamalarını değil yakalarının üzerine bıraklalarını emretmiştir. ayrıcada başörtüsünün gösterişten uzak olması hükmünüde vermiştir. Buna istisnaden de günümüzde dinimizin tam dediği gibi yapılmamaktadır ben farklarda bunu vurgulamaya çalıştım..allah razı olsun kardeşim şimdi oldu hakkını helal et son zamanlarda çok önyargılı insan görüyorum da gerginliğim buna binaen oldu
selametle

ikraa
07-04-2007, 19:03
bu kadar guızel ve gunumze yonelk bılgılr ıçın cok teşekkr ederm...şu anda hıç bılmedgm bı konuyu ogrenmş oldm..cennette de evlılık ve ımanın oldgunu bılmıyordm ve cok sasrdm...ve peruk meselesıde gercekten parmak basılması gereken bı konyduu..ve digerleri de...allah razı olsn...:)

eliffff
07-04-2007, 20:09
s.a.allah razı olsun.çok güzel bır konu.a.e.o.B)

fatma_nur
07-04-2007, 20:59
s.a.Allah razı olsun bilmediğim konular kalmış çokşükür onlarıda tamama erdirdim abi teşekkür ederim sağol. a.e.o selametle

aliye_aliye
07-04-2007, 21:08
SELAMÜN ALEYKÜM AŞKA MECNUN KARDEŞİM.. RABBİM SİZDEN EBEDEN RAZI OLSUN İNŞALLAH.. SAYENİZDE BU KONUDA DAHA TEFERRUATLI BİR ŞEKİLDE BİLGİLENDİK.. EMEĞİNİZE, ELİNİZE SAĞLIK. DEVAMINI BEKLİYORUM İNŞALLAH. ALLAH RAZI OLSUN. ALLAH'A EMANET OLUN. SELAMETLE

metfamu
07-04-2007, 22:31
ESSELAMÜ ALEYKÜM.ALLAH RAZI OLSUN ELİNE EMEĞİNE GÖZÜNE SAĞLIK.ÇOOK UĞRAŞMIŞSINIZ.RABBİM MİZAN TERAZİSİNDE HAYIR KEFENİZE KOYSUN.HER KONUDA BİR DİĞERİNDEN ÖNEMLİ BİLMESİ VE UYGULANMASI GEREKEN KONULAR.HELEKİ DIŞ ÖRTÜSÜ KONUSU VE GELİNLİK KONUSU BENCE ÇOK ÖNEMLİ.BENCE GELİNLİK KİŞİNİN EŞİNDEN BAŞKA HİÇ BİR ERKEĞİN GÖRMEMESİ GEREKİR.BU YÖNDEN MÜSLÜMAN GENÇLERİMİZ KISKANÇ OLMALI.GELİNLİKLERİNDE ABARTILISINI VE KUYRUKLU OLANINI UYGUN BULMUYORUM. O Kİ PEYGEMBERİMİZ KAFİRE TIRNAK KESMEK GİBİ KÜÇÜCÜK BİR ŞEYDE BİLE BENZEMEDİ GERİSİNİ BİZ HESAP EDELİM .AYRİYETENDE İSRAFADA GİRİYOR."ALLAH İSRAF EDENLERİ SEVMEZ".
DIŞ ÖRTÜSÜNÜ VERİLEN ÖNEKLERDE BİLE YETERSİZ BULDUM YİNE OMUZLARIN BİRİ AÇIK KALIYOR.TEK RENK OLMASI DAHA GÜZEL TABİİ BENCE.
ALLAH RAZI OLSUN RABBİM BİLDİKLERİMİZLE HAKKILA AMEL ETMEK NASİP ETSİN.İMANIN KOR OLDUĞU ŞU ZAMANDA O KOR ATEŞİ BİR GÜL MİSALİ TUTABİLMEYİ NASİP ETSİN RABBİM.ALLAHA EMANET OLUN

sehidearzu
07-04-2007, 23:42
aşka mecnun abi okadar güzel açıklamışsınki her konuya deyinmişsin ALLAH RAZI OLSUN.B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)B) B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)

konya_konya_92
08-04-2007, 00:37
Allah CC razı olsun.Bu iğrenç dövmeleri yaptıran o amerikan öznetisi gençleri de Allah CC ıslah etsin

sevgi dinc
08-04-2007, 01:24
allah razı olsun emegine saglık bir müslümanın bilmesi gereken konular derleyıp bize sundugun içn teşekürler rabbim yardımcın olsun

Aşkâ Mecnun
08-04-2007, 02:03
ikraa yazdı:
bu kadar guızel ve gunumze yonelk bılgılr ıçın cok teşekkr ederm...şu anda hıç bılmedgm bı konuyu ogrenmş oldm..cennette de evlılık ve ımanın oldgunu bılmıyordm ve cok sasrdm...ve peruk meselesıde gercekten parmak basılması gereken bı konyduu..ve digerleri de...allah razı olsn...:)

Amin ecmain inşAllah kardeşim öğrenmeye devam edip ilmimizi daha çok muhafaza edicez inşAllah

Aşkâ Mecnun
08-04-2007, 02:04
eliffff yazdı:
s.a.allah razı olsun.çok güzel bır konu.a.e.o.B)

Aleykümselam;

Teşekkür ederim kardeşim Devamı gelecek inşAllah sizde Allah'a emanet olun selametle

Aşkâ Mecnun
08-04-2007, 02:05
fatma_nur yazdı:
s.a.Allah razı olsun bilmediğim konular kalmış çokşükür onlarıda tamama erdirdim abi teşekkür ederim sağol. a.e.o selametle

Aleykümselam;

Kardeşim Devam inşAllah sizde Allah'a emanet olun Rabbim yar ve yardımcınız olsun

Aşkâ Mecnun
08-04-2007, 02:08
aliye_aliye yazdı:
SELAMÜN ALEYKÜM AŞKA MECNUN KARDEŞİM.. RABBİM SİZDEN EBEDEN RAZI OLSUN İNŞALLAH.. SAYENİZDE BU KONUDA DAHA TEFERRUATLI BİR ŞEKİLDE BİLGİLENDİK.. EMEĞİNİZE, ELİNİZE SAĞLIK. DEVAMINI BEKLİYORUM İNŞALLAH. ALLAH RAZI OLSUN. ALLAH'A EMANET OLUN. SELAMETLE


Aleykümselam;

İnşAllah kardeş inşAllah Rabbimm ömür verdikçe paylaşıma devam edicez inşAllah daha anlatılacak çokşey var zamanla inşAllah sizde Allah'a emanet olun selam ve dua ile .

Aşkâ Mecnun
08-04-2007, 02:10
metfamu yazdı:
ESSELAMÜ ALEYKÜM.ALLAH RAZI OLSUN ELİNE EMEĞİNE GÖZÜNE SAĞLIK.ÇOOK UĞRAŞMIŞSINIZ.RABBİM MİZAN TERAZİSİNDE HAYIR KEFENİZE KOYSUN.HER KONUDA BİR DİĞERİNDEN ÖNEMLİ BİLMESİ VE UYGULANMASI GEREKEN KONULAR.HELEKİ DIŞ ÖRTÜSÜ KONUSU VE GELİNLİK KONUSU BENCE ÇOK ÖNEMLİ.BENCE GELİNLİK KİŞİNİN EŞİNDEN BAŞKA HİÇ BİR ERKEĞİN GÖRMEMESİ GEREKİR.BU YÖNDEN MÜSLÜMAN GENÇLERİMİZ KISKANÇ OLMALI.GELİNLİKLERİNDE ABARTILISINI VE KUYRUKLU OLANINI UYGUN BULMUYORUM. O Kİ PEYGEMBERİMİZ KAFİRE TIRNAK KESMEK GİBİ KÜÇÜCÜK BİR ŞEYDE BİLE BENZEMEDİ GERİSİNİ BİZ HESAP EDELİM .AYRİYETENDE İSRAFADA GİRİYOR."ALLAH İSRAF EDENLERİ SEVMEZ".
DIŞ ÖRTÜSÜNÜ VERİLEN ÖNEKLERDE BİLE YETERSİZ BULDUM YİNE OMUZLARIN BİRİ AÇIK KALIYOR.TEK RENK OLMASI DAHA GÜZEL TABİİ BENCE.
ALLAH RAZI OLSUN RABBİM BİLDİKLERİMİZLE HAKKILA AMEL ETMEK NASİP ETSİN.İMANIN KOR OLDUĞU ŞU ZAMANDA O KOR ATEŞİ BİR GÜL MİSALİ TUTABİLMEYİ NASİP ETSİN RABBİM.ALLAHA EMANET OLUN


Aleykümselam;

Teşekkür ederim kardeşim Rabbim yar ve yardımcımız olsun Devam edicez önemli paylaşmaya inşAllah dualarda bulunmak dileği ile selametle.

