Teşekkür edenler Teşekkür edenler:  0
Beğenenler Beğenenler:  0
Beğenmeyenler Beğenmeyenler:  0
1 den 3´e kadar. Toplam 3 Sayfa bulundu

Konu: KERBELA

  1. #1
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 27.01.07
    Mesajlar: 3
    Teşekkür ve Beğeni

    KERBELA

    Bitmeyen bir yas, bitmeyen bir diriliştir Kerbela.

    Kaleleri kin, düşüncesi zehir olanlara,

    bir kırmızı güldür Kerbela.



    Ey şehidi Ey şüheda! Adına adanmış bir yerdir Kerbela.

    Ey minik Ruğayya!

    Fırat’ın susuzluktan yandığı bir gündür, Kerbela.



    Yarabbi! içime akıtğım bir öfkedir Kerbela.

    Ey insanlık! Unuttukça onu

    Sizi mahkûm eden bir dildir Kerbela.



    Bir cana bin canla ödül verildiği yerdir Kerbela.

    Elleri bağlı Abbas’ımın canını,

    Canana feda ettiği candır Kerbela.



    Her gün aşura! her yer Kerbela

    Nidası ile insanlığın

    İmtihan edildiği yerdir Kerbela.



    Ey kutsal şehir! Ey Peygamber şehri Mekke! Nerde Kerbela?

    Ey kutsal dinin ümmeti! Nerde Peygamber reyhanı?

    nerde Kerbela.?



    Ey Zeyneb! her yerde seni sordum. O sana kardeşini sormuş Kerbela.

    Hıçkırık var Zeyneb geçtiğin her yerde, bir nida var dillerde

    adı Kerbela.



    Ey Şam! Ver küçük şehidimi götüreyim bekler onu Kerbela.

    Ey Zeyneb! Ey yaralı ana! Seni bile vermediler

    Her gün ağlar sana Kerbela.



    Ey pazarlık konusu Mısır! Ey satılık saltanat! Sen gittin bak! baki olan Kerbela.

    Ey Kudüs! Şahit ol! Şahit ol! Dedesi şahitti sana,

    Ağlıyor bak Kerbela.



    Koynuma sığmayan bir yarsın Kerbela.

    Seni mahkûm etmişler sanma,

    Tarihe sığmayan bir yersin Kerbela.



    Irmaklar içinde susuz kalmış yavrular var sinende! Kerbela.

    Sonra senin bedeninde dirilmişler,

    yas tutan gözler ey Kerbela.!



    Çadırları yakan eller yansın

    Yansın seni O mübarek baştan ayıranlar

    Yansın Kerbela.!



    Ey Ebul Fazl! Ne görkemli bakıyorsun ağabeyine. İkinize de Kerbela.

    Ne şanslısın ki:

    Cennet koynunda yatıyor ey şanlı Kerbela.



    Peygamber ağlamış toprağına ey Kerbela. !

    Sana canını emanet etmiş

    Ne şanslısın Kerbela.



    Peygamber adını anmış Fatma’nın kulağına, ey Kerbela.!

    Fatma’nın dudağından çıkmış ya adın

    varsın bir feryat olsun ey Kerbela.!

    Resul senin koynuna vermiş, gözünün nurunu ey Kerbela!

    .Hor görüleni bağrına basıp,

    Bağrından vurulmuşun Kerbela

    İnsanlar bugün çok zeliller gör ey Kerbela!

    Rengârenk olmuş ümmet, bir imtihansın

    İnsanlara Kerbela!



    Tarihin unutamadığı kapkara bir ansın Kerbela!
























    KISACA KERBELA OLAYI


    Yezid, babası tarafından Müslümanların başına halife tayin edildiği günden itibaren İslam’ın esası ciddi bir şekilde tehlikeye maruz kaldı. Muaviye, Hicretin 95. yılında oğlu Yezid’i kendisinden sonra halife olarak tayin etmeye karar verdi. Böyle bir işin gerçekleşmesinden emin olmak için kendisi daha hayatta iken, oğlu Yezid’e halktan biat almak istedi ve herkesten önce kendisi, oğlu Yezid’e biat etti.[1][6]

    İbn-i Sa’d, Tabakat’ında şöyle yazıyor: Hüseyin bin Ali, Yezid’e biat etmeyen şahıslardandı. Sonra şöyle ekliyor: Muaviye hicretin 60. yılında öldüğünde oğlu Yezid hilafet makamına oturdu, halk da ona biat etti.