Aşkâ Mecnun
08-04-2007, 02:11
sehidearzu yazdı:
aşka mecnun abi okadar güzel açıklamışsınki her konuya deyinmişsin ALLAH RAZI OLSUN.B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)B) B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)

Teşekkür ederim kardeşim Allah cümlemizden razı olsun inşAllah

Aşkâ Mecnun
08-04-2007, 02:11
konya_konya_92 yazdı:
Allah CC razı olsun.Bu iğrenç dövmeleri yaptıran o amerikan öznetisi gençleri de Allah CC ıslah etsin

Amin ecmain

Aşkâ Mecnun
08-04-2007, 02:12
sevgi dinc yazdı:
allah razı olsun emegine saglık bir müslümanın bilmesi gereken konular derleyıp bize sundugun içn teşekürler rabbim yardımcın olsun


Allah razı olsun değerli kardeşim Teşekkür ederim dualarında bu acizede yer ver inşAllah

KAAN ERDEM
08-04-2007, 02:13
HEY MAAŞALLAH EMEĞİNE ELİNE ZAMANINA SAĞLIK ÇOK GÜZEL OLMUŞ...ALLAH CC EMANET OL...SELAM VE DUA İLE...SİZİ ÇOK SIKI TAKİP EDİYORUM FORUMLARINIZ ÇOK FAYDALI VE ZENGİN İÇERİKLİ...SELAM VE DUA İLE....

Aşkâ Mecnun
08-04-2007, 02:43
KAAN ERDEM yazdı:
HEY MAAŞALLAH EMEĞİNE ELİNE ZAMANINA SAĞLIK ÇOK GÜZEL OLMUŞ...ALLAH CC EMANET OL...SELAM VE DUA İLE...SİZİ ÇOK SIKI TAKİP EDİYORUM FORUMLARINIZ ÇOK FAYDALI VE ZENGİN İÇERİKLİ...SELAM VE DUA İLE....

Allah razı olsun kardeşim, Teşekkür ederim okyup değerlendirmeye aldığın için Allah'a emanet ol selam ve dua ile s.a.

cennet_agaci
08-04-2007, 02:50
s.a gerçekten çok geniş bir konuyu ele almışsın ve bır okdarda önemlı olan ve kafama takılan şeylerdi açıkcası bu ımkanı sağladığın için ALLAH C.C RAZI OLSUN SENDEN İNŞ BUNLARI BİLMEM ÇOK İYİ OLDU SELAM VE DUA İLE :)

Aşkâ Mecnun
08-04-2007, 02:55
cennet_agaci yazdı:
s.a gerçekten çok geniş bir konuyu ele almışsın ve bır okdarda önemlı olan ve kafama takılan şeylerdi açıkcası bu ımkanı sağladığın için ALLAH C.C RAZI OLSUN SENDEN İNŞ BUNLARI BİLMEM ÇOK İYİ OLDU SELAM VE DUA İLE :)

Aleykümselam;

Değerli kardeşim Amin ecmain, Teşekkür ederim İnşAllah hem paylaşmaya hemde öğrenmeye devam edicez Rabbim afiyet sııhat ömür verdikçe yeterki dualarınızı eksik etmeyin inşAllah Allah Yar ve yardımcımız olsun selam ve dua ile s.a.

cennet_agaci
08-04-2007, 02:59
aska mecnun yazdı:

cennet_agaci yazdı:
s.a gerçekten çok geniş bir konuyu ele almışsın ve bır okdarda önemlı olan ve kafama takılan şeylerdi açıkcası bu ımkanı sağladığın için ALLAH C.C RAZI OLSUN SENDEN İNŞ BUNLARI BİLMEM ÇOK İYİ OLDU SELAM VE DUA İLE :)

Aleykümselam;

Değerli kardeşim Amin ecmain, Teşekkür ederim İnşAllah hem paylaşmaya hemde öğrenmeye devam edicez Rabbim afiyet sııhat ömür verdikçe yeterki dualarınızı eksik etmeyin inşAllah Allah Yar ve yardımcımız olsun selam ve dua ile s.a.

a.s sayenızde bu siteden çok şey öğrendim rabbim bugünlerı gösterdıği için binlerce kez şükürler olsunn iyiki varsınız hayatımda hepınız aılemsınız benım sizde duanızı eksık etmeyın hepımız sınavdayız çünki

Aşkâ Mecnun
08-04-2007, 10:55
cennet_agaci yazdı:

aska mecnun yazdı:

cennet_agaci yazdı:
s.a gerçekten çok geniş bir konuyu ele almışsın ve bır okdarda önemlı olan ve kafama takılan şeylerdi açıkcası bu ımkanı sağladığın için ALLAH C.C RAZI OLSUN SENDEN İNŞ BUNLARI BİLMEM ÇOK İYİ OLDU SELAM VE DUA İLE :)

Aleykümselam;

Değerli kardeşim Amin ecmain, Teşekkür ederim İnşAllah hem paylaşmaya hemde öğrenmeye devam edicez Rabbim afiyet sııhat ömür verdikçe yeterki dualarınızı eksik etmeyin inşAllah Allah Yar ve yardımcımız olsun selam ve dua ile s.a.

a.s sayenızde bu siteden çok şey öğrendim rabbim bugünlerı gösterdıği için binlerce kez şükürler olsunn iyiki varsınız hayatımda hepınız aılemsınız benım sizde duanızı eksık etmeyın hepımız sınavdayız çünki


Allah razı olsun kardeşim Dualarımdasınız inşAllah Rabbim Sınavlardan muhaffak etsin cemi cümlemizi inşAllah hayırlı günler s.a.

saliha
08-04-2007, 12:20
Allah(c.c.) razı olsun bilgilendirdiniz bizi selametle..

hilye
08-04-2007, 14:31
Sel.al.Allah razı olsun bu derin bilgilerden dolayı..Gelinlik ve peruk konusunda insanların bu kadar rahat davranmaları açıkçası beni fazlasıyla üzmekte..İnşaallah bu konularda net kararlara varamayan bazı kardeşlerimize bu yazınızın faydası dokunurda peruk takıp üniv.girmekten ve islamla hiç bağdaşmayan türde gelinlikleri giyip evlenmekten vazgeçerler..O gelinlikleri giymedende pekala çok güzel gelin olunabilir.Evlilik ,yuva kurmak hem Mevla'nın hem Rasulünün sevdiği bir iştir.Madem Onların rızası bizler için çok önemli o halde Onların razı olduğu şekilde yuvayı kurarak rızalarını kazanmak için bir adım daha atmış olalım inşaallah..Selametle..

evindar
08-04-2007, 18:18
selamünaleyküm kardeşim,

emeğine sağlık Rabbimiz senden sonsuz defa razı olur inşaALLAH.Bu bilgileri çevremdeki insanlarada aktarabilirim inşaALLAH.

selamünaleyküm

efzanur85
08-04-2007, 19:04
gayet iyi olmuş..... allah hepinizden razı olsun.....

hafize
09-04-2007, 11:07
Selamünaleyküm aşka mecnun yazılarınız düşünceleriniz benimde düşündüğüm gibi peygamber efendimizin dediği gibi baş örtülerinizi omuzlarınızı örtün diyor bakıyorumda boğazlarını sımsıkı bağlıyorlar onları görünce içime daraltı geliyor halbuki salsalar daha hanım hanımcık oluyorlar çok güzel konulara değinmişsin Allah cc razı olsun kimileri o kadar çok abartıyor ki hele hele daha gençlik yıllarımda o kadar korkulu anlatıyorlardı ki bazen ağlıyordum Allahım bizi yakmak içinmi dünyaya getirdin diye isyan ediyordum neredeyse aman öylede yanıcam böylede yanıcan ne yalan söyleyeyim yapmaktan vazgeçmiştim ama sonra sonra daha başka anlatımlar dinleye dinleye doğruyu bulmayı öğrendim şimdi Rabbime şükürler olsun elimizden geldiği kadar yapmaya çalışıyorum ne demiş büyüklerimiz kolaylaştırınız zorlaştırmayınız selametle kalın inş :D

AFRA_NUR
09-04-2007, 11:30
kardeşim paylaşım çok güzel emeğine sağlık Allah razı olsun çok saol.bide benim bi ricam olucak.büyü hakkında yazılarınızı bekliyorum.varmıdır??bi insanda var olup olmadını nasıl anlarız.varsa ne yapılmalı nasıl çözülmeli.bu konu hakkında acil bilgiye ihtiyacım var yardımınızı bekliyorum.selam ve dua ile kalınA.E.O.

FATMA_ERGUN
09-04-2007, 14:48
ALLAH RAZI OLSUN.HAKKINIZI HELAL EDİN YAZDIRDIM KONULARI.

imported_reyhan_
09-04-2007, 19:39
Allah razı olsun kardeşim eline yüreğine sağlık.

Tugbis
10-04-2007, 02:20
B) Allah razi olsun. hepsini okuyamadim ama hemen merak ettiklerimi okudum okumadiklarimi en kisa zamanda okurum insallah :) Allah razi olsun tekrardan.

hayirli geceler, dualarda bizleri unutmayin .

ruveyda28
10-04-2007, 08:27
Alah razı olsun çok bilgilendirici kafama takılan sorularımada cevap aldım..emeğinize sağlık.bizi böyle faydalı bilgilerden mahrum bırakmazsınız umarım. (lütfen geri dönün):(:(:(

Yelizesma
10-04-2007, 09:01
s.a sevgili abilerim ve ablalarım B)
Annemle okuduk ve ben çok etkilendim bencede kadınlar kendilerini sadece kocalarına
göstermeliler. Çıplak olan hiç bir kadın güzel değildir.Bizim kapalı nenelerimiz çok güzel ama
çıplak olan o neneler çok ................. görünüyorlar okudum ya ALLAHIN nurunu hep silmişler.B)

unforget
10-04-2007, 11:46
allah sizden razı olsun.bu bılgılere buralardan ulasıp aydınlanıyoruz.hatta ben bunun cıktısını alıp paylasıyorum hatta ve hatta maıl olarak baskalarıyla da paylasıyorum . herkesın ogrenmesı gerekır degıl mı. herkesın bılgısı yok bu konuda ve bılmedıklerının de farkında degıller.tekrar tesekkur edıyoruz ve devamını da dılıyoruz. allah kolaylık versın ıslerınız de..B)

SeV_TaP
10-04-2007, 13:29
bu güzel paylaşımlar için teşekkürler.Allah razı olsun.Başörtüsü konusunda çok güzel bi yere değinmişsin.Öyle bir zamandayız ki;eşarp süs olarak kullanılıyor.Amaçlarının dışında yanii.tekrar allah razı olsun:):)

alifirdevs
10-04-2007, 13:42
B)Selamun aleyküm.
Konular çok güzel olmuş.Allah(c.c.) izniyle
kafamdaki sorulara cevap buldum sayende.
Allah(c.c.) senden razı olsunB)

gul-rana
10-04-2007, 13:45
kardeşim önemli bir mevzuydu.değindiğiniz ve bilgilerinizi paylaştığınız için Allah razı olsun.Rabbim cümlemize rızası ölçüsünde yaşamayı nasip etsin inşallah.selametle..

Kader_sultan
10-04-2007, 13:51
B)...gercekten cok mühim bir konu...bu konularda aklimda olan soru isaretlerini cevaplamis oldum....bilmediklerimide ögrenmis oldum....cok güzel aciklanmiss...allah sizden razi olsun.B)

tsunami
11-04-2007, 13:24
s.a
muhammed kardeşim yine mükemmel açıklamış şimdi mesela açık bir bayansınız diyelim giydikleriniz sizin içinize siniyormu neden teşir ediyoruz kendimizi yok ben kapalıyım diyorsanız aynaya baktığınızda kendinizi kapalı görüyormusunuz yoksa herşey uyumlu son moda kıyafetler içinde başımızdaki örtüyü bir aksesuar olarakmı taşıyoruz...
Gelelim çarşaf olayına ben herzaman sıcak bakmışımdır rabbim inş. düşüncelerime uygun dinimi özgürce yaşayacapım bir eş nasip eder çünkü o zaman kendimi gerçek mümin olarak görücem dünyalık işlerden tamamiyle sıyrılınca yani unutmayalımki gerçek hayat burası değil dünya hayatı bir gölgeden ibaret rabbim yar ve yardımcımız olsun rahmetini esirgemesin peygamberimde (s.a.v) şefatiyle kurtarsın ümmetini.bir an önce uyan mümin.......
aeo:(

TAHA53
11-04-2007, 14:24
ALLAH RAZI OLSUN.BENCE GÜNÜMÜZÜN EN ÖNEMLİ SORUNLARINDAN BİRİNE IŞIK TUTMUŞSUNUZ.GERÇEKTEN ŞU ZAMANDA ÖRTÜLÜ BAYANLARA BAKTIĞIMIZ ZAMAN BELKİDE SADECE YÜZDE BEŞİ İSLAMİYETE UYGUN KAPANIYOR.ANLAMIYORUM BAYANLAR NEDEN KAPANMAKTAN KAÇINIYORLAR.BENCE BİR KADIN NE KADAR KAPALIYSA O KADAR GÜZELDİR.BAŞKA HİÇBİR ŞEYE İHTİYACI YOK.GERÇEKTEN SİZDE BUNU GİRİŞTEKİ METNİN SONUNDA ÇOK GÜZEL İFADE ETMİŞSİNİZ.MESELA BAZEN SOKAKTA ANNE VE KIZINI GÖRÜYORSUNUZ.ANNE GERÇEKTEN KAPALI KIZDA İSE ESER YOK.LÜTFEN ANNELER KIZLARINIZA SAHİP ÇIKIN.VE ŞUNDAN EMİNİM Kİ ÖRTÜNDÜĞÜNÜ ZANNEDEN BAYAN ARKADAŞLAR EVDE OTURUP MAGAZİN PROGRAMI SEYREDİYORLARDIR,MAGAZİN GAZETESİ OKUYORLARDIR.ONLAR O KİRLİ DÜNYANIN ETKİSİ ALTINDALAR...........

523452
11-04-2007, 21:35
Allah razı olsun çok güzel ögretiçi bir yazı olmuş.Rabbim bizleri tesettürüne sayip çıkan toplumlardan eylesin amin.

hasanfb
12-04-2007, 15:10
Selamun Aleyküm kardeşim. Allah (c.c) senden razı olsun müthiş bir çalışma olmuş çok iyi hazırlamışsın. Eğer iznin olursa hakkını helal edersen bu çalışmanı olduğu gibi kelimesi kelimesine başkalarına da dağıtmak istiyorum. Allaha emanet ol.

hiiicran
12-04-2007, 23:35
selamün aleyküm paylaşımlarınız çok güzel allah razı olsun hepinizden arkadaşlar lütfen yabancı markalara dikkat edin coca cola gibi bilinmedik şeyler yiyip içmeyin siz sadece kendinize değil tüm müslüman kardeşlerimize zarar verirsiniz kendinizede bir gün mutlaka dokunur hiç bi zaman gayrimüslimlerden fayda gelmez sadece müslüman müslümanın kardeşdir allah rızası için kardeşliğimize sahip çıkalım selam ve dua ile ALLAH yar ve yardımcımız olsun esselamüaleyküm

hiiicran
12-04-2007, 23:44
selamünaleyküm paylaşımlarınız için teşekkür ederiz hepinizden allah razı olsun sizden bir ricam var lütfen yabancı ürünleri almayalım efendimize hakaret edenleri kazançlı çıkarmayalım unutmayın ki müslüman müslümanın kardeşidir gayri müslimden müslümana fayda gelmez biz aslında coca cola veya başka yabancı ürünle satın alarak aslında kendimize zarar veriyoruz lütfen dikkat edelim allah rızası için davamıza sahip çıkalım peygamber efendimiz buyuruyorlar bir elime güneşi bir elime ayı verseler genede davamdan vazgeçmem diyor lütfen bizde nefislerimize sahip çıkalım ve efendimizi örnek alalım hayırlı geceler allah yar ve yardımcımz olsun selam ve dua ile....

mehmet_muhammedd
13-04-2007, 23:51
Selamünaleyküm;burası ne kadar güzel bir yermış daha önce neden girmedim diye kafama vuruyorum BU siteyi kuranlardan Allah razı olsun

Aşkâ Mecnun
17-04-2007, 19:34
hasanfb yazdı:
Selamun Aleyküm kardeşim. Allah (c.c) senden razı olsun müthiş bir çalışma olmuş çok iyi hazırlamışsın. Eğer iznin olursa hakkını helal edersen bu çalışmanı olduğu gibi kelimesi kelimesine başkalarına da dağıtmak istiyorum. Allaha emanet ol.


Selamünaleyküm;

Allah cümlemizden razı olsun inşAllah kardeşim Hakkım Helal dir tabiki alabilirsin..Dilerim Mevlam okuduklarımızı öğrendiklerimizi hayatımızda uygulamayıda nasip eylesin inşAllah Allah'a emanet olun selametle

Aşkâ Mecnun
17-04-2007, 19:36
mehmet_muhammedd yazdı:
Selamünaleyküm;burası ne kadar güzel bir yermış daha önce neden girmedim diye kafama vuruyorum BU siteyi kuranlardan Allah razı olsun



Aleykümselam;

Estafirullah kardeşim nedemek, Aramıza Hoşgeldiniz Allah'a emanet olun Selam ve dua ile selamünaleyküm;

Selma_
20-04-2007, 15:29
selamün aleyküm abi,
hayırlı cumalar.
çok güzel yararlı bilgiler sunmuşsunuz, özellikle bir konu benim için çok önemli. ama yorum yapacak yüzüm yok...:( geçen gün haberlerde izledim. çok üzücü bir durum.ben ve bütün bayanların rabbim yardımcısı olsun.
rabbim sizden iki cihan razı olsun.a.e.oB)

Muslima
21-04-2007, 11:32
Esselamu Aleikum vr,vb
Allah razi olsin sizden cok önemli ve gerekli bir konuya deginmissin kardesim.Devaminida takip etmeyi nasip etsin Allahim InsaAllah!

Aşkâ Mecnun
21-04-2007, 17:33
mavi22 yazdı:
selamün aleyküm abi,
hayırlı cumalar.
çok güzel yararlı bilgiler sunmuşsunuz, özellikle bir konu benim için çok önemli. ama yorum yapacak yüzüm yok...:( geçen gün haberlerde izledim. çok üzücü bir durum.ben ve bütün bayanların rabbim yardımcısı olsun.
rabbim sizden iki cihan razı olsun.a.e.oB)


Aleykümselam;

Amin Amin Allah sendende razı olsun kardeşim Dilerim Mevladan ki Ahirette hep beraber Peygamberimizin şefaatiyle şereflenelim ordaki kutlu günlerde Hep beraber buluşalım inşAllah Allah'a emanet ol selametle

Aşkâ Mecnun
21-04-2007, 17:34
Muslima yazdı:
Esselamu Aleikum vr,vb
Allah razi olsin sizden cok önemli ve gerekli bir konuya deginmissin kardesim.Devaminida takip etmeyi nasip etsin Allahim InsaAllah!