    Sonra Yezid Medine’nin hakimine şöyle bir mektup yazdı: “Halkı çağırarak onlardan biat al. İlk önce Kureyiş’in büyüklerinden başla; onların ilki de Hüseyin bin Ali olsun.” [2][7]

    Medine’nin hakimi, İmam Hüseyin’den biat almak isteyince, İmam Hüseyin (a.s) cevabında şöyle buyurdular:

    “Biz, nübüvvet Ehl-i Beyt’i ve risalet madeniyiz. Yezid ise fasık, şarap içen ve adam öldüren birisidir. Benim gibi birisi onun gibi bir kimseye biat etmez...” [3][8]

    İmam (a.s) başka bir sözünde de şöyle buyuruyor: “Artık İslam’la vedalaşmak gerekir; çünkü ümmet Yezit gibi bir yöneticiye duçar olmuştur ...” [4][9]

    Mes’udî şöyle yazıyor: Yezit, ayyaş birisi idi; köpek, maymun ve avcı kuşları besliyordu; içki içiyordu ... Onun zamanında, Mekke ve Medine’de şarkı ve ğina yaygınlaşmış, halk açıkça içki içmeye başlamıştı.

    Onun halka karşı davranışları hakkında da şöyle yazıyor: Firavun, halkın işi hususunda ondan daha adil, yakın ve uzak insanlar hakkında ise ondan daha insaflı idi.[5][10]

    * * *

    İmam Hüseyin (a.s), Medine’nin ortamını karışık görünce, o şehirde kalmayı câiz bilmeyip hicretin 60. yılı Recep ayının sonuna iki gün kala; pazar günü ailesi ve dostlarıyla birlikte Mekke’ye doğru hareket etti.[6][11]

    İmam Hüseyin (a.s), hareketinin hedefini, kardeşi Muhammet bin Haneffiye’ye yazdığı bir vasiyette şöyle açıklamıştır: “...Ben azgınlık, makam, fesat ve zulüm yapmak için Medine’den ayrılmadım. Ben ceddimin ümmetini ıslah etmek, iyiliği emretmek kötülükten sakındırmak, ceddim Resulullah (s.a.a) ve babam Ali bin Ebi Talib’in yolunda gitmek için o şehirden ayrıldım...” [7][12]

    İmam Hüseyin (a.s), Şaban ayının üçüncü gününün Cuma akşamı (yani beş gün sonra) Mekke-i Mükerreme'ye vardı.[8][13]

    * * *

    Kufe halkı, Muaviye’nin ölümünü ve İmam Hüseyin (a.s)’ın Yezid’e biat etmekten kaçındığını öğrendiklerinde pek çok mektuplar yazıp imzalayarak İmam Hüseyin’i Kufe’ye davet ettiler.[9][14]

    Onlar mektuplarında İmam (a.s)’a şöyle yazdılar: “Biz senin yolunu bekliyoruz, kimseye biat etmemişiz, senin yolunda can vermeye hazırız, senin için onların Cuma ve cemaat namazlarına katılmıyoruz.” [10][15]

    İmam Hüseyin (a.s), Kufe halkının isteklerine olumlu cevap vererek, Ramazan ayının yarısında, Muslim bin Akil’i Kufe’ye gönderdi. Muslim’i Kufeye gönderdiğinde ona şöyle buyurdu: “Kufe halkının yanına git, eğer yazdıkları doğru olursa, sana kavuşmamız için bize haber gönder.” [11][16]

    Muslim, Şevval ayının beşinci günü Kufe’ye vardı. Onun Kufe’ye gelme haberi, şehirde yayılınca on iki bin kişi, diğer bir görüşe göre ise on sekiz bin kişi onun vasıtasıyla İmam Hüseyin (a.s)’a biat ettiler. O bu durumu İmam Hüseyin’e bildirerek İmam’ın Kufe’ye gelmesini istedi.[12][17]

    Kufe’de yaşanan olayların haberi Yezid’e ulaşınca, Yezid ilk etapta Kufe’nin hakimi olan Numan bin Beşiri azledip Ubeydullah Bin Ziyad’ı onun yerine atadı[13][18] ve Muslim bin Akil’i yakalatıp öldürülmesini emretti.[14][19] Diğer taraftan da, İmam Hüseyin (a.s)’ı, Mekke’de gafil avlayıp öldürmek için kendi adamlarını seferber etti.