Vealeykümselam. vr, vb.

Amin ecmain inşALLAH nasip olur inşALLAH

cakamo
21-04-2007, 18:04
SELAMUNALEYKÜM KARDEŞİM ALLAH RAZI OLSUN SİZDEN,SİTEYLE TANIŞTIMDAN BERİ BİRBİRİNDEN DEĞERLİ YAZILARINIZI OKUYORUM VE ÇOK FAYDALANIYORUM.
RABBİM AZİZ VE CELİL OLAN ALLAH SİZDEN RAZI OLSUN,İLMİNİZİ ARTTIRSIN İNŞALLAH!!!B)

busra84
21-04-2007, 19:09
Allah razı olsun hpınızden butun emegı gecenlerden dilerimki peygamber efendimizin şeffati üzerinize olsun.

tugba68
22-04-2007, 00:08
ALLAH RAZI OLSUN .bir kiz olarak bunlar benim icin cok güzel bilgiler.

B)B)B)B)B)B)B)

c_galip
24-04-2007, 19:45
aydınlatıcı bilgileriniz için ALLAH razı olsun.
ALLAH tüm insanlığı inşaallah hidayete erdirsin.
AMİN......B)

evindar
24-04-2007, 20:45
selamünaleyküm kardeşim,

Aziz Hocanın sohbetini dinledim bizlerin dinlemesine vesile olduğunuz için Rabbimiz sizden razı olur inşaALLAH.

selamünaleyküm

gecem
24-04-2007, 20:51
allah razıolsun abıB)

silent scream
27-04-2007, 22:34
S.A
Yabancı bir erkeğin müslüman bir kadının avret sayılan yerine bakması haramdır. Ancak şu üç şey için zauret miktarı bakmak caizdir.

1-Mahkemede şahitlik eden kadına
(u]2-Evlenmek istediği kıza[/u]
3-Zaruret miktarı hasta olan kadına bakmak(203)

ben 2. maddeyi net olarak kavramayamadım
bana açabilirmisin ?
nasıl olur da erkek evlenmek istediği kızın avret yerlerine bakabilir:|:|

everytime criminal
27-04-2007, 23:24
bence o gelinliklerin hiç biri tesettüre uygun değil sonuçta onlar tamamen hristiyanların gelenekleri bizi ne ilgilendiriyosa artık biri bi taş atmış kuyuya herkez peşinden atlamış

Aşkâ Mecnun
27-04-2007, 23:29
silent scream yazdı:
S.A
Yabancı bir erkeğin müslüman bir kadının avret sayılan yerine bakması haramdır. Ancak şu üç şey için zauret miktarı bakmak caizdir.

1-Mahkemede şahitlik eden kadına
(u]2-Evlenmek istediği kıza[/u]
3-Zaruret miktarı hasta olan kadına bakmak(203)

ben 2. maddeyi net olarak kavramayamadım
bana açabilirmisin ?
nasıl olur da erkek evlenmek istediği kızın avret yerlerine bakabilir:|:|


Aleykümselam;

Sanırım burdaki avret yere bakmaktaki tabir, evleneceği bayanı görmek olsa gerek, Mahremini olan bir bayanı yani..

Konuyla ilgili açıklamaya "Büyük Kadın İlmihali" kitabından bakabilirsiniz Kadının doktorlara muayene olma konusu sayfa sayısı 332 selametle

silent scream
28-04-2007, 12:34
ALLAH RAZI OLSUN
tşkler

Sabrinnisa
02-05-2007, 16:29
S.A. ALLAH razı olsun abi,bu bilgileri herkes öğrenebilse ne kadar güzel olur.RABBİM inşAllah onu da nasip etsin(amin)Devamı gelirse gerçekten sevinirim.Allah'a emanet olun

Bari
03-05-2007, 03:53
Dinimizde kiz sunnetinin yeri nedir? acaba bu yasadigimiz ahlaki basi bozuklugu kizlarimizi sunnet ederek onune gecebilirmiyiz? Allaha emanet olun

Aşkâ Mecnun
03-05-2007, 23:37
KIZLARIN SÜNNET EDİLMESİ;

-Bir hadis-i şerifte."Sünnet olmak erkeler için sünnet, kadınlar için şeref ve ricidir." buyurulur.(136) Rivayete göre Resullullah zamanında Medine'de kızların sünnet edilmeleri için yakınen ilgilenip sıhhate uygun bir tarz olması için talimat veriyordu. Medine'de kızları sünnet eden Ümmü Atiyye'ye "Fazla derin kesme böyle yapman hem kadın için lezzet sebebi, hem de kocası için daha hoştur."(137) buyurur. Hz. Ali'den gelen bir rivayette de sünnetçi kadını çağırtarak:" Sünnet ettiğin zaman üstten hafifçe kes, fazla diptenkesme" buyurdu.(138) Kızın sünnet edilmesi, cinsel organın üst tarafında bulunan, deriden bir parça kesilerek olur. Bu parça horoz ibiğine veya hurma çekirdeğinde benzer.

imam Şafiye göre sünnet olmak hem erkek hem de kadın için vaciptir. İmam Malik'e görede erkekler için sünnettir. Hanifilere göre ise, erkekler için sünnet, kadınlar için müstehap faziletlidir.(139)

Bir kısım alimlere görede şöyle denir: "Doğulu kadınlarla batılı kadınlar fizyolojik açıdan farklı olduğu için doğulu kadınların yaradılıştan gelen fazlalık sebebiyle sünnet olmaları gerekir, diğerleri ise böyle bir fazlalık olmadığı için sünnet olmalarına gerek yoktur."(140)

hafize
04-05-2007, 11:46
selamünaleyküm aşka mecnun kardeşim ben birşey sormak istiyorum buraya sorsam olurmu ???

Aşkâ Mecnun
04-05-2007, 11:57
hafize yazdı:
selamünaleyküm aşka mecnun kardeşim ben birşey sormak istiyorum buraya sorsam olurmu ???


Aleykümselam;

sorularınızı Soru Sorun bölümünede sora bilirsiniz oradan yanıtlıyoruz inşAllah istersenizde [email protected] y n e t.com da email atabilirsiniz

mneccar
09-05-2007, 11:32
s.a. kardeşim... ben üniversite ögrencisiyim... üniversitenin içinde başörtüsüyle gezmek yasak... üzülerek açmak zorunda kalıyorum... ve bu beni çok rahatsız ediyor... isteyerek olmadığı ve ilim kazanmak için yaptığımdan günahı büyük olurmu? ALLAH(cc) günahlarımızı affetsin.., ALLAH(cc) senden razı olsun...

rdvanbjk06
16-05-2007, 21:32
s.a sitenize yeni üye oldum.çok güzel hayırlı bir iş olmuş hepinizden allah razı olsun

mihrisah
05-06-2007, 04:51
HAKİKATEN ÇOK AYDINLATICI ELLERİNİZE SAĞLIK.İNŞALLAH TÜM BU DEĞERLER BİLİNMESİ GEREKEN TÜM BU İSLAMİ BİLGİLER TAM OLARAK UYGULANIR.ÇOK EKSİĞİZ.ALLAHIM BİZLERİN YARDIMCISI OLSUN İNŞALLAH.B)

HAKERi
06-06-2007, 18:38
ALLAH RAZI OLSUN KARDEŞİM, PAYLAŞIMLARININ DEVAMINI CENAB-I HAKK'TAN NİYAZ EDİYORUM.

yusra09
31-07-2007, 16:54
ESSELAMÜ ALEYKÜM ÇOK GÜZEL Bİ PAYLAŞIM.MEVLAM RAZI OLSUN İNŞ.DEVAMINI BEKLİYORUZ.MEVLAM YAR VE YARDIMCINIZ OLSUN.SELAM VE DUA İLE...

Nevin_1982
31-07-2007, 17:28
esselamu aleyküm ben başörtümü 2.gruptaki rsimdeki gibi bağlıyorum..
üniversitede bazı kızlar peruk takıyolar günah olduğunu biliyodum aslındada ama saçı açmakmı daha günah peruk takmakmı?

yoksa üniversite okumazsanız ahiretteki hayatınız için daha iyi olur mu diyosunuz?

Nasıl olsa öteki dünyada öğrendiklerimizin bi faydası yok mu dersiniz?

aeolun

Berk_Okan
28-09-2007, 17:51
Aşka Mecnun Merhaba Dostum.
Şimdi dinde kızmak yoktur.sen yazmışsın nasıl desem kızma içinde geliyor:
yani büyük adamlar gibi anlatmışsın ama dediğin ve gösterdiğin örtü şekilleri yanlıştır.
milleti yanlış yönlediriyorsun
hele o resimler ne öle
başı açık kızlardan fazla dikkat çekiyor.hiç kusura bakma resimlerin hiç biri dogru değil.
diyeceksin asıl örtü şekli nasıl
sana cevabını yazayım ama oku:


Kadının örtünme konusunda

Kadının örtünme konusunda Kuran, türbanla örtünmeyi değil, kadının sokağa çıktığı zaman yüzünün tanınmayacak şekilde, yani ferace ile örtünmesini emretmektedir.. Örtünmenin şekli Nur suresi 31. Ayette baş örtülerini, yakalarının üzerine kadar örtsünler şeklindedir, ancak Ahzab 59 ayet de sokakta tanınmayacak şekilde örtünmeleri belirtilmiştir. Tanınmayacak şekilde örtünme ifadesi ise, kadının yüzünün tamamen kapatılması manasına gelir. Gözlerin bir peçe ile kapatılıp kapatılmaması tartışmalıdır. Bu konu hernekadar bazı yenilikçi İslami çevrelerce, ayet içinde geçen incinme ifadesine dayanarak, kadının o zamanki şartlar altında, müşrikler tarafından tanınarak incitilmemeleri için tamamen örtünmesi gerektiği, bu gün ise, Müslüman kadınlar için böyle bir tehlikenin bulunmaması nedeni ile, yüz kısmının tamamen örtünmesinin gerekli olmadığı şeklinde bir yorum getirilmek istenirsede, bu mantık olarak yanlıştır. Öncelikle, kadın bu şekilde örtünerek zaten müşrik kesime karşı, hernekadar suratı görülmese de, giyim şeklinden kendisini Müslüman bir kadın olarak tanıtmaktadır ki, salt Müslüman olmasından dolayı incitilecekse, bu şekilde incinmesi daha kolay olacaktır. Ayrıca, Ahzab 59 veya başka bir ayette, başkaları tarafından incitilmeyecek güne kadar tamamen kapansınlar şeklinde de bir ifade yoktur. Madem ki, iddia edildiği gibi kuran evrenseldir, Müslüman olan kadınlarda, Kuran'a göre tamamen kapanmak zorundadırlar.

Ahzab suresinde belirtilen örtünme şekli, sokağa çıktıkları zaman tanınmayacak şekilde dediğine göre, Nur suresinde belirtilen örtünme şekli daha çok ev içinde, misafirlerin yanında istenen bir örtünme şekli gibi görünmektedir. Ayet içinde bahsedilen zinet iki manadadır. Birincisi, kadının hem zinet olarak görülen kısımları, ki bunu, ''ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi vb. tâbi kimseler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler'' ifadelerinden anlayabiliriz.. İkincisi ise, kadının süs olarak kullandığı ve daha çok ayak bileklerine taktığı takılardır. Bunun da takı olduğu, '' Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar'' ifadesinden anlaşılmaktadır.
Önce Nur suresi 31. Ayete bakalım..
Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunanlar (köleleri), erkeklerden, ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi vb. tâbi kimseler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar (Dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler). Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.
Burada görüldüğü gibi, "Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler." ibaresi yer almaktadır ancak, bu ibarede baş örtüleri örtülürken yüz açık kalacak ya da kapanacak şeklinde bir tarif yoktur. Ancak Ahzab 59 ayet de bu açıkça belirtilmiştir..
“Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına (bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman) dış örtülerini üstlerine almalarını söyle. Onların tanınması ve incitilmemesi için en elverişli olan budur. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
Türban hernekadar başı kapatıyorsada yüzü açıkta bırakmaktadır.. Ahzab 59 ayetteki ifade de "Onların tanınması ve incitilmemesi için" ifadesini kullanıyor. Eğer, yüzü açıkta bırakacak şeklinde örtülen dış örtüsü, sadece bir işaret şeklinde, onların incitilmemeleri için diğer kadınlardan ayıran bir özellik olarak kullanılacak olsaydı, "yüzleri açıkta kalacak şeklinde" gibi bir ifade ile bunu belirtmesi gerekmezmiydi ? "Onların tanınıp incitilmemeleri" şeklindeki ifade , yüzleri açık kalırsa tanınabilirler ve bundan dolayı da incitilebilirler manasını vurgulamaktadır. Bu durumda, ayet, açık olarak, kadınların tanınmayacak şekilde örtünmeleri gerektiğini ifade ediyorsa Türban’ın değil, cilbab’ın kullanılmasını emretmektedir. Yani dış örtülerinin Yemen, Umman, Iran, S.Arabia’daki ve diğer bir çok İslam ülkesinde hanımların yaptıkları gibi, yüzleri kapatacak şekilde örtülmüş olmaları gerekiyor…
Kuran’da geçen, celabiy, yani cilbab elbisenin üzerine giyilen, kadın feracesi demek olup başı ve yüzü tamamen örten örtü demektir..
CİLBAB; Baştan aşağı örten çarşaf, ferace, car gibi dış örtüsünün, elbisesinin adıdır. “Baştan aşağı örten şey”, “kadının elbiselerinin üstüne giydiği her elbise”, “kendisiyle örtünmenin sağlandığı her türlü örtü.”

nurazra
26-10-2007, 01:03
Ben kadın örtünsünde nasıl örtünürse örtünsün diyenlerdenim artık.tabiki islamiyet tam anlamıyla emredildiği gibi yaşanmalıdr ama toplumumuzun giderek bozulduğunu düşünürsek bu zamanda kapanmak bile çok güzel bir davranış öyle değilmi,en azından yapmaya çalışmak...çevremizde o kadar çok giyinik çıplaklar varki insan hangi yöne bakacağını şaşırıyor.her halde artık havaya bakarak gezeceğiz...msj larınız çok güzel paylaşımınız için teşekkürler.ALLAH razı olsun...SELAM VE DUA İLE

sudelet
12-12-2007, 05:02
Eskiden “türban, başörtüsü, örtünme” denildiği zaman muhalif seslerin nereden geldiğini biliyor ve buna artık alışmış gibiydik.

Baş örtme ile sosyal hayat arasında alaka kuramadığından kafa karışıklığı yaşayan, böyle olduğu için de bu durumun ortadan kalkmasının yegâne yolunun yasaklamaktan geçtiğini savunan insanların tepki ve reflekslerini çözümlemekte zorluk çekmiyorduk.

Din ile tesettür arasındaki ilgi bağını göz ardı ederek tavsiyeler sıralamaktan da geri durmuyordu bu gruplar. En çok önerdikleri baş bağlama tarzı, Anadolu kadınının, babaannelerimizin bağlayış biçimiydi.

Her fırsatta modernliği ve çağdaşlığı ağızlarından düşürmeyen bu insanların tesettürlü hanımlar söz konusu olduğunda nasıl yan çizip çark ettiklerini, nasıl birden eski tarz geleneksel biçimlerden medet umduklarını şaşkınlıkla izleyip durduk.

Ne Nilüfer Göle’nin Modern Mahrem tezleri ne de İkinci Cumhuriyetçilerin özgürlükçü ve rahatlatıcı açıklamaları fayda etmiyordu. Hâlbuki örtünmeyen bayanların giyinmedikleri şey örtülü bayanları nasıl ilgilendirmiyorsa, örtülü bayanların giydikleri örtünmeyenleri hiç ama hiç ilgilendirmemesi gerekir.

Ne yazık ki bu tartışma hiç hızını kesmediği gibi insan hakları sınırını ve etik boyutları aşarak günümüze kadar geldi.

Örtülü bayanların örtünme biçimi artık bireysel sorumluluklarının sınırının ötesinde, neredeyse bir kamu meselesi hatta cemaat sorunu haline gelmiş durumda.

Gün geçmiyor ki bu konuda birileri örtülü kadınların örtünme biçimleriyle ilgili haddini aşan bir yazı yazmış olmasın. Yok efendim ‘kadınlara kızlara bir haller oluyormuş’ şikayetinden tutunuz da, örtüye en fazla zararı örtünen kadınların verdiği iddiasına varıncaya kadar abartılı yorumlar almış başını gidiyor.

Bu eleştiri ve yorumları okuyan dışarıdan birisi, İslam’ın sadece kadınların sorumluluğunda bir din olduğunu sanır. İfrata varan eleştirilerin ana sebebi, tesettürün amacının ne olduğu konusunda insanımızın hala bulanık düşünce ve sathi anlayıştan kurtulmamış olmasıdır.

Kadınların örtünmesinin sakınmayı ve sakınılmayı sağlamanın dışında metafizik bir sebebi olduğunu göz ardı ettiğimizde ne kadar mazbut giyinirlerse giyinseler kadınların örtünmesinde mutlaka bir pürüz bulunacaktır. Zaten arandıktan sonra –ki örtüde pürüz aramak da bir çeşit soyma biçimidir- illa ki bir pürüz bulunur.

Açık arayan, aradığının bir fazlasıyla açık bulur. Önemli olan tesettürün hikmetine uygun davranmak, yani bakışı çevirmek, pürüzü gizlemek, ayıbı örtmektir.

Bütüncül baktığımızda tesettürün gözden kaybolmak gibi bir hedefe matuf olmadığı görülecektir. Bakılan kadar bakan kişinin de setr üzerinde payı vardır. İslam’ın hiçbir döneminde örtünen kadınlar içten ve dıştan bu denli prese alınıp rencide edilmiş değildir.