    İmam Hüseyin (a.s) bu komplodan haberdar olunca, Allah(c.c.)'ın evi Kabe'nin kutsiyet ve hürmetini korumak için, hac amellerini aceleyle bitirip, hicretin 60. yılı Zilhicce ayının sekizinci günü Mekke’den ayrılarak Irak’a doğru hareket etti.[15][20]

    İbn-i Abbas, Kerbela vakıasından sonra bir mektubunda şöyle yazıyor: “Şunu hiçbir zaman unutmayacağım ki, sen Hüseyin bin Ali’yi Peygamberin hareminden (Medine’den) Allah’ın haremine (Mekke’ye) sürdün, orada da onu gafil avlayıp öldürmek için, bazı adamlarını gizlice gönderdin. Sonra onu Allah’ın hareminden Kufe’ye sürdün. Hz. Hüseyin, Batha’nın (Mekke’nin) en aziz insanı olmasına rağmen üzgün bir şekilde Mekke’den ayrıldı. Eğer Mekke’de kalarak orada kan dökülmesini isteseydi, Mekke ve Medine halkının tümünden daha çok taraftarı olurdu. Ama o, Allah’ın evi ve Rasulullah’ın hareminin saygınlık ve ihtiramını korudu; ama sen onların hürmetini ve saygınlığını korumadın. Çünkü sen, haremde onunla savaşmak için bazı adamlarını Mekke’ye gönderdin.”[16][21]

    Ubeydullah, Muslim bin Akil’i ve ona sığınak veren Hani bin Urve’yi Kufe’de yakalayıp feci bir şekilde şehit etti.[17][22]

    Ubeydullah, İmam Hüseyin (a.s)’ın Kufe’ye geldiğini öğrenince, İmam’ın ordusunu gözetimi altında tutmak için, Hür bin Yezid-i Riyahi’nin komutasında bir orduyu “Kadisiyye” bölgesine gönderdi. Hür Bin Yezid, “Şeraf” denilen bir bölgede İmam Hüseyin (a.s)’la karşılaştı, aralarında bazı konuşmalar geçti. İmam (a.s), iki hurcun (heybe) dolusu olan Kufe’lilerin mektuplarını Hür bin Yezid’e gösterdi ve onların kendisini davet ettiklerini söyledi. Sonra kendi yoluna devam etti...

    Hicretin 61. yılı Muharrem ayının ikinci günü “Neyneva” bölgesine vardılar. Bu bölgede oldukları vakit İbn-i Ziyad’ın elçisi, Hür bin Yezid’e bir mektup getirdi. Mektubun içeriği söyle idi: “Bu mektubum sana ulaşır ulaşmaz ve elçim senin yanına gelir gelmez, Hüseyin’i baskı altına al ve onu sığınak ve suyu olmayan bir çöle sür.” [18][23]

    Hür bin Yezid, İbn-i Ziyad’ın emri doğrultusunda İmam Hüseyin (a.s)’ın kafilesini “Kerbela” denilen bölgede durdurdu. Ertesi gün Ubeydullah bin Ziyad’ın elçisi olan Ömer Bin Sa’d da dört bin savaşçıyla Kerbela’ya geldi.[19][24]

    Şunu hatırlatmak gerekir ki, Hür bin Yezid, İmam Hüseyin’nin şahadetinden önce kendi yaptığından pişman olup tövbe etti ve İmam (a.s)’ı savunmak üzere şahadete erişti.[20][25]

    Ömer bin Sa’d, Aşura gününe üç gün kala, İmam Hüseyin (a.s)’ın kafilesinin suya ulaşmaması için beş yüz süvariyi Fırat nehrini korumaları için görevlendirdi.[21][26]

    Muharrem ayının dokuzuncu günü (Tasuâ), İmam Hüseyin (a.s) ve ashabı, kamil bir şekilde düşman tarafından ablukaya alındılar; öyle ki düşman, İmam (a.s)’ın yardımına hiç kimsenin gelmeyeceğine emin olmuştu.[22][27]

    Tasua akşamı, düşman tarafından savaşın başlaması için saldırı emri verildi. İmam Hüseyin (a.s), düşmanın hareketini görünce kardeşi Abbas Bin Ali’ye şöyle buyurdu:

    “Kardeşim, -canım sana feda olsun- atına bin de onlara doğru git ve onlara; Sizin amacınız ne, ne yapmak istiyorsunuz? diye sor.”