Bir Müslüman kadın kendi örtünüş biçimini idealize edip diğer örtünme biçimlerini çizgi dışı addedip karikatürize etmesi en başta tesettürün ruhuna terstir. Zira örtülü olan bedende örtülü olmayan ya da ne kadar örtünse de yine bir şeylerin açık kaldığı yerleri işaret ve ifşa etmek bilmeden nazarları teyakkuza geçirmektir.

Nur Suresi 31. ayeti bir kez daha okursak örtünmenin sadece kişisel örtünmeden ibaret olmadığını anlamakta zorlanmayız.

“Mümin kadınlara da söyle gözlerini bakılması yasak olandan çekinsinler. İffetlerini korusunlar, süslerini kendilerinden görülen kısmı müstesna açmasınlar, başörtülerini yakalarının üstüne salsınlar.”

“Buradaki kendiliğinden görülen yerler” ifadesi kadının eli ve yüzü olduğu kadar boyu posu ve endamıdır da. Yani bir kadın eğer uzun boylu ise erkeklerin dikkatini çekmemek için kambur durması gerekmez.

Müslüman kadının örtünmesini Müslüman erkeğin nazarlarına karşı bir önlem noktasına indirgediğimizde, işin içinden çıkmamız mümkün olmayacaktır. Müslüman erkek yabancı bir kadının bedeninden bir noktayı görür görmez feleğini şaşırıp şirazesini yitirecek kadar erdem yoksunu mudur ki!

Mesture hanımlara sınır noktalarını hatırlatanlar aynı şekilde Müslüman erkeklere de “destur ey mestur!” diyebiliyorlar mı acaba?
EMEĞİNE SAĞLIK ALLAH RAZI OLSUN ..........

efşan
20-12-2007, 16:16
allah razı olsun kardeşim ya genelde uygun görülmeyen bağlama sitilini yapıyorum malesef:(inşallah daha dikkat edicem

tamer erdoğan
30-12-2007, 16:53
allah emegi geçen hekezden razı olsun

cecen123
11-01-2008, 16:53
ağzınıza sağlık.anlatım çok güzel.allah tüm mümünlerden razı olsun

kimyager38
30-01-2008, 15:25
ALLAH Razı Olsun sizlerden ...

abdullah çolak
14-02-2008, 17:56
Esselamun aleykum kardaş Allah bu konuyu yazan kardeşimizden razı olsun

abdullah çolak
14-02-2008, 18:03
Başörtüsü bir bez parçası diyen din kardeşlerimizi Allah ıslah etsin Başörtüsü Allahın bir
emridir Başörtüsünün büyük bir maneviyatı vardır.

abdullah çolak
14-02-2008, 18:10
Önce Nur suresi 31. Ayete bakalım..
Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunanlar (köleleri), erkeklerden, ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi vb. tâbi kimseler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar (Dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler). Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.
Burada görüldüğü gibi, "Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler." ibaresi yer almaktadır ancak, bu ibarede baş örtüleri örtülürken yüz açık kalacak ya da kapanacak şeklinde bir tarif yoktur. bu ayettede anlatıldığı gibi başörtüsü şöyle giymeli böylegiymeli deme hakkını nerde buluyorlar açıkça ayette belirtilmiştir Allah bütün müslümanlardan razı olsun sağlıcakla kalın

gururlanma insan
14-02-2008, 18:53
Allah Razi Olsun Ne Diyelim

gururlanma insan
14-02-2008, 18:54
Kendinize Iyi Bakin

hemsin_sa
23-02-2008, 08:06
Allah Razi Olsun Hepsi Birbirinden Yararli Bilgiler. Allah O Bilgiler Işiğinda Yaşamayi Nasip Etsin...

şevval_nur
23-02-2008, 14:12
aşka mecnun kardeşim ellerine sağlık rabbim razı olsun.
güzel paylaşımların var.

ben peruk meselesine takılıyorum.tanıdığım kamuda çalışmak zorunda kalan insanlar var ve peruk kullanıyorlar.aileleri pek destek olmuyor başörtün var gitme çalışma demiyorlar bu durumdaki kardeşlerim için caiz olan bir tarafı var mı acaba?

arkadaşlarım sizden de destek bekliyorum bu konuda

hayırlı günler

efe mert
08-05-2008, 22:38
allah razı osun diyecek kelime bulamıyorum boşuna yaşıyoruz

filiz.k
19-05-2008, 18:22
Selamun aleykum, Aska mecnun,

Paylasiminiz için tesekkur ederim, müslüman kadin olarak dikkat etmemiz gerektigini ve dinimizi en iyi sekilde temsil etmemiz gerektiginin farkindayim,
fakat
bas baglama konusunda bu sekilde kategorize etme hakkimiz var mi? neyin dogru neyin yanlis oldugunu, hangi rengin, hangi kumasin kullanilmasi gerektigini,izar mi (yobaz??) pardüsümü (siyasi simge?)yoksa ceket mi(çok batil??) ???
, ben Fransa'da yasiyan bir Türk bayanim, ve dogal olarak türkler gibi basörtü bagliyorum ve kesinlikle bu tarz bas baglama seklinin mutlak dogru olani oldugunu söylemiyorum , söyliyemem de, buna kesinlikle hakkim yok; sadece benim kültürüme iliskin bir seçim oldugunu düsünüyorum.
Ayni sekilde herkesin hassassiyetine saygi duyuyorum, insan kendisini nasil Allah'a yakin hissediyorsa öyle olmasi gerektigini düsünüyorum
Fransa nin mülti etnik yapisi dolayisiyla bir çok yabanci kökenli müslüman topluluklar mevcut ,ve her topluluk kendi kültürüne göre bas baglama biçimleri var ,bu çok dogal bir durum, bu nedenle hiç kimseyi yargilama hakkimiz olmadigini düsünüyorum.

Sudi arabistanli veya iranli bir bayana sorsaniz türk kadinlarin çok renkli giyindiklerini ve bunun çok cazibeli oldugu için yanlis oldugunu düsünürler.
Kuzey Afrikali kadinlar da ayni sekilde sokaklarda(renk ve degisik basbaglama nedeniyle) türk bayanlarinin defile yaptiklarini beyan ederler.Bunlari çoook duydum, ve de üzüldüm.
Türk bayanlara gelince sadece Türklerin en iyi sekilde islamiyeti temsil ettiklerini düsünürler diger topluluklarin yobaz olduklarini beyan ederler!!



Kuran Kerim evrensel'dir bunu sakin untumuyalim,

lütfen farkliliklara saygi duyalim!!

üstünlük ancak takvadadirve kimin takvali oldugunu sadece mevlamiz bilir

Kalplerimizin içerigini sadece Allah bildigi için hiç kimseyi yargilamiyalim

tövbekar_terzi
20-06-2008, 15:59
allah Cc Emek Veren Tüm Kardeşlerimizden Razi Olsun.
Selam Ve Dua Ile...

KADİRCAN
06-08-2009, 23:10
YORUMSUZ.....


BAŞÖRTÜSÜ BİR TAVSİYEDİR, VAZGEÇİLMEZ BİR DİNİ EMİR DEĞİLDİR.

Kuran'da başörtüsü kelimesi, büyük bölümü kadın-erkek ilişkileriyle ve bu ilişkiler çevresinde gözetilmesi gereken birtakım ahlak kurallarıyla ilgili olan surede geçer: "Kadınlar, kendiliğinden görünen yerleri dışında, cazibe ve güzelliklerini açığa vurmasınlar, bunun için, başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar" denilmiştir. (24 Nur, 31) Bu söyleyiş biçimi, ayetin emir kalıbının dışında, tavsiye kalıbında olduğunu gösterir.
Muhammed Esed, 'başörtülerini (hımar) yakalarının üzerine indirsinler' ifadesini ilk müfessirlere dayanarak şöyle açıklamıştır: "Hımar, hem İslam'dan önce, hem de İslam'dan sonra kadınların kullandıkları geleneksel başörtüsüdür. Klasik müfessirlere göre, bu başörtüsü İslam öncesi dönemde kadınlar tarafından az çok süs giysisi olarak kullanılır, uçları örtünen kadının sırtına serbestçe bırakılırdı. O günün yaygın modasına göre, kadınların giydiği gömleğin ya da bluzun önünde genişçe bir açıklık (ciyb, çoğ. cüyub) bulunur ve böylece göğüsler örtülmezdi. Göğüsteki açıklığın örtülmesinin öğütlenmesi, bu iş için mutlaka başörtüsü kullanılmasının gerektiğini ifade etmez. Fakat sadece, kadınların göğüs kısmının, örfen (yaygın kabul olarak) açık bırakılmasında sakınca olmayan yerlerden olmadığını, dolayısıyla örtülmesi ve gösterilmemesi gerektiğini ifade eder."

CEVABI BEN VEREMEM
İç çamaşırının olmadığı, üst üste giyinmenin gerekmediği bir yaşama biçimi düşünülürse, eğilip doğrulma sırasında bu açıklıktan bütün vücudun görüneceği tahmin edilebilir. Ben bu durumu da önemsiyorum. Kadınların geleneksel olarak başörtüsü kullandığı bir toplumda pratik olarak, bu örtünün öne çekilmesi ile gerçekleşiverecek bir örtünme tavsiye edilmiştir. Başörtüsünün geleneksel olarak başta bulunmadığı yaşama biçimlerinde, örtünmesi gereken yerler, diğer giysilerle örtülebilir. En önemli ayrıntı ise, tefsircilerin hür ve köle kadın kıyafetini ayırmış olmalarıdır. Tefsirciler ve fıkıhçılara göre köle statüsündeki mümin kadınlar için, ne dış giysi ne de başörtüsü söz konusudur. Onların örtünme hükmü erkeklerinki gibi, göbekle diz arasıdır, yani kadınlık organını önden ve arkadan örtecek kadardır. Eğer başörtüsü, Allah'ın çağlar ve toplumlarüstü değişmez emri olsaydı, köle kadınlara niçin uygulanmamıştı? Onlar Müslüman mı değildi, yoksa kadın mı değildi? Hem Müslüman hem kadın olduklarına göre, toplumlar ve çağlarüstü, değişmez dini emir olma iddiası temelinden sarsılmaktadır. Allah bir şeyi öğütlüyorsa bütün kulları için öğütlüyor, emrediyorsa bütün kulları için emrediyor. Allah için kulları arasında fark yoktur: Kadın kadındır, Müslüman Müslüman'dır. Tek fark takvalarındadır, ondan ötesi örftür, adettir.
Son olarak, Din işleri Yüksek Kurulu üyeliğinden emekli Fahri Demir'in görüşlerine yer vereceğim. Fahri Demir, bu alandaki doktora tezinin bulgularına dayanıyor ve "Başörtüsü emrinin vücup (gereklilik) için olduğunda icma (fikir birliği) vardır" görüşüne itiraz ediyor. "Ben şimdiye kadarki araştırmalarımdan şu kanaate varmış bulunuyorum ki, örtünme emri irşadi (uyarıcı) bir emirdir. Başkasını tahrik etmeme, günaha sokmama, fitneye sebep olmama, kendisini ezadan, sarkıntılıktan, fitneden koruma tavsiyesidir."
Alıntılar verdiğim araştırma sonuçları gösteriyor ki, başörtüsü, bir dünya işidir, bir tavsiyedir, vazgeçilemez bir dini emir (farz veya vacip) değildir.


PROF.DR. BEYZA BİLGİN

Diyanet İşleri Başkanlığı
Yüksek İslam Konseyi Üyesi

mirvaha
07-08-2009, 02:12
YORUMSUZ.....


BAŞÖRTÜSÜ BİR TAVSİYEDİR, VAZGEÇİLMEZ BİR DİNİ EMİR DEĞİLDİR.

Kuran'da başörtüsü kelimesi, büyük bölümü kadın-erkek ilişkileriyle ve bu ilişkiler çevresinde gözetilmesi gereken birtakım ahlak kurallarıyla ilgili olan surede geçer: "Kadınlar, kendiliğinden görünen yerleri dışında, cazibe ve güzelliklerini açığa vurmasınlar, bunun için, başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar" denilmiştir. (24 Nur, 31) Bu söyleyiş biçimi, ayetin emir kalıbının dışında, tavsiye kalıbında olduğunu gösterir.
Muhammed Esed, 'başörtülerini (hımar) yakalarının üzerine indirsinler' ifadesini ilk müfessirlere dayanarak şöyle açıklamıştır: "Hımar, hem İslam'dan önce, hem de İslam'dan sonra kadınların kullandıkları geleneksel başörtüsüdür. Klasik müfessirlere göre, bu başörtüsü İslam öncesi dönemde kadınlar tarafından az çok süs giysisi olarak kullanılır, uçları örtünen kadının sırtına serbestçe bırakılırdı. O günün yaygın modasına göre, kadınların giydiği gömleğin ya da bluzun önünde genişçe bir açıklık (ciyb, çoğ. cüyub) bulunur ve böylece göğüsler örtülmezdi. Göğüsteki açıklığın örtülmesinin öğütlenmesi, bu iş için mutlaka başörtüsü kullanılmasının gerektiğini ifade etmez. Fakat sadece, kadınların göğüs kısmının, örfen (yaygın kabul olarak) açık bırakılmasında sakınca olmayan yerlerden olmadığını, dolayısıyla örtülmesi ve gösterilmemesi gerektiğini ifade eder."

CEVABI BEN VEREMEM
İç çamaşırının olmadığı, üst üste giyinmenin gerekmediği bir yaşama biçimi düşünülürse, eğilip doğrulma sırasında bu açıklıktan bütün vücudun görüneceği tahmin edilebilir. Ben bu durumu da önemsiyorum. Kadınların geleneksel olarak başörtüsü kullandığı bir toplumda pratik olarak, bu örtünün öne çekilmesi ile gerçekleşiverecek bir örtünme tavsiye edilmiştir. Başörtüsünün geleneksel olarak başta bulunmadığı yaşama biçimlerinde, örtünmesi gereken yerler, diğer giysilerle örtülebilir. En önemli ayrıntı ise, tefsircilerin hür ve köle kadın kıyafetini ayırmış olmalarıdır. Tefsirciler ve fıkıhçılara göre köle statüsündeki mümin kadınlar için, ne dış giysi ne de başörtüsü söz konusudur. Onların örtünme hükmü erkeklerinki gibi, göbekle diz arasıdır, yani kadınlık organını önden ve arkadan örtecek kadardır. Eğer başörtüsü, Allah'ın çağlar ve toplumlarüstü değişmez emri olsaydı, köle kadınlara niçin uygulanmamıştı? Onlar Müslüman mı değildi, yoksa kadın mı değildi? Hem Müslüman hem kadın olduklarına göre, toplumlar ve çağlarüstü, değişmez dini emir olma iddiası temelinden sarsılmaktadır. Allah bir şeyi öğütlüyorsa bütün kulları için öğütlüyor, emrediyorsa bütün kulları için emrediyor. Allah için kulları arasında fark yoktur: Kadın kadındır, Müslüman Müslüman'dır. Tek fark takvalarındadır, ondan ötesi örftür, adettir.
Son olarak, Din işleri Yüksek Kurulu üyeliğinden emekli Fahri Demir'in görüşlerine yer vereceğim. Fahri Demir, bu alandaki doktora tezinin bulgularına dayanıyor ve "Başörtüsü emrinin vücup (gereklilik) için olduğunda icma (fikir birliği) vardır" görüşüne itiraz ediyor. "Ben şimdiye kadarki araştırmalarımdan şu kanaate varmış bulunuyorum ki, örtünme emri irşadi (uyarıcı) bir emirdir. Başkasını tahrik etmeme, günaha sokmama, fitneye sebep olmama, kendisini ezadan, sarkıntılıktan, fitneden koruma tavsiyesidir."
Alıntılar verdiğim araştırma sonuçları gösteriyor ki, başörtüsü, bir dünya işidir, bir tavsiyedir, vazgeçilemez bir dini emir (farz veya vacip) değildir.


PROF.DR. BEYZA BİLGİN

Diyanet İşleri Başkanlığı
Yüksek İslam Konseyi Üyesi

hani mason can daha dun Islamda ruhban sinifi yok lafini carpitip agzinizda sakiz etmistiniz ?? bugun size yeni laf ezberletildi papaganlar gibi tekrar etmeyi devam ediyorsunuz (hic okuman yazman yok ya? hic dusunmezsin ya ne ezberletseler onu otuyorsun )
satin aldiginiz , rahiplerden bir farki kalmamislardan alintilar yapiyorsunuz - trajikomedisin sen

ilk-nur
22-09-2009, 22:44
açıklamalar için çok sağolun,

şu özenti ile ilgili bir şeyv aklıma takıldı. kol kola eşlerin yürümesi men edilmiş. bu durum özenti midir gerçekten? bu ifadeye o eşlerin el ele yürümesi de dahil midir peki?

yani sokakta eşler, birbirlerinin birbirlerine ait olduğu izlenimi vermelerinde ne sakınca olabilir?

ishakyakup
05-10-2009, 10:41
YORUMSUZ.....


BAŞÖRTÜSÜ BİR TAVSİYEDİR, VAZGEÇİLMEZ BİR DİNİ EMİR DEĞİLDİR.

Kuran'da başörtüsü kelimesi, büyük bölümü kadın-erkek ilişkileriyle ve bu ilişkiler çevresinde gözetilmesi gereken birtakım ahlak kurallarıyla ilgili olan surede geçer: "Kadınlar, kendiliğinden görünen yerleri dışında, cazibe ve güzelliklerini açığa vurmasınlar, bunun için, başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar" denilmiştir. (24 Nur, 31) Bu söyleyiş biçimi, ayetin emir kalıbının dışında, tavsiye kalıbında olduğunu gösterir.
Muhammed Esed, 'başörtülerini (hımar) yakalarının üzerine indirsinler' ifadesini ilk müfessirlere dayanarak şöyle açıklamıştır: "Hımar, hem İslam'dan önce, hem de İslam'dan sonra kadınların kullandıkları geleneksel başörtüsüdür. Klasik müfessirlere göre, bu başörtüsü İslam öncesi dönemde kadınlar tarafından az çok süs giysisi olarak kullanılır, uçları örtünen kadının sırtına serbestçe bırakılırdı. O günün yaygın modasına göre, kadınların giydiği gömleğin ya da bluzun önünde genişçe bir açıklık (ciyb, çoğ. cüyub) bulunur ve böylece göğüsler örtülmezdi. Göğüsteki açıklığın örtülmesinin öğütlenmesi, bu iş için mutlaka başörtüsü kullanılmasının gerektiğini ifade etmez. Fakat sadece, kadınların göğüs kısmının, örfen (yaygın kabul olarak) açık bırakılmasında sakınca olmayan yerlerden olmadığını, dolayısıyla örtülmesi ve gösterilmemesi gerektiğini ifade eder."

CEVABI BEN VEREMEM
İç çamaşırının olmadığı, üst üste giyinmenin gerekmediği bir yaşama biçimi düşünülürse, eğilip doğrulma sırasında bu açıklıktan bütün vücudun görüneceği tahmin edilebilir. Ben bu durumu da önemsiyorum. Kadınların geleneksel olarak başörtüsü kullandığı bir toplumda pratik olarak, bu örtünün öne çekilmesi ile gerçekleşiverecek bir örtünme tavsiye edilmiştir. Başörtüsünün geleneksel olarak başta bulunmadığı yaşama biçimlerinde, örtünmesi gereken yerler, diğer giysilerle örtülebilir. En önemli ayrıntı ise, tefsircilerin hür ve köle kadın kıyafetini ayırmış olmalarıdır. Tefsirciler ve fıkıhçılara göre köle statüsündeki mümin kadınlar için, ne dış giysi ne de başörtüsü söz konusudur. Onların örtünme hükmü erkeklerinki gibi, göbekle diz arasıdır, yani kadınlık organını önden ve arkadan örtecek kadardır. Eğer başörtüsü, Allah'ın çağlar ve toplumlarüstü değişmez emri olsaydı, köle kadınlara niçin uygulanmamıştı? Onlar Müslüman mı değildi, yoksa kadın mı değildi? Hem Müslüman hem kadın olduklarına göre, toplumlar ve çağlarüstü, değişmez dini emir olma iddiası temelinden sarsılmaktadır. Allah bir şeyi öğütlüyorsa bütün kulları için öğütlüyor, emrediyorsa bütün kulları için emrediyor. Allah için kulları arasında fark yoktur: Kadın kadındır, Müslüman Müslüman'dır. Tek fark takvalarındadır, ondan ötesi örftür, adettir.
Son olarak, Din işleri Yüksek Kurulu üyeliğinden emekli Fahri Demir'in görüşlerine yer vereceğim. Fahri Demir, bu alandaki doktora tezinin bulgularına dayanıyor ve "Başörtüsü emrinin vücup (gereklilik) için olduğunda icma (fikir birliği) vardır" görüşüne itiraz ediyor. "Ben şimdiye kadarki araştırmalarımdan şu kanaate varmış bulunuyorum ki, örtünme emri irşadi (uyarıcı) bir emirdir. Başkasını tahrik etmeme, günaha sokmama, fitneye sebep olmama, kendisini ezadan, sarkıntılıktan, fitneden koruma tavsiyesidir."
Alıntılar verdiğim araştırma sonuçları gösteriyor ki, başörtüsü, bir dünya işidir, bir tavsiyedir, vazgeçilemez bir dini emir (farz veya vacip) değildir.


PROF.DR. BEYZA BİLGİN

Diyanet İşleri Başkanlığı
Yüksek İslam Konseyi Üyesi


"Hacı hacı'yı arar mekkede bulur, sapık sapığı arar dakka'da bulur"

demişler ya; boşuna dememişler..
nasılda kendiniz gibi olanları hemencecik buluyorsunuz.. dakka bile çekmiyor..zırtonun biri başörtüsü emir değil demiş.. işinize geldiği için hemen peşine düşmüşsünüz..
"başörtüsü farzdır, emirdir" diyen binlerce alim yüzlerce müfessir vardır fakat hiçbirini görmez ancak böyle din yamyamlarını görürsünüz..

Ne diyelim..hidayet bir elbise değil ki sizede giydirelim de kurtulun..
ALLAH c.c. ancak dilediğini hidayet'e erdirir..

ferahhfeza
05-10-2009, 10:45
ishakyakup bey kardeşim ..

rica ediyorum .. mesajlarda usluplarda dikkat etsek iyi olur diyorum .. : )

selam ve dua ile

ishakyakup
05-10-2009, 11:00
ishakyakup bey kardeşim ..

rica ediyorum .. mesajlarda usluplarda dikkat etsek iyi olur diyorum .. : )

selam ve dua ile

Şimdi dikkat ettim, Hakikat şu ki hata yapmışım..

"İt" benzetmesi iyi olmamış.. haksızlık olmuş..

Hiç bir günahı olmayan, ALLAH'a hiç isyan etmeyen Bu Mahluklara olan kinayeli hakaretimden dolayı bütün Köpeklerden Özür diliyorum..

ferahhfeza
05-10-2009, 11:04
o halde o hayvancıklara haksızlık olmasın ve ben silivereyim o kelimeleri .. : )

sizin uygun sözcükleri yazarsınız ..

selam ve dua ile kardeşim ..

not: kardeşim anlıyorum sizi bazen tahammülünüzü zorlayan şeylerle karşılaşıyorsunuz ama her tahammülü aşan böyle kelimeler yazarsa . karşıdaki kişi bunun bir katı fazla cevap verirse ve bu böyle sürüp giderse .. size soruyorum olurmu ..

ishakyakup
05-10-2009, 11:14
o halde o hayvancıklara haksızlık olmasın ve ben silivereyim o kelimeleri .. : )

sizin uygun sözcükleri yazarsınız ..

selam ve dua ile kardeşim ..

not: kardeşim anlıyorum sizi bazen tahammülünüzü zorlayan şeylerle karşılaşıyorsunuz ama her tahammülü aşan böyle kelimeler yazarsa . karşıdaki kişi bunun bir katı fazla cevap verirse ve bu böyle sürüp giderse .. size soruyorum olurmu ..

Olmaz tabi ki..

o yüzden sitede yönetim var.. yamuk yumuk yazanı islam dışı yazanı hemen paketleyeceksiniz ki ortam gerilmesin..

bu herifin ilk mesajından ne olduğunu anlamıştık acizane.. selam ben geldim diye bir konu açmıştı bakın oraya ne yazmışız..?

fakat halen daha bu adam yazar ve çizer.. ne yapalım bizde buna islami delilmi getirelim... tektir ile uslanmayanın hakkı kötektir..

hanımefendi kardeşim bu iflah olmaz bir zattır..kovun ve pisliklerini silin.. olsun bitsin..

Selamün aleyküm..

M.ÖZDEMİR
05-10-2009, 16:13
Başörtüsü ve giysi resimlerini verirken adresi de verin ki reklam tam olsun

ibra
05-10-2009, 16:44
Başörtüsü ve giysi resimlerini verirken adresi de verin ki reklam tam olsun

Ayıp ya Abi ne güzel yararlı bi konu açmış, faydalanalım diye hatta sorularımızı cevapluyor sen ne diyorsun.

Aşkâ Mecnun , Allah razı olsun .

İLK VAHİY
04-01-2010, 16:59
Hanımın Dışarda Kocasının Koluna girmesi;

Allah Resulü buyuruyor; "Şüphesiz ki siz, bir gün gelecek önceliklerin yoluna karşı karşısına, santimi santimine uyacaksınız. Hatta onlardan biri daracık kertenkele deliğine girecek olsa, sizde onaözenerek girmeye çalışacaksınız."Ashap sordu: "Ey Allah'ın Elçisi! Bizden önceki milletler den maksat yahudilerle Hıristiyanlar mı?"
Allah Resulü: "Onlardan başka kim olacak" buyurdu.(184)

Yine Allah Resulü buyuruyor. "Kim kendini bir millete benzetirse o millettendir. Kim bir milletin yaptığı işi yaparsa, o millettendir."Yine "Kim islam'da olmayan bir iş yaparsa o işi İslam reddeder."buyurmuştur.(184)

Hanımın kocasının koluna girmesi bizim adetimiz değildir. Biz Büyüklerimizden böyle birşey görmedik. Bu, tamamen batıdn bize gelen bir adet. Adet olsun, moda olsu, birbirimize benzeyiş olsun diye kadının kocasının koluna girmesi doğru değildir.Ancak hastalık olduğu zaman veya kalabalık bir ortamda korumak için, yardımcı olmak maksadıyla kadın kocasının koluna girebili...



Kadının kocasının koluna girmesi nasıl ötekilere benzemekle örtüşüyor anlayamadım.
Allah rasulunun(s.a.s) işaret buyurduğu benzemek çok farklı ki bu doğrultu da vahiy Bakara suresiyle bizleri tafsilatıyla bilgilendirmekte ve uyarmakta.
"Hanımın kocasının koluna girmesi bizim adetimiz değildir. Biz Büyüklerimizden böyle birşey görmedik. Bu, tamamen batıdn bize gelen bir adet."
Bu cümleden de anlaşılacağı üzere örften bahsedilmekte.Örfi tezahürler İslamın içine dahil edilemez.
Paylaşımınız için teşekkürler....