    İmam Hüseyin (a.s)’ın kardeşi Hz. Abbas, onlarla görüşüp konuştu. Sonuçta saldırıyı yarına ertelemeyi kabul ettiler.[23][28]

    * * *

    Nihayet “Aşura” günü yetişti... Ömer bin Sa’d, otuz bin savaşçıyla saldırıyı başlattı.[24][29] Otuz iki süvari ve kırk piyadeden oluşan[25][30] İmam Hüseyin (a.s)’ın ordusu, onların saldırıları karşısında korkusuzca direnip, yiğitçe savaştılar; hem şehit verdiler ve hem de onlardan öldürdüler. İmam (a.s)’ın yaranlarından kim şehit oluyorduysa yeri boş kalıyordu, ama düşmanın ordusundan bir kişi öldüğünde yerini hemen başka birisi dolduruyordu.

    İmam Hüseyin (a.s)’ın ashabının hepsi şehit olunca, sıra İmam (a.s)’ın kendi ailesine geldi. Çünkü İmamın ashabı, biz yaşadıkça sizin ailenizin savaş meydanına gitmesini kabullenemeyiz, diye İmamın ailesinin meydana gitmesini engellemişlerdi. Onlardan savaş meydanına ilk ayak basan İmamın aziz oğlu Ali Ekber oldu.[26][31] Ondan sonra, İmam Ali (a.s)nin, İmam Hasan (a.s)ın, Cafer-i Tayyarın ve Akil’in evlatları savaş meydanına çıktılar, yiğitçe savaştıktan sonra onlar da şahadet şerbetini içtiler. Hz. Abbas Bin Ali (a.s) de savaşarak İmam Hüseyin’in evlatlarına su getirmek için gayret gösterdiği bir sırada, düşmanın kalleşçe saldırısı neticesinde, canını İmam Hüseyin (a.s)'in yolunda feda etti.

    “Aşura” gününün en hassas zamanı, Peygamber’in ciğer paresi ve Zehra’nın aziz oğlunun yardımcısız kaldığı zaman idi. Düşman ordusu, İmam’ı yalnız gördüğü için her taraftan ona saldırıyordu...

    “Aşura” günü orada bulunan Haccac bin Abdullah şöyle diyor: Allah’a ant olsun ki, oğlu, kardeşi, kardeş oğulları, akrabaları ve yaranları öldüğü halde onun (İmam Hüseyin) gibi direnişli, sebatlı, şecaatli ve yiğit birisini ben görmedim. Allah’a ant olsun ki ondan önce ve ondan sonra onun gibi birisini görmedim. İmam Hüseyin (a.s) düşman ordusuna saldırdığında, kurt korkusuyla dağılan keçiler gibi, İmam’ın sağ ve solundan öylece kaçıyorlardı... Allah’a ant olsun ki, Fatıma’nın kızı Zeynep, İmam’a taraf yaklaştı... Bu esnada Ömer bin Sa’d da İmam’ın yanına yaklaşmıştı, Zeynep, İbn-i Sa’d’a hitaben şöyle dedi: “Ebu Abdullah (İmam’ın künyesi) öldürülüyorken sen seyrediyor musun?!”

    Devamında şöyle diyor: Ömer bin Sa’d’ın göz yaşlarının yüzüne ve sakalına aktığını ve Zeynep’ten yüz çevirdiğini adeta görür gibiyim ...[27][32] Nihayet İmam Hüseyin (a.s) da o zalimlerin eliyle feci bir şekilde şehit edildi.





  2. #2
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 24.05.07
    Mesajlar: 2
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: KERBELA

    Allah razı olsun. Yanlız konuyu yanlış yere açmıssın.

  3. #3
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 21.03.07
    Yer: KOCAELİ
    Mesajlar: 1.494
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: KERBELA

    [flash=425:350] http://www.youtube.com/v/jxEYTSx6wac [/flash]

    buda benden bir katkı olsun İNŞAALLAH...

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Çörek Otunun Faydaları
    Konu Sahibi NDYZLF Forum Sağlık ve Yaşam
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 27-10-2009, 21:02
  2. Mısırlı Şeyhlerden Direnişe Köstek Olan "Fetvalar"
    Konu Sahibi whamzaw Forum Bize Ayıracak 5 (beş) Dakikanız var mı
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07-04-2009, 00:07
  3. Ölümüme Dair
    Konu Sahibi Nevin_1982 Forum Edebiyat
    Cevaplar: 15
    Son Mesaj: 24-11-2008, 17:01
  4. Bir Gencin Tövbesi
    Konu Sahibi okyanus_atlas Forum Dini Hikayeler
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 08-11-2008, 11:23
  5. babam bile unuttu anne seni
    Konu Sahibi policdemo Forum Şiirler
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 14-09-2008, 13:27

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